ABD/İsrail-İran Geriliminin Ardından Hürmüz Geçişleri Yüzde 90 Düştü, Şimdi Toparlanıyor
Küresel ticaretin hayati arterlerinden Hürmüz Boğazı’nda, ABD/İsrail-İran çatışmasının başladığı 28 Şubat’tan bu yana en yüksek günlük ticari gemi geçişi 24 Haziran‘da kaydedildi. Bu artış, çatışma sonrası yaşanan yoğun düşüşün ardından bir toparlanma sinyali olarak değerlendiriliyor.
Çatışma öncesinde günlük ortalama 130 ticari geminin geçtiği stratejik boğazda, 28 Şubat’ta bu sayı 78‘e kadar gerilemiş ve ardından savaş öncesi seviyelerin yüzde 90 altına düşmüştü. Ancak, 14 Haziran‘da varılan ve 18 Haziran‘da yürürlüğe giren 14 maddelik mutabakatın ardından ticari gemi trafiğinde gözle görülür bir artış yaşanıyor.
Veri analitik şirketi Kpler’ın raporlarına göre, 24 Haziran‘da boğazdan geçen ticari gemi sayısı 70‘e ulaşarak 28 Şubat sonrası en yüksek günlük trafiği oluşturdu. Bu durum, günlük bazda yüzde 100‘ün üzerinde bir artışa işaret ediyor.
Geçiş yapan gemiler arasında ağırlıklı olarak Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak ve İran limanlarından hareket eden ve en az 11 milyon varil ham petrol taşıyan süper tankerler bulunuyor. Ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Yunanistan’a ham petrol taşıyan bir tanker ve Kuveyt’ten temiz petrol ürünü taşıyan gemiler de boğazı kullandı.
Çatışma öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük ortalama 20 milyon varil petrol (15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünleri) sevkiyatı yapılıyordu. Son veriler, bu kritik tedarik hattının yeniden işlerlik kazandığını gösteriyor.
Finans Hattı Yorum:
Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğinde gözlemlenen bu rekor seviye, sadece jeopolitik risklerin azaldığına dair bir işaret değil, aynı zamanda küresel enerji arz güvenliği açısından da önemli bir gelişme. ABD/İsrail-İran arasındaki gerilimin tırmanması, petrol fiyatlarında oynaklığa ve tedarik zincirlerinde aksamalara neden olma potansiyeli taşıyordu. Mutabakatın ardından yaşanan bu trafik artışı, piyasaların normalleşme beklentisini güçlendiriyor. Bu durum, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlilik, enerji emtialarının ve ilgili şirketlerin hisse performanslarını yakından ilgilendiriyor. Mutabakatın kalıcı olması ve gerilimin düşmesi, petrol ve türev ürünleri fiyatlarında daha öngörülebilir bir seyir izlenmesine katkı sağlayabilir. Teknik olarak, enerji hisselerinde ve bu alana yatırım yapan fonlarda olumlu bir ivme görülebilir. Ancak, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığı gerçeği de göz ardı edilmemeli.
Bu gelişmeleri takip ederken dikkat edilmesi gereken en önemli risk faktörü, bölgedeki siyasi istikrarsızlığın yeniden nüksetme ihtimali. Ayrıca, küresel talep dinamikleri ve OPEC+ gibi üretici ülkelerin arz politikaları da enerji piyasalarının yönünü belirlemede kritik rol oynamaya devam edecektir. Yatırımcıların, kısa vadeli rekor geçişlere odaklanmakla birlikte, uzun vadeli jeopolitik ve makroekonomik gelişmeleri de göz önünde bulundurarak stratejilerini oluşturmaları tavsiye edilir. Bu tür gelişmeler, enerji sektöründeki enerji sektöründeki şirketlerin bilançolarını ve operasyonel verimliliklerini etkileyebilir.












