EMTIA PİYASALARINDA JEOPOLİTİK RİSKLER VE FAİZ SİNYALLERİ BELİRLEYİCİ OLDU
Merkez bankalarının para politikası kararları ve jeopolitik gelişmeler, emtia piyasalarında sert dalgalanmalara yol açarken, yatırımcılar gelecek verileri yakından takip ediyor.
Geride bıraktığımız hafta emtia piyasalarında, özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump‘ın İran ile müzakereleri askıya alması ve sonrasında gelen uzlaşma teklifi haberleri, enerji arzı endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Bu gelişmeler, küresel enflasyon risklerini artırırken emtia piyasalarındaki oynaklığı yükseltti. Aynı zamanda başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere diğer büyük merkez bankalarının para politikası mesajları da piyasaların yönünü belirlemede kritik rol oynadı.
İran ile ilgili tansiyonun yüksek seyretmesi, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışına yönelik endişeleri artırarak petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskıladı. Trump’ın müzakerelerin devam ettiğini ancak sunulan tekliften memnun olmadığını belirtmesi ve bölgedeki belirsizliklerin sürmesi, enerji piyasalarındaki risk iştahını olumsuz etkiledi.
Merkez bankaları cephesinde ise beklentiler doğrultusunda politika faizleri sabit tutuldu. Ancak Fed Başkanı Jerome Powell‘ın daha sıkı para politikası sinyalleri vermesi ve Fed kararının oy çokluğuyla değil, 8’e karşı 4 oyla alınması, komite içindeki görüş ayrılıklarını ve olası ek sıkılaşma ihtimalini gündeme getirdi. Makroekonomik veriler tarafında ABD ekonomisinin ilk çeyrek büyümesinin beklentilerin altında kalması küresel talep görünümüne ilişkin soru işaretleri yaratsa da büyüme ivmesinin devam etmesi resesyon endişelerini sınırlı tuttu.
Bu gelişmelerin etkisiyle tahvil piyasalarında satış baskısı artarken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftalık bazda yaklaşık 10 baz puan yükselerek yüzde 4,3970 seviyesine ulaştı. Dolar endeksi ise haftalık bazda yüzde 0,4 düşüşle 98,2 seviyesinden günü tamamladı. Yatırımcıların gözü, gelecek hafta açıklanacak olan ABD tarım dışı istihdam verisine çevrilmiş durumda.
Değerli metaller haftayı genel olarak negatif bir seyirle kapatırken, paladyum istisna oluşturdu. Jeopolitik risklerin güvenli liman talebini desteklemesine rağmen, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon beklentilerini körüklemesi ve tahvil faizlerindeki yükseliş, değerli metaller üzerinde baskı oluşturdu. Haftanın son bölümünde İran’dan gelen müzakere teklifi haberleri kısmi gevşemeye neden olsa da genel negatif görünüm değişmedi. Analistler, jeopolitik risklerin destekleyici olduğunu ancak Fed’in faiz patikası ve tahvil faizlerindeki yükselişin fiyatlar üzerinde baskı yarattığını belirtiyor. Bu haftada paladyum yüzde 1,9 artış kaydederken, altın yüzde 2, platin yüzde 1,4 ve gümüş yüzde 0,4 değer kaybetti.
Baz metallerde ise karışık bir seyir hakimdi. Çin imalat sanayi verileri sınırlı destek sağlarken, küresel büyüme belirsizlikleri, yüksek enerji maliyetleri ve faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentileri fiyatlamaları etkiledi. Çin’de imalat PMI 50,3 ile genişleme bölgesinde kalsa da hizmet sektörü PMI 49,4 ile daralma bölgesine indi. Bakır fiyatlarında temiz enerji ve altyapı yatırımlarına yönelik uzun vadeli talep beklentileri korunurken, kısa vadede yüksek faiz ortamı ve küresel sanayi üretimine dair endişeler satış baskısı yarattı. Tezgah üstü piyasada nikel yüzde 1,2 artış gösterirken, kurşun yatay seyretti. Aynı dönemde alüminyum yüzde 1,8, bakır yüzde 1,9 ve çinko yüzde 3,8 değer kaybetti.
