Orta Doğu Gerilimi ve Ekonomik Kıskaç: Kayserili Sanayicilerden Üretime Destek Talebi
Kayseri Sanayi Odası’nın Mayıs ayı meclis toplantısında konuşan oda başkanları, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin ve iç ekonomik koşulların sanayiciler üzerindeki yükünü artırdığını belirterek, politikalarda değişikliğe gidilerek üretimin, yatırımın ve istihdamın desteklenmesini talep etti.
Kayseri Sanayi Odası Meclis Başkanı Abidin Özkaya, Mayıs ayı meclis toplantısında yaptığı değerlendirmede, İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasındaki gerilimlerin reel sektör üzerindeki karmaşık etkilerine dikkat çekti. Özkaya, son üç yıldır uygulanan ekonomik programın yan etkilerinin sanayicileri yorduğunu, özellikle finansa erişimde yaşanan zorluklar, iç talepteki daralma, dış talepteki eş zamanlı gerilemeler ve artan üretim maliyetlerinin üretimi kısıtladığını belirtti. Bu durumun, azalan üretim miktarı ile rekabet ortamını bozarak enflasyonla mücadeleye zarar verdiğini vurguladı. Sektörel olarak emek yoğun alanlarda stresin arttığını ve bazı işletmelerin üretimlerini durdurma veya azaltma yoluna gittiğini, son açıklanan üretim endeksindeki negatif ivmelenmenin de bu durumu doğruladığını ifade etti.
Özkaya, sanayicilerin yaşadığı sıkıntıların giderilmesi için vakit kaybedilmeden, üretimi, yatırımı, istihdamı ve ihracatı teşvik edecek politika değişikliklerinin yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. Ardından söz alan Mehmet Büyüksimitci ise, küresel ekonomideki belirsizliklerin sürdüğünü, yüksek faiz politikalarının etkileri, talep yavaşlaması ve ticaretteki korumacı eğilimlerin üretim ve ihracat üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi. Ana ihracat pazarlarındaki zayıf büyümenin, sanayicilerin sipariş ve kapasite kullanım oranlarını doğrudan etkilediğini belirtti.
Büyüksimitci, finansa erişimdeki güçlükler, yüksek kredi faizleri ve işletme sermayesi ihtiyacının karşılanmasındaki sıkıntıların sanayicinin en önemli gündem maddesi olduğunu vurguladı. Birçok sanayicinin üretimden çok finansman yönetimiyle uğraşmak zorunda kaldığını, ancak üretimin, yatırımın ve ihracatın sürdürülebilirliği için reel sektörün daha güçlü desteklenmesi gerektiğini savundu. İş dünyasının yatırım iştahını korumak istediğini ancak mevcut finansman şartlarının bunu zorlaştırdığını ifade etti. Emek yoğun sektörlerde üretim maliyetlerinin hızla yükselmesi, enerji giderleri, işçilik yükleri ve kur seviyesinin ihracatçının rekabetçiliğini desteklememesinin önemli sorunlar arasında yer aldığını söyledi. İhracatçının artan maliyetlerle mücadele ederken, düşük kur nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat tutturmakta zorlandığını belirtti.
Merkez Bankası’nın ihracat bedellerinin bozdurulmasına yönelik döviz dönüşüm desteğini üç ay daha uzatmasını olumlu karşıladıklarını belirten Büyüksimitci, ancak bu desteğin sadece kısa süreli uzatmalarla değil, en az bir yıllık dönemler halinde planlanması ve oranının da en az yüzde 5 seviyesine yükseltilmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi. Bununla birlikte, uygulama şartlarının sadeleştirilmesinin, desteğin daha erişilebilir hale gelmesinde önemli rol oynayacağını ekledi.
- Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, sanayicilerin işlerini daha karmaşık hale getiriyor.
- Yüksek finansman maliyetleri, daralan iç ve dış talep, üretimde düşüşe neden oluyor.
- Sanayiciler, yatırımı, istihdamı ve ihracatı teşvik edecek acil politika değişiklikleri talep ediyor.
- Döviz dönüşüm desteğinin süresinin uzatılması olumlu karşılanırken, oranının artırılması ve şartlarının sadeleştirilmesi öneriliyor.
Finans Hattı Yorum:
Kayseri’deki sanayicilerin dile getirdiği endişeler, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal zorlukların bir yansımasıdır. Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği jeopolitik belirsizlikler, zaten kırılgan olan reel sektörü ek bir baskı altına almaktadır. Özellikle artan üretim maliyetleri ve daralan küresel talep, firmaların kârlılıklarını ve rekabetçiliklerini doğrudan etkilemektedir. Bu durum, sektörler arasındaki eşitsizliği de artırmakta, emek yoğun sektörleri daha fazla zorlamaktadır. Politika yapıcıların, bu seslere kulak vererek, sadece kısa vadeli çözümler yerine, üretimi ve yatırımı teşvik edecek, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekonomik model geliştirmesi kritik önem taşımaktadır.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, sanayicilerin dile getirdiği finansmana erişim zorlukları ve yüksek faiz oranları, genel piyasa duyarlılığını olumsuz etkilemektedir. Üretim endeksindeki negatif ivmelenme, şirketlerin bilanço performanslarında düşüş beklentisini artırabilir. Bu noktada, şirketlerin operasyonel verimliliklerini artırma ve maliyet optimizasyonu sağlama becerileri öne çıkacaktır. Sektörel bazda, ihracat odaklı ve katma değeri yüksek ürünler üreten firmaların, mevcut koşullarda daha dirençli olması muhtemeldir. Döviz kuru üzerindeki baskılar ve maliyet enflasyonunun devam etmesi, birçok sanayi şirketinin net kâr marjları üzerinde baskı yaratmaya devam edecektir.
Bu süreçte yatırımcıların dikkat etmesi gereken en önemli risklerden biri, küresel ekonomik yavaşlamanın ivme kazanması ve bunun Türkiye’nin ana ihracat pazarlarındaki talebi daha da daraltmasıdır. Ayrıca, enflasyonist baskıların sürmesi ve sıkı para politikasının uzaması, finansman maliyetlerini yüksek tutarak yatırımları ertelemeye devam edebilir. Gelecek dönemde, özellikle KOBİ’lerin finansman bulma konusundaki zorlukları yakından takip edilmeli ve bu firmaların ayakta kalabilmeleri için ek destek mekanizmalarının etkinliği değerlendirilmelidir. Kurun seyri ve Merkez Bankası’nın döviz kuruna müdahale şekli de yakından izlenmesi gereken diğer önemli faktörlerdir.












