AB İçindeki Çatlak Büyüyor: Ribera’dan “Tek Ses Olarak Hareket Edemiyoruz” Eleştirisi
Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu’ndan, İsrail-Filistin geriliminde bugüne kadarki en sert ve en üst düzey suçlama geldi. Komisyon Başkan Yardımcısı Teresa Ribera, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının “soykırım teşkil ettiğini” söyledi. Bu ifade, bugüne kadar AB kurumlarından bir üyenin kullandığı en ağır itham olarak kayıtlara geçerken, Birlik içindeki derin görüş ayrılıklarını da bir kez daha gözler önüne serdi.
Paris’te düzenlenen bir etkinlikte konuşan Ribera, Avrupa’nın bu kriz karşısında “tek ses olarak hareket edememesini” de sert bir dille eleştirdi. İsrail, bugüne kadar hakkındaki soykırım suçlamalarını defalarca ve kesin bir dille reddetmişti.
AB Politikasında Radikal Bir Değişim Sinyali
Avrupa Komisyonu, daha önce İsrail’i Gazze’de insan haklarını ihlal etmekle suçlamış, ancak diplomatik olarak son derece ağır bir anlam taşıyan “soykırım” ifadesini kullanmaktan özenle kaçınmıştı. Rekabet politikalarından sorumlu olan ve Komisyon’un en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilen Ribera’nın bu yorumları, AB’nin resmi tutumunda önemli bir sertleşmeye işaret ediyor olabilir.
Savaş, Hamas militanlarının 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne yol açan saldırıyla başlamıştı. Gazze sağlık yetkililerine göre, İsrail’in o tarihten bu yana devam eden askeri operasyonlarında ise çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 62.000’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.
Finans Hattı Yorum:
Avrupa Komisyonu gibi bir kurumun Başkan Yardımcısı seviyesindeki bir yetkilisinin “soykırım” kelimesini telaffuz etmesi, sadece bir diplomatik kriz değil, aynı zamanda jeopolitik ve finansal piyasalar için de önemli sonuçlar doğurabilecek, bir “kırmızı çizginin” aşılmasıdır.
1. AB İçindeki Fay Hattı Derinleşiyor: Ribera’nın “tek ses olamıyoruz” eleştirisi, bu açıklamanın en kritik kısmıdır. Bu durum, AB içinde İsrail’e karşı daha sert bir tutum alınmasını savunan (İspanya, İrlanda, Belçika gibi) “şahin” kanat ile, daha temkinli ve İsrail ile ilişkileri korumaya öncelik veren (Almanya, Macaristan, Avusturya gibi) “güvercin” kanat arasındaki fay hattının ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Bu bölünmüşlük, AB’nin bölgede etkili bir aktör olma kapasitesini zayıflatıyor.
2. Yaptırım Riski Masaya Geliyor: “Soykırım” suçlaması, uluslararası hukukta en ağır suçtur. Eğer bu ifade AB’nin resmi politikası haline gelirse, bir sonraki mantıksal adım, bu suçu işlediği iddia edilen devlete karşı ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanması olacaktır. Her ne kadar bu aşamada tüm üyelerin onayıyla bir yaptırım kararı alınması zor görünse de, Ribera’nın bu çıkışı, “İsrail’e yönelik yaptırım” seçeneğini AB’nin gündemine her zamankinden daha güçlü bir şekilde sokmuştur.
3. Piyasalar İçin Anlamı: Jeopolitik Risk ve Ticari Belirsizlik
Bu gelişme, piyasalardaki jeopolitik risk algısını artırır:
-
Avrupa-İsrail Ticari İlişkileri: AB, İsrail’in en büyük ticaret ortağıdır. İlişkilerin gerilmesi veya olası yaptırımlar, İsrail ekonomisi ve bu ülkeyle yoğun ticari bağları olan Avrupalı şirketler için ciddi bir belirsizlik ve risk yaratır.
-
Savunma ve Teknoloji Sektörleri: İsrail, özellikle savunma ve siber güvenlik teknolojilerinde Avrupa için önemli bir tedarikçidir. Siyasi gerilim, bu stratejik alanlardaki iş birliklerini de olumsuz etkileyebilir.
-
Enerji Piyasaları: Ortadoğu’daki her türlü tırmanma, küresel petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratma potansiyeli taşır. Bu tür açıklamalar, bölgedeki genel istikrarsızlık algısını pekiştirerek enerji piyasalarındaki volatiliteyi artırır.
Sonuç olarak, Ribera’nın bu çıkışı, Avrupa’nın İsrail-Filistin meselesindeki sabrının ve diplomatik dilinin sınırlarına ulaştığını gösteren tarihi bir an olabilir. Bu “sözlü” tırmanmanın, önümüzdeki dönemde somut “eylemlere” dönüşüp dönüşmeyeceği, hem bölgenin hem de küresel piyasaların kaderini etkileyecektir.
