Küresel Gerilimler İlaç Üretimini Tehdit Ediyor: Yerli Üretimin Önemi Artıyor
Küresel tedarik zincirindeki jeopolitik riskler ve Orta Doğu’daki savaşlar, ilaç sektöründe maliyet artışı krizini tetikleyerek üretim maliyetlerini yükseltme potansiyeli taşıyor. Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu Kümelenmesi (TİYSAT) Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik aksamaların ilaç fiyatları ve halk sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri olacağı uyarısında bulundu.
Yaşrin’e göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek herhangi bir kesinti, küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarını doğrudan etkileyerek ilaç üretiminde kullanılan enerji maliyetlerini artıracak. İlk etapta %10 ila %15 civarında bir maliyet artışı öngörülürken, bu durumun yıl sonuna kadar devam etmesi halinde toplam maliyet artışının %20-25 seviyelerine ulaşması muhtemel. Fiyat regülasyonu olan pazarlarda bu durum üreticiler üzerinde ciddi baskı oluşturacak.
Pandemi döneminde de benzer kırılmaların yaşandığına dikkat çeken Yaşrin, uzun süreli bir kapanma veya kesinti durumunda, özellikle Asya’dan Avrupa ve Amerika’ya yapılan hammadde ve ara ürün sevkiyatlarında önemli gecikmeler yaşanabileceğini belirtti. Aktif farmasötik bileşenlerin (API) önemli bir kısmının hala ithal ediliyor olması, bu lojistik aksamaların üretim süreçlerini doğrudan etkileyebileceği anlamına geliyor. Yaşrin, bu senaryoda Türkiye’deki 109 ilaç üretim tesisinin üretim yapamaz hale gelebileceğini vurguladı. Bu riskin azaltılması için API üretiminin yerlileştirilmesinin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Yaşrin, küresel türbülanstan çıkışın yolunu ilaç sanayisini bir “milli güvenlik meselesi” olarak görmekten geçtiğini belirtti. Yerli üretimin artırılmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu kaydeden Yaşrin, yatırım teşvikleri, uzun vadeli alım garantileri, Ar-Ge destekleri ve regülasyon süreçlerinin hızlandırılması gibi unsurların üretimi daha cazip ve sürdürülebilir kılacağını ifade etti. Ayrıca, başlangıç malzemesi olarak kullanılabilecek bitki çeşitliliği potansiyelinin ve tarımsal atıklardan faydalanabilecek projelerin desteklenmesinin önemine değindi.
| Pazar | Değer (Milyar TL) | Hacim (Milyar Kutu) |
| Dünya İlaç Pazarı (2025 Tahmini) | 1.900 | – |
| Türkiye İlaç Pazarı (2025 Tahmini) | 430.8 | 2.7 |
| Referans İlaç Pazarı (2025 Tahmini) | 272.7 | 0.95 |
| Eşdeğer İlaç Pazarı (2025 Tahmini) | 158.1 | 1.71 |
| Biyoteknolojik İlaçlar (2025 Tahmini) | 90.9 | 0.0333 |
- Küresel jeopolitik gerilimler ilaç hammadde tedarikini ve maliyetlerini olumsuz etkiliyor.
- Orta Doğu’daki gelişmeler ve Hürmüz Boğazı’ndaki olası aksaklıklar üretimde %20-25’e varan maliyet artışına neden olabilir.
- API üretiminin yerlileştirilmesi, Türkiye ilaç sektörünün stratejik bir önceliği olmalıdır.
- Yerli üretime yönelik teşvikler, alım garantileri ve Ar-Ge destekleri kritik öneme sahip.
Finans Hattı Yorum:
Mevcut küresel jeopolitik gerilimler, ilaç sektörünün kırılgan yapısını bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve stratejik su yollarındaki lojistik riskler, “just-in-time” modeline dayalı bu sektörde zincirleme etkilere yol açma potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin ilaç üretimindeki dışa bağımlılığı, bu riskleri daha da acil hale getiriyor. Erdinç Yaşrin’in vurguladığı gibi, ilaç sektörünü bir milli güvenlik meselesi olarak ele almak ve yerli üretim kapasitesini artırmak, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da elzem bir zorunluluktur. Bu durum, ithalata dayalı maliyet artışlarının önüne geçerek yerli üreticiler için de daha öngörülebilir bir iş ortamı yaratacaktır.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, ilaç sektörü hisseleri, bu tür risklerden etkilenebilecekleri gibi, yerli üretime odaklanan ve teşviklerden yararlanma potansiyeli bulunan şirketler için yeni fırsatlar da sunabilir. Sektördeki genel P/E oranları ve PD/DD gibi temel analiz göstergeleri, mevcut risk ve potansiyel getirileri değerlendirmek için yakından takip edilmelidir. Ayrıca, sektörün %18.8’lik pazar payıyla öne çıkan onkoloji ilaçları gibi belirli tedavi gruplarındaki performansı da yatırım stratejilerinde dikkate alınmalıdır. Sektördeki genel endişelere rağmen, devletin atacağı stratejik adımlar ve yerli üretimin güçlenmesi, uzun vadede hisse performansları için olumlu bir zemin hazırlayabilir.
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en önemli risk, global tedarik zincirindeki aksamaların öngörülenden daha uzun sürmesi ve yerli üretimin bu globale bağımlılıktan yeterince hızlı sıyrılamamasıdır. Ayrıca, maliyet artışlarının nihai ürün fiyatlarına yansıtılmasındaki regülatif engeller, şirketlerin karlılığını baskılayabilir. Yatırımcıların, bu belirsizlik ortamında, güçlü mali yapıya sahip, Ar-Ge’ye yatırım yapan ve yerlileştirme çabalarına öncülük eden şirketleri önceliklendirmesi, olası riskleri minimize etmelerine yardımcı olacaktır.