Enerji piyasalarında Brent petrol haftayı pozitif tamamlarken, Hürmüz Boğazı‘na ilişkin arz endişeleri, ABD-İran müzakere belirsizliği ve ABD stok verileri fiyatları etkiledi. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne (EIA) göre, ham petrol stokları 6,2 milyon varil azalarak 459,5 milyon varile geriledi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)‘nin OPEC ve OPEC+ üyeliklerinden ayrılma kararı, grubun piyasa üzerindeki yönlendirme gücüne ilişkin soru işaretleri doğursa da, grubun üretim hedeflerinde sınırlı artışa gideceği öngörülüyor. Barclays, 2026 yılı Brent petrol fiyat tahminini varil başına 85 dolardan 100 dolara yükselterek, kesintilerin sürmesi halinde fiyatların 110 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,4 arttı.
Doğal gazda ise enerji güvenliği endişeleri, LNG akışlarına yönelik riskler ve Avrupa’da enerji maliyetlerinin yükselmesi fiyatları destekledi. Doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı haftalık bazda yüzde 10,2 arttı.
Tarım emtialarında kahve hariç pozitif bir seyir gözlendi. Enerji fiyatlarındaki artışın biyoyakıt üretimi beklentilerini desteklemesi mısır, soya fasulyesi ve şeker fiyatlarını yukarı çekerken, gübre ve lojistik maliyetlerindeki endişeler tahıl piyasalarında yükselişi güçlendirdi. Chicago Ticaret Borsası’nda mısır yüzde 3,5, buğday yüzde 3,2, soya fasulyesi yüzde 2 ve pirinç yüzde 0,7 yükseldi. Şeker fiyatlarındaki artışta ise enerji fiyatlarının yüksekliği ve Brezilya’da şeker kamışının etanol üretimine yönlendirilme beklentisi etkili oldu. Pamuk yüzde 6,2 ve şeker yüzde 6,1 artış gösterirken, kahve yüzde 1,7 düştü.
Finans Hattı Yorum:
Emtia piyasaları, küresel ekonominin nabzını tutan önemli göstergelerden olup, son haftada yaşanan gelişmeler bu özelliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Jeopolitik risklerin, özellikle Orta Doğu’daki tansiyonun emtia fiyatları üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri, petrol ve doğal gaz gibi enerji emtialarında belirleyici olmuştur. Merkez bankalarının para politikası kararları ve geleceğe yönelik yönlendirmeleri ise hem enflasyon beklentileri hem de talep görünümü üzerinde etkili olarak değerli ve baz metallerin seyrini şekillendirmiştir. Özellikle Fed‘in sıkılaşma sinyallerinin piyasa katılımcılarının risk iştahını azaltması, küresel ekonomik büyümeye dair endişeleri artırarak bazı emtia gruplarında baskı yaratmıştır.
Yatırımcıların genel eğilimi, bu karmaşık makroekonomik ve jeopolitik tablo karşısında temkinli bir duruş sergilemektedir. Merkez bankalarının kararlarındaki olası bir politika değişikliği veya jeopolitik gelişmelerde yaşanacak ani bir tırmanış, piyasalarda hızla duyarlılık değişikliğine yol açabilmektedir. Değerli metaller tarafında güvenlik limanı talebi ile faiz ve enflasyon beklentileri arasındaki çekişme devam ederken, baz metallerde ise küresel büyüme ve Çin ekonomisinin performansı yakından izlenecektir. Enerji emtialarında ise arz ve talep dengesindeki kırılganlıklar, fiyatlarda oynaklığın süreceğine işaret etmektedir.
Önümüzdeki dönemde, piyasaların odağı başta ABD tarım dışı istihdam verisi olmak üzere açıklanacak makroekonomik göstergeler ile merkez bankalarının yapacağı ek açıklamalara çevrilecektir. Teknik olarak, petrol fiyatlarında Hürmüz Boğazı ve OPEC+ dinamiklerine bağlı gelişmelerin, altın fiyatlarında ise Fed‘in faiz patikası ve küresel jeopolitik risklerin belirleyici olması beklenmektedir. Baz metaller için ise küresel büyüme verileri ve Çin’in ekonomik aktivitesine dair ipuçları takip edilecektir. Yatırımcıların, bu değişken ortamda portföy çeşitlendirmesine ve risk yönetimine odaklanması önem taşımaktadır.











