Washington ve Tahran hattında tansiyonun giderek yükseldiği bir dönemde, Amerika Birleşik Devletleri Orta Doğu’daki askeri varlığını devasa bir hava gücüyle tahkim ediyor. Açık kaynaklardan elde edilen verilere göre, CENTCOM sorumluluk sahasındaki üslere yapılan sevkiyatlar sonucunda bölgedeki Amerikan askeri uçak ve jetlerinin sayısı 300’ü aşmış durumda.
Bölgedeki Askeri Üsler ve Lojistik Hareketlilik
ABD’nin bölgeye sevk ettiği hava unsurları, stratejik öneme sahip üç ana üs arasında dağıtılmış durumda. Bu uçakların büyük bir kısmı Katar’daki El-Udeid Hava Üssü, Ürdün’deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü ve Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü‘nde konuşlanıyor. Karadaki bu varlığa ek olarak, deniz gücü de devreye sokulmuş durumda. Bölgede seyreden USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemilerinde görevli 8 ve 9 numaralı uçak gemisi hava filoları da operasyonel hazırlıklarını sürdürüyor.
Ocak ayının başından bu yana süren lojistik operasyonun boyutları dikkat çekici seviyelere ulaştı. CENTCOM bünyesindeki bu hava gücünü oluşturmak ve Patriot ile Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) füze savunma sistemlerini desteklemek amacıyla yoğun bir hava köprüsü kuruldu. Verilere göre, bölgeye tahmini olarak 270 adet “C-17” ve “C-5” lojistik uçuşu gerçekleştirilmesi gerekti.
Stratejik Nakliye ve Destek Unsurları
Operasyonların sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olan tanker uçakları da sahada yerini aldı. Halihazırda CENTCOM emrine verilmiş veya bölgeye intikal rotasında olan tahmini 75 adet “KC-46” ve “KC-135” stratejik nakliye uçağı bulunuyor.
ABD Hava Gücünün Envanter Dağılımı
Bölgedeki ABD Hava Kuvvetleri envanteri, taarruz ve destek görevleri için çeşitlendirilmiş geniş bir yelpazeye sahip. Toplam uçak sayısının neredeyse yüzde 70’ini ana muharebe jetleri oluşturuyor. Geriye kalan yüzde 30’luk dilim ise elektronik harp, yakın hava desteği ve erken uyarı sistemlerinden meydana geliyor.
Bölgedeki ABD Taarruz Uçakları Dağılımı:
| Uçak Tipi | Adet | Görev Tanımı |
|---|---|---|
| F-18E/F | 84 | Çok Rollü Savaş Jeti |
| F-16C/CJ/CM | 48 | Çok Rollü Savaş Jeti |
| F-35A/C | 42 | 5. Nesil Savaş Jeti |
| F-15E | 36 | Avcı Bombardıman |
Destek kuvvetleri arasında ise şu unsurlar öne çıkıyor:
- 18 adet “EA-18G Growler” (Elektronik savaş uçağı)
- 12 adet “A-10C Thunderbolt” (Yakın hava desteği uçağı)
- 6 adet “E3 Sentry AWACS” (Hava Uyarı ve Kontrol Sistemi)
- 5 adet “E-11A BACN” (Muharebe Alanı Hava İletişim Düğümü)
Öte yandan, ABD’nin Haziran 2025 tarihinde İran’a yönelik saldırılarında kullandığı bilinen B-2 bombardıman uçaklarıyla ilgili herhangi bir hareketlilik tespit edilmedi.
İsrail’in Hava Kapasitesi ve F-22 Raptor Gelişmesi
Washington’ın askeri yığınağına paralel olarak, olası bir çatışma durumunda İsrail’in İran’a yönelik operasyonlara katılma ihtimali de masada duruyor. İsrail Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki 173 adet “F16I/C/D”, 66 adet “F-15I/C/D” ve 48 adet “F-35” savaş uçağı, İran’a karşı kullanılabilecek toplam hava gücünü fiilen iki katına çıkarıyor.
İsrail kamu yayın kuruluşu KAN tarafından aktarılan bilgilere göre, İsrail, ABD yapımı 12 adet “F-22 Raptor” hayalet savaş uçağını teslim aldı. Bu uçakların “düşman topraklarına sızmak ve hava savunma sistemlerini ve radar tesislerini devre dışı bırakmak” amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor. Ayrıca, dün itibarıyla ABD’deki Langley Hava Kuvvetleri Üssü’nden havalanan ve İngiltere’deki RAF Lakenheath üzerinden İsrail’e intikal etmesi beklenen 6 adet “F-22” daha görüntülendi.
Beyaz Saray’dan “Diplomasi ve Güç” Mesajı
Siyasi cephede ise Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, dün basın mensuplarına yaptığı açıklamada Başkan Trump’ın duruşunu netleştirdi. Leavitt, şu ifadeleri kullandı:
“Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasi olmakla birlikte, gerekirse ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya da hazırdır. Dolayısıyla, bu konuda nihai kararı her zaman Başkan verir.”
İran’ın nükleer kapasitesine ilişkin bir soru üzerine Leavitt, ABD’nin İran’a ait 3 nükleer tesisi tamamen yok ettiğini savundu ancak tehdidin sürdüğüne işaret ederek şunları kaydetti:
“Ancak bu durum, İran’ın ABD’yi ve müttefiklerimizi doğrudan tehdit edebilecek bir nükleer programı bir daha asla denemeyeceği anlamına gelmez. Başkan’ın bir daha asla yaşanmamasını istediği şey bu.”
Tüm bu askeri hareketlilik ve sert açıklamaların gölgesinde, diplomatik kanallar da tamamen kapanmış değil. Umman’ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı nükleer görüşmelerin üçüncü turunun yarın Cenevre’de yapılması ve İran tarafının burada bir taslak öneri sunması bekleniyor.

