Ortadoğu ve İslam coğrafyasının önde gelen 12 ülkesi, bölgesel gerilimin tırmandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da tarihi bir istişare toplantısına imza attı. Dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleşen bu zirvede, İran’ın bölge ülkelerini hedef alan saldırıları masaya yatırıldı ve Tahran yönetimine eylemlerini kayıtsız şartsız “derhal durdurma” çağrısı yapıldı.
Ne Zaman ve Nerede Gerçekleşti?
Arap ve İslam dünyasını temsilen 12 ülkenin dışişleri bakanları, artan tansiyona karşı ortak bir duruş sergilemek üzere 18 Mart 2026 tarihinde Riyad‘da buluştu. Toplantının temel amacı, İran kaynaklı saldırılara karşı kolektif bir tepki ortaya koymak ve bölgesel istikrarı korumaktı.
| Toplantıya Katılan Ülkeler | Saldırıların Hedef Aldığı Bölgeler |
|---|---|
| Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün | Azerbaycan, Körfez ülkeleri, Türkiye, Ürdün |
Saldırılar Neden ve Nasıl Kınandı?
Bakanlar, insansız hava araçları ve balistik füzeler kullanılarak sivillerin doğrudan hedef alınmasını en sert dille eleştirdi. Bu eylemlerin hiçbir mazeretle savunulamayacağı ve kasıtlı olarak gerçekleştirildiği vurgulandı. Devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa haklarının mahfuz olduğu da hatırlatıldı.
Yayımlanan bildiride açıkça kınanan ve hedef alınan sivil alanlar şu şekilde sıralandı:
- Diplomatik misyonlar
- Havalimanları
- Konutlar
- Petrol tesisleri
- Tuzdan arındırma tesisleri
İran’dan Neler Talep Edildi?
Ortak bildiride, Tahran yönetiminin bölgedeki faaliyetlerine yönelik somut adımlar atması talep edildi. Uluslararası iyi komşuluk ve insancıl hukuk ilkelerine dönülmesinin, bölgesel barış için temel şart olduğu ifade edildi. Zirvede öne çıkan başlıca beklentiler şunlar oldu:
- Saldırıların ve komşu ülkelere yönelik provokatif tehditlerin acilen son bulması.
- İran’a bağlı milis güçlerinin silahlandırılmasının, finanse edilmesinin ve desteklenmesinin sona erdirilmesi.
- Askeri kapasitenin bölge ülkeleri için bir tehdit unsuru olarak kullanılmaması.
- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 (2026) sayılı kararına harfiyen uyulması.
- Egemenlik haklarına saygı gösterilmesi ve ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi.
Deniz Güvenliği İçin Kritik Uyarı
Dışişleri bakanları, uluslararası suların güvenliğine de ayrı bir parantez açtı. Küresel tedarik zinciri ve ticaret için hayati öneme sahip olan Hürmüz Boğazı‘ndaki deniz trafiğini engelleyecek her türlü hamleden kaçınılması gerektiği belirtildi. Buna ek olarak, Bab el-Mendeb boğazında güvenliği tehlikeye atacak eylemlerden uzak durulması yönünde net bir çağrı yapılarak buralardaki istikrarın önemine dikkat çekildi.
Lübnan’a Destek, İsrail’e Kınama
Zirvede bölgesel dengelerin bir diğer önemli aktörü olan Lübnan’ın güvenlik, istikrar ve toprak bütünlüğüne verilen destek yinelendi. Ülke genelinde devlet otoritesinin tam anlamıyla tesis edilmesi ve silah tekelinin yalnızca devletin elinde bulunması yönündeki hükümet kararı memnuniyetle karşılandı. Diğer taraftan, İsrail’in Lübnan topraklarına yönelik saldırgan eylemleri ile bölgedeki yayılmacı politikaları şiddetle kınandı.
Süreç Bundan Sonra Nasıl İlerleyecek?
Toplantı sonrasında yayımlanan açıklamanın kapanışında, 12 ülkenin bölgesel gelişmeleri yakından izlemeye devam edeceği duyuruldu. Katılımcı devletler, güvenliklerini, egemenliklerini ve istikrarlarını muhafaza etmek amacıyla gerekli tüm meşru önlemleri almaya yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini, bu süreçte aralarındaki koordinasyon ve istişareyi güçlü tutacaklarını taahhüt etti.
