Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın dondurulan merkezi banka varlıklarından elde edilen kârları Ukrayna’nın yeniden inşası ve finansmanı için kullanma konusunda somut bir ilerleme kaydetti.
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesiyle AB genelinde bloke edilen yaklaşık 200 milyar Euro değerindeki bu varlıklar, uluslararası hukukun ve finansal mekanizmaların sınırlarını zorlayan karmaşık bir sorunu beraberinde getirmişti. Ancak AB, bu varlıkların ana bakiyesine dokunmadan, bunlardan doğan “beklenmedik kârları” (windfall profits) hedefleyerek kritik bir eşiği aşmaya hazırlanıyor.
AB liderlerinin bu hafta Brüksel’de gerçekleştireceği zirvede, dondurulan Rus varlıklarının getirilerini Ukrayna’ya aktarma planının onaylanması bekleniyor. Bu strateji, hem hukuki zemini güçlendirmeyi hem de Rusya’dan gelebilecek olası misilleme veya yasal itiraz risklerini minimize etmeyi amaçlıyor.
Stratejinin Arkasındaki Hukuki ve Ekonomik Gerekçeler
AB Komisyonu, dondurulan varlıkların tamamına el konulmasının uluslararası hukuk açısından doğurabileceği çetrefilli sonuçlar konusunda dikkatli davranıyor. Birçok hukuk uzmanı, varlıkların ana bakiyesine doğrudan el konulmasının, uluslararası yatırım hukuku prensiplerine aykırılık teşkil edebileceği ve Rusya’ya uluslararası mahkemelerde dava açma zemini sunabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle, daha temkinli ve hukuken daha sağlam olduğu düşünülen “kârların kullanımı” modeli benimsendi.
- Uluslararası Hukuk Normları: Varlıkların kendisine değil, bu varlıklar üzerinden finansal kuruluşlarca elde edilen ek gelirlerin (kârların) hedeflenmesi, uluslararası hukuk normlarına daha uygun bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu, mülkiyet haklarına doğrudan müdahale riskini azaltıyor.
- Rus Misillemelerini Önleme: Rusya’nın, Batı ülkelerinde tutulan kendi varlıklarına karşı benzer misilleme adımları atma potansiyeli, AB’yi daha ihtiyatlı olmaya itiyor. Kârların kullanılması, bu riski yönetmek için bir tampon görevi görebilir.
- Sürdürülebilir Finansman Kaynağı: Ukrayna’nın savaş sonrası yeniden yapılanma süreci için milyarlarca Euro’luk fona ihtiyacı olacak. Dondurulmuş varlık kârları, bu uzun soluklu süreç için düzenli ve öngörülebilir bir finansman akışı sağlama potansiyeli taşıyor.
Belçika Modeli ve Euroclear’ın Rolü
Dondurulan Rusya Merkez Bankası varlıklarının önemli bir kısmı, küresel takas ve saklama kuruluşu Euroclear’da, yani Belçika’da tutuluyor. Euroclear, bu varlıkların yönetimi ve elde edilen getiriler konusunda merkezi bir rol oynuyor. Belçika hükümeti, bu durumdan hareketle, Euroclear’ın söz konusu varlıklardan elde ettiği “beklenmedik kârlara” özel bir vergi uygulayarak bir fon biriktirme yoluna gitti.
Bu girişimle Belçika, halihazırda 1,7 milyar Euro tutarında bir fon toplamayı başardı ve bu miktarın Ukrayna’ya tahsis edileceğini açıkladı. Belçika Başbakanı Alexander De Croo, bu fonların Ukrayna’nın acil ihtiyaçlarına ve yeniden yapılanma çabalarına önemli bir katkı sunacağını vurguladı. Belçika’nın bu öncü adımı, AB’nin genel stratejisi için uygulanabilir bir model teşkil ediyor ve diğer üye ülkelerin de benzer mekanizmaları hayata geçirmesi için bir emsal oluşturuyor.
Gelecek Adımlar ve Ukrayna İçin Anlamı
AB Komisyonu’nun sunduğu öneri paketinin AB liderleri tarafından onaylanmasıyla birlikte, fonların toplanması ve Ukrayna’ya aktarılması için somut adımlar atılması bekleniyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, daha önce yaptığı açıklamalarda, Rusya’nın Ukrayna’ya verdiği zararı telafi etmek için kendi varlıklarının kullanılması gerektiği yönündeki prensibi dile getirmişti. Bu girişim, AB’nin hem Rusya’ya yönelik ekonomik baskısını artırmasının hem de Ukrayna’ya olan sarsılmaz desteğini finansal olarak da güçlendirmesinin bir göstergesi niteliğinde.
Bu finansman, Ukrayna’nın sadece uzun vadeli altyapı projeleri ve yeniden inşası için değil, aynı zamanda devam eden savaş koşullarında ortaya çıkan kısa vadeli bütçe açıkları, insani yardım ve kritik kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği için de hayati bir destek sağlayacak. AB’nin bu hamlesi, uluslararası krizlerde dondurulan varlıkların yönetimi ve kullanımı konusunda yeni bir paradigma yaratma potansiyeli taşıyor.

