Yerel paralarla ticaret, altın rezervlerinde rekor artış ve Batı’ya alternatif finansal sistemler… Bir zamanlar sembolik görülen blok, ABD’nin tarife ve yaptırımlarına karşı kenetlenerek küresel sahnede yeniden güç kazanıyor.
Bir zamanlar düşük performans gösteren ve üyeleri arasındaki farklılıklar nedeniyle sembolik bir oluşum olarak görülen BRICS bloku, ABD’nin ağır tarifeleri, yaptırımları ve artan ticari gerilimleri absorbe ederek yeniden ivme kazanıyor. Şu anda 10 ülkeye genişlemiş olan grup, Batı liderliğindeki finansal sisteme alternatifler inşa etme ve kendi içindeki ticari bağları güçlendirme konusunda hiç olmadığı kadar kararlı adımlar atıyor.
Bu yeniden doğuşun en büyük katalizörü, Rusya’nın 300 milyar dolarlık varlıklarının 2022’de Ukrayna savaşının ardından ABD tarafından dondurulması oldu. Bu hamle, diğer üye ülkeler için bir “uyandırma servisi” görevi gördü ve dolara olan bağımlılığın getirdiği riskleri somut bir şekilde ortaya koydu.
De-dolarizasyon ve Finansal Özerklik Hamleleri
Rusya’nın varlıklarının dondurulmasının ardından üyeler, Batı finansal sistemlerine alternatifler oluşturma çabalarını hızlandırdı:
-
Alternatif Ödeme Sistemleri: Hindistan’ın UPI, Çin’in CIPS, Brezilya’nın Pix ve Rusya’nın SPFS gibi yerel ödeme ağlarını birbirine bağlayacak olan BRICS Pay platformunun çalışan bir prototipi 2024’te Moskova’da tanıtıldı.
-
Altın Rezervlerinde Patlama: Üye devletler, dolara olan bağımlılığı azaltmak için altın rezervlerini hızla artırdı. Döviz rezervlerindeki toplam altın payı 2022 başındaki %6 seviyesinden yaklaşık %13’e yükseldi. Bu dönemde Rusya’nın altın payı ise %21’den %40’a fırladı. Grubun rezervlerindeki tahmini dolar varlıklarının ise %50’nin altına indiği belirtiliyor.
-
IMF ve Dünya Bankası’na Rakip: Blok bünyesindeki Yeni Kalkınma Bankası (NDB), 2020’den bu yana proje onaylarını ve finansmanını ikiye katlayarak IMF ve Dünya Bankası’na bir rakip olarak ortaya çıkıyor.
Güçlenen Ticari Bağlar ve Stratejik Genişleme
ABD’nin özellikle Çin, Brezilya ve Hindistan gibi BRICS üyelerine yönelik yüksek gümrük vergileri, bloğun kendi içine dönmesini ve ticari bağlarını güçlendirmesini sağladı.
-
BRICS İçi Ticaret Arttı: 2012’de toplam üye ticaretinin yaklaşık %10’unu oluşturan BRICS içi ticaret, 2023’te %18’e ulaştı. Grup içinden yapılan ithalat ise %21’e yükseldi.
-
Stratejik Kaynak Kontrolü: 2024’teki genişleme ile bloğun stratejik ağırlığı kökten değişti. Orta Doğu ve Afrika’dan yeni katılımcılar, BRICS’in kontrolünü küresel petrol rezervlerinin %24’üne ve nadir toprak elementleri rezervlerinin yaklaşık dörtte üçüne çıkardı. Suudi Arabistan’ın da katılması halinde bloğun petrol rezervlerindeki payı %40’a ulaşacak.
Hindistan’ın Karmaşık Pozisyonu ve Gelecek Senaryoları
Blok içindeki en karmaşık pozisyonlardan birine sahip olan Hindistan’ın atacağı adımlar, bloğun gelecekteki yörüngesini etkileyebilir. ABD ile olan güçlü hizmet ticareti bağları ve bekleyen ticaret anlaşması, Yeni Delhi’nin yönünü belirleyecek. Anlaşmanın olumsuz sonuçlanması, Hindistan’ı BRICS’e daha da yakınlaştırabilir.
Finans Hattı Yorumu:
BRICS’in yeniden canlanması, ideolojik bir birliktelikten çok, ortak bir tehdit algısının doğurduğu pragmatik bir kenetlenmedir. Bu tehdidin adı, “doların bir silah olarak kullanılmasıdır”. Rusya’nın 300 milyar dolarlık rezervinin bir anda buharlaşması, Pekin’den Yeni Delhi’ye kadar tüm başkentlerde alarm zillerini çaldırdı ve “bugün Rusya’ya olan, yarın bize de olabilir” endişesini doğurdu. İşte bu endişe, bloğa yıllardır eksik olan “ortak amacı” kazandırdı.
Atılan adımlar, doların küresel hakimiyetini bir gecede yıkmayı hedeflemiyor; bunun yerine, dolara ve SWIFT gibi Batı kontrolündeki sistemlere olan “bağımlılığı” azaltacak paralel bir finansal evren yaratmayı amaçlıyor. BRICS Pay, Yeni Kalkınma Bankası ve yerel paralarla ticaret çabaları, bu yeni evrenin temel taşlarıdır. Altın rezervlerindeki rekor artış ise, ABD’nin kontrolündeki bir fiat para biriminden, hiçbir ülkenin tek taraflı olarak kontrol edemediği “tarafsız” bir varlığa geçişin en somut ifadesidir. Bu, bir nevi “finansal sigorta poliçesidir”.
Stratejik genişleme hamlesiyle petrol ve nadir toprak elementleri gibi kritik kaynaklar üzerindeki kontrolün artırılması ise bloğun jeopolitik ağırlığını ekonomik gücünün de ötesine taşıyor. Bu, “kaynak milliyetçiliğinin” blok düzeyinde bir yansımasıdır. Ironik bir şekilde, ABD’nin son yıllarda uyguladığı tarife ve yaptırım politikaları, kendisine karşı koyabilecek en organize ve en kaynak zengini ekonomik bloğun istemeden de olsa mimarı olmuş gibi görünüyor. Bloğun içindeki siyasi farklılıklar hala bir zorluk teşkil etse de, ortak finansal kaygılar şimdilik bu farklılıkları gölgede bırakarak BRICS’e tarihinin en tutarlı dönemini yaşatıyor.

