ABD, Filistin Yönetimini “Barış Çabalarını Baltalamakla” Suçladı, Karar Uluslararası Hukuk Tartışması Başlattı
ABD, Ortadoğu’daki gerilimi daha da tırmandırabilecek ve diplomatik krize yol açabilecek skandal niteliğinde bir karara imza attı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile birlikte 80 diğer Filistinli yetkilinin vizelerinin iptal edildiğini duyurdu. Bu hamle, Filistin heyetinin gelecek ay New York’ta düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılmasını fiilen engellemiş oldu.
Dışişleri Bakanı Rubio, bu sert kararın gerekçesini, Filistinli yetkilileri “barış çabalarını baltalamak ve şartlı bir Filistin devleti için tek taraflı tanıma arayışında olmakla” suçlayarak açıkladı. Rubio, New York’taki daimi BM misyonunda görevli Filistinli temsilcilerin ise, ev sahibi ülke anlaşması olan BM Merkez Anlaşması uyarınca toplantılara katılmaya devam edebileceğini belirtti.
Filistin’den Sert Tepki, İsrail’den Memnuniyet
Karara Filistin yönetiminden anında ve sert bir tepki geldi. Filistin Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bu karar, özellikle Filistin Devleti’nin Birleşmiş Milletler’in gözlemci üyesi olduğu göz önüne alındığında, uluslararası hukuk ve BM Merkez Anlaşması’na açıkça aykırıdır,” denildi. Açıklamada, ABD yönetimine bu kararı derhal geri alması çağrısı yapıldı.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise, ABD’nin bu kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Washington’un attığı adıma tam destek verdi.
Finans Hattı Yorum:
ABD’nin Filistin heyetine yönelik bu vize ambargosu, sadece bir seyahat kısıtlaması olmanın çok ötesinde, derin jeopolitik ve diplomatik sonuçları olan, son derece sembolik bir hamledir.
1. “İki Devletli Çözüm” Fikrinden Uzaklaşma Sinyali: Bu karar, ABD’nin geleneksel olarak savunduğu “iki devletli çözüm” politikasından giderek uzaklaştığının ve Filistin yönetimini meşru bir muhatap olarak görme konusunda isteksiz olduğunun en net işaretlerinden biridir. Filistin yönetimini uluslararası arenanın en önemli sahnesi olan BM Genel Kurulu’ndan dışlamak, onu diplomatik olarak izole etme ve gayrimeşrulaştırma çabası olarak okunabilir.
2. Ortadoğu’da Artan Gerilim ve Risk Primi: Bu tür tek taraflı ve provokatif adımlar, zaten kırılgan olan Ortadoğu’daki dengeleri daha da istikrarsızlaştırma potansiyeli taşır. Filistin meselesindeki her gerilim, bölgedeki diğer aktörleri (İran, Lübnan, Körfez ülkeleri vb.) de içine çeken daha geniş bir çatışma riskini artırır. Finansal piyasalar için bu, petrol fiyatları ve küresel risk algısı üzerinde doğrudan bir etki yaratan “jeopolitik risk priminin” artması anlamına gelir.
3. Uluslararası Hukuk ve ABD’nin “Ev Sahibi” Rolü Üzerine Tartışma: ABD, BM’nin merkezine ev sahipliği yapması nedeniyle, üye veya gözlemci devletlerin temsilcilerinin BM toplantılarına katılımını kolaylaştırma yükümlülüğü altındadır (BM Merkez Anlaşması). Bu kararın bu anlaşmayı ihlal edip etmediği, uluslararası hukuk çevrelerinde ciddi bir tartışma başlatacaktır. Bu durum, ABD’nin uluslararası kurumlardaki “tarafsız ev sahibi” rolünün ve kredibilitesinin sorgulanmasına neden olabilir.
4. Piyasalar İçin Dolaylı Etkiler: Bu olayın finansal piyasalar üzerinde doğrudan bir etkisi olmasa da, yarattığı jeopolitik belirsizlik nedeniyle dolaylı etkileri olabilir.
-
Petrol Fiyatları: Ortadoğu’da tansiyonun yükselmesi, her zaman petrol arzına yönelik endişeleri artırır ve fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturur.
-
Güvenli Liman Talebi: Artan jeopolitik risk, yatırımcıları hisse senedi gibi riskli varlıklardan kaçırarak altın, ABD doları (kısa vadeli çelişkiye rağmen) ve Japon yeni gibi güvenli liman varlıklarına yöneltebilir.
-
Savunma Hisseleri: Bölgedeki gerilimin artması, küresel savunma sanayii şirketlerine olan talebi canlı tutabilir.

