Taslak yasaya göre otomobil ve temiz enerjide ‘Avrupa’da Üretim’ zorunluluğu tartışılıyor; şirketlere yıllık 10 milyar euroluk ek maliyet yolda.
Avrupa Birliği (AB), sanayisini Asya’dan gelen ucuz ithalata karşı korumak ve stratejik özerkliğini kazanmak amacıyla radikal bir adım atmaya hazırlanıyor. Birlik, otomobiller ve temiz teknoloji ekipmanları gibi stratejik ürünlerde “Avrupa’da üretilmiş” (Made in Europe) oranını yüzde 70’e kadar çıkaracak hedefler belirlemeyi değerlendiriyor.
Financial Times’ın ulaştığı bilgilere göre, 10 Aralık’ta sunulması beklenen yasa taslağı, Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı hedeflerken, Avrupa sanayisini teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak bu korumacı adımın bir bedeli olacak; daha pahalı Avrupa menşeli bileşenlerin kullanılmasını zorunlu kılacak düzenlemenin, AB şirketlerine yıllık 10 milyar euroyu aşan ek maliyet getirebileceği hesaplanıyor.
Fransız komiser Stephane Sejourne tarafından yürütülen ve “Sanayi Hızlandırma Yasası” olarak adlandırılan çalışma, Çin’in “Made in China 2025” stratejisine bir yanıt niteliği taşıyor. Taslak kapsamında, sektörün kritikliğine göre değişen oranlarda, yüzde 70’e varan yerli içerik eşikleri tartışılıyor. Örneğin, otomobillere yönelik devlet teşvikleri veya kamu alımları, yalnızca bu yerlilik şartını karşılayan araçlara verilecek.
Düzenleme; kamu alımları, devlet destekli krediler ve hibeler gibi kamu kaynaklı harcamalarda geçerli olacak. Özellikle piller ve güvenlik riski oluşturabilecek güneş paneli invertörleri gibi ürünlerde yüksek yerli içerik şartı aranacak. Ancak Komisyon içinde, bu hamlenin maliyetleri artırarak Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatabileceğine dair görüş ayrılıkları sürüyor.
Finans Hattı Yorumu:
AB’nin masaya koyduğu bu %70’lik yerlilik şartı, Avrupa’nın “serbest piyasa” prensibinden “stratejik sanayi politikasına” keskin bir dönüş yaptığının en somut kanıtıdır. Brüksel, Çin’in devlet destekli ucuz üretimiyle rekabet edemeyen Avrupa sanayisini, gümrük duvarlarından sonra şimdi de “yerli malı” bariyerleriyle korumaya çalışıyor.
Bu hamle, teoride Avrupa’nın üretim kapasitesini ve istihdamını artırabilir. Ancak pratikte “enflasyonist” bir risk taşıyor. Çin’den gelen ucuz bileşenler yerine daha pahalı Avrupa parçalarının kullanılması, nihai ürün fiyatlarını artıracak ve Avrupa sanayisinin küresel pazarlardaki fiyat rekabetçiliğini zedeleyebilecektir. Yıllık 10 milyar euroluk ek maliyet, şirketlerin kârlılıklarını baskılayabilir.
Ayrıca bu adım, küresel ticaret savaşlarında yeni bir cephe açılması anlamına geliyor. AB’nin bu hamlesi, Çin’in misilleme yapmasına ve nadir toprak elementleri gibi Avrupa’nın muhtaç olduğu hammaddelere erişimi kısıtlamasına yol açabilir. Yatırımcılar için bu yasa, Avrupalı sanayi şirketlerinin (Siemens, Stellantis vb.) ciro potansiyelini artırsa da, maliyet baskıları nedeniyle marjlarını daraltma riski taşıyan iki ucu keskin bir bıçak niteliğindedir.

