2027’de %4 büyüme ve %17,7 enflasyon öngören Komisyon, sıkı para politikasına rağmen iç talebin gücünü koruduğuna dikkat çekti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Sonbahar Dönemi Ekonomik Tahminleri raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini güncelledi. Rapor, önümüzdeki yıllarda büyümenin devam edeceği, enflasyonun ise kademeli olarak gerileyeceği bir patika çizerken, cari açıktaki olumlu seyrin süreceği öngörüsünde bulundu.
Komisyon’un raporuna göre, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,4 büyümesi, 2027 yılında ise büyüme hızını artırarak yüzde 4’e ulaşması bekleniyor.
Enflasyonla mücadele konusunda ise kademeli bir dezenflasyon süreci öngörülüyor. Komisyon, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) için beklentilerini 2025 yılı için yüzde 35,2, 2026 için yüzde 24,8 ve 2027 için yüzde 17,7 olarak açıkladı.
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olarak görülen cari denge konusunda ise olumlu bir tablo çizildi. Cari açığın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranının bu yıl yüzde 1,5’e gerilemesi, 2026’da yüzde 1,6 ve 2027’de ise yüzde 1,9 gibi yönetilebilir seviyelerde kalması bekleniyor.
Raporda istihdam piyasasına ilişkin de tahminler yer aldı. İşsizlik oranının bu yıl, gelecek yıl ve 2027’de yüzde 8,6 seviyesinde sabit kalacağı öngörüldü. Raporda altı çizilen en önemli noktalardan biri ise, yılın ilk yarısında uygulanan sıkı para politikalarına rağmen iç talebin güçlü seyrini koruması oldu.
Finans Hattı Yorumu:
AB Komisyonu’nun bu raporu, Türkiye ekonomisine yönelik temkinli ama yapıcı bir iyimserliği yansıtıyor. Bu, mevcut ekonomi politikalarının uluslararası kurumlar tarafından “doğru yolda” olarak görüldüğünün, ancak sonuçlarının alınmasının zaman alacağının bir teyididir. Raporun şifreleri, hem olumlu beklentilerde hem de zımni uyarılarda gizli.
Olumlu Taraf: Enflasyonda öngörülen kademeli düşüş patikası (35’ten 17’ye), uygulanan sıkı para politikasının meyvelerini vereceğine dair bir inancı gösteriyor. Cari açıktaki düşük oran beklentisi ise, ekonomi yönetiminin en büyük başarılarından biri olarak görülen “dış dengedeki iyileşmenin” kalıcı olacağına yönelik bir onayıdır. 2027 için %4’lük büyüme tahmini de dezenflasyon sürecinin ekonomiyi bir resesyona sürüklemeden, yani “yumuşak iniş” senaryosuyla atlatılabileceği beklentisini yansıtıyor.
Zımni Uyarı: Raporun en kritik tespiti, “sıkı para politikasına rağmen iç talebin güçlü seyrini korumasıdır”. Bu, kibar bir dille, “enflasyonu düşürmek için iç talebi daha fazla soğutmanız gerekebilir” demektir. İç talebin canlı kalması, bir yandan büyümeyi desteklerken, diğer yandan enflasyonist baskıların inatçı kalmasına neden olur. Bu durum, Merkez Bankası’nın dezenflasyon hedeflerine ulaşmak için faiz oranlarını beklenenden daha uzun süre yüksek tutmak zorunda kalabileceği anlamına geliyor. İşsizlik oranının üç yıl boyunca sabit kalacağı beklentisi de, büyümenin istihdam yaratma kapasitesinin sınırlı kalacağına ve iç talebi soğutma politikalarının istihdam piyasasını bir miktar baskılayacağına işaret ediyor.
Sonuç olarak AB Komisyonu, Türkiye’nin doğru bir rotaya girdiğini kabul ediyor ancak yolun engebeli ve uzun olduğunu, özellikle iç talebi kontrol altında tutmanın dezenflasyon sürecinin başarısı için kilit rol oynayacağını vurguluyor.

