Türkiye, İran-ABD Geriliminde Sessiz Kahraman Oldu
Asia Times gazetesinde yayımlanan bir analize göre, ABD ve İsrail‘in İran‘a yönelik saldırılarının ardından bölgede oluşan yeni dengede Türkiye, tek bir kurşun bile atmadan stratejik avantajlar elde eden yegane aktör olarak öne çıkıyor. Gazetenin analiz yazarı Leon Hadar, Ankara‘nın uyguladığı “aktif tarafsızlık” politikasının ülkeyi modern dönemin en güçlü bölgesel konumuna taşıdığını vurguladı.
Türkiye’nin Denge Politikası ve Diplomasi Merkeziyeti
Leon Hadar, Şubat sonunda ABD ve İsrail hava kuvvetlerinin İran‘ı hedef alması üzerine Türkiye‘nin bu saldırıları uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirdiğini hatırlattı. Hadar, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu süreçte hava sahasını ABD güçlerine kapattı ve İranlı liderler için taziye dileklerini bizzat iletti,” ifadelerini kullandı. Bu insani duruşu sergilerken, Ankara aynı zamanda Tahran yönetimiyle arasına mesafe koymayı da ihmal etmedi. Leon Hadar‘a göre Türkiye, İran‘ın Körfez ülkelerine yönelik misillemelerini eleştirdi ve savaş öncesi müzakerelerin başarısızlığında Tahran‘ın uzlaşmaz tutumunu sorumlu tuttu.
Bu denge politikası, Türkiye‘ye diplomatik bir merkezilik kazandırdı. Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile kurulan dörtlü mekanizma, bölgedeki gerilimi azaltmak amacıyla Ankara liderliğinde bir format olarak şekillendi. Haber kanalları, Ankara‘nın bu süreçte ABD ve İran arasında önemli bir mesaj taşıyıcısı rolünü üstlendiğini bildirdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 1 Mart tarihinde Türkiye‘nin bu kilit arabuluculuk rolünü kamuoyu önünde desteklediğini belirtti.
Coğrafi Fırsatlar ve Yeni Ticaret Yolları
Leon Hadar, İran‘ın bölgedeki nüfuzunun zayıflamasının Türkiye‘nin önünde yeni coğrafi fırsatlar yarattığını ifade etti. İran destekli milislerin siyasi korumasını kaybetmesi, Irak üzerinden Avrupa‘ya uzanan “Kalkınma Yolu” projesini yeniden canlandırdı. Hadar‘a göre, Zangezur Koridoru da İran topraklarını tamamen baypas ederek Türkiye‘yi doğrudan Orta Asya‘ya bağlama potansiyeli kazandı. Bu projeler, küresel ticaret yollarının Türkiye kontrolündeki alanlara kayması anlamına geliyor.
Suriye’de Astana Sonrası Rol ve Körfez Ülkeleriyle Stratejik İşbirliği
Suriye dosyasında ise Hadar, Astana sürecinin çökmesiyle Türkiye‘nin tek yetkili broker haline geldiğini belirtti. Ankara‘nın İsrail ile kurduğu sessiz iletişim kanalının, kuzey Suriye‘de taraflar arasında doğrudan bir sıcak çatışma yaşanmasını engellediğini öne sürdü. Körfez ülkeleri, yaşadıkları füze saldırılarının ardından güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme kararı aldı. Leon Hadar, Türkiye‘nin bu noktada Washington‘a en güçlü bölgesel alternatif olarak öne çıktığını analizinde belirtti.
Savunma Sanayii ve Gelecek Pazarlık Gücü
Hadar‘ın savunma sanayii konusundaki değerlendirmeleri şu şekildeydi: “Türkiye savunma sanayisi, 2026 yılı itibarıyla yerli üretim oranını yüzde 80‘in üzerine çıkardı. Bayraktar İHA’ları, KAAN beşinci nesil savaş uçağı ve MILGEM programı kapsamındaki deniz filosu, Körfez ülkeleriyle yapılan stratejik anlaşmaların temelini oluşturdu.” Erdoğan, Temmuz ayındaki NATO zirvesine daha önce sahip olmadığı bir pazarlık gücüyle gitmeye hazırlanıyor. Ankara, hem vazgeçilmez bir arabulucu hem de Batı savunma çerçevelerine yeniden entegre edilmesi gereken kritik bir müttefik olarak görülüyor.
Ekonomik Zorluklar ve Piyasa Etkileri
Hadar, Türkiye ekonomisine dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Stratejik başarılara rağmen savaşın ekonomik maliyetleri Türkiye üzerinde hissedilmeye devam etti. Enerji maliyetlerindeki artış ve tedarik zinciri kesintileri, iç piyasadaki enflasyonist baskıyı doğrudan tetikledi. İran, geçmiş dönemde Türkiye‘nin doğalgaz ithalatının yaklaşık yüzde 14‘ünü karşılıyordu. Savaş kaynaklı bu aksamalar iç piyasa fiyatlarına yansıdı ve 2 Mart sabahı Borsa İstanbul yüzde 7 oranında değer kaybetti.”
Jeopolitik kazanımlar Türkiye‘nin uzun vadeli etkisini pekiştirirken, kısa vadeli piyasa oynaklığı risk oluşturmayı sürdürüyor. Hadar‘ın analizine göre Türkiye, bu kriz sürecini bölgesel bir güç boşluğunu doldurarak en karlı kapatan ülke oldu.
Finans Hattı Yorum:
Leon Hadar‘ın Asia Times‘taki analizi, Türkiye‘nin Orta Doğu’daki mevcut jeopolitik karmaşadan nasıl stratejik bir üstünlük elde ettiğini gözler önüne seriyor. “Aktif tarafsızlık” politikası, hem ABD ve İran gibi büyük güçlerle diplomatik temasın sürdürülmesini sağlamış hem de bölgesel gerilimlerin azaltılmasında kilit bir rol oynamasına olanak tanımıştır. Bu durum, özellikle “Kalkınma Yolu” ve Zangezur Koridoru gibi projelerin hayata geçirilmesiyle Türkiye‘yi küresel ticaret ve lojistik ağlarının merkezine taşıma potansiyeli taşıyor. Savunma sanayiindeki gelişmeler ve Körfez ülkeleriyle kurulan stratejik ortaklıklar da bu yükselişi pekiştiriyor.
Ancak, analizde de belirtildiği gibi, bu jeopolitik kazanımların yanı sıra Türkiye ekonomisi kısa vadeli zorluklarla karşı karşıya. Enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirindeki aksamalar, enflasyonist baskıyı artırarak piyasalarda oynaklığa neden oluyor. Özellikle 2 Mart‘taki Borsa İstanbul‘daki yüzde 7‘lik düşüş, bu hassasiyetin bir göstergesidir. Türkiye‘nin önümüzdeki dönemdeki en büyük görevi, jeopolitik avantajlarını sürdürülebilir ekonomik büyümeye dönüştürebilmek olacaktır. Bu süreçte, uluslararası ilişkilerdeki dengeli duruşunu koruyarak, hem bölgesel istikrara katkı sağlaması hem de iç ekonomik sorunları çözme yolunda ilerlemesi büyük önem taşıyor.










