Avrupa Birliği (AB) içerisinde kamu ihalelerinde yerli firmalara pozitif ayrımcılık sağlaması hedeflenen ve birlik sanayisini korumayı amaçlayan “Made in Europe” stratejisinde sular durulmuyor. Yasa tasarısı üzerindeki teknik çalışmaların hedeflenen sürede tamamlanamaması ve üye ülkeler arasındaki derin görüş farkları nedeniyle, merakla beklenen planın açıklanması bir hafta daha ötelendi.
Planın Açıklanma Tarihi ve Kapsamı
Avrupa sanayisini desteklemek adına kamu kaynaklarının kullanımında ve ihalelerde “Made in Europe” şartını getirmesi beklenen tasarının duyurulması daha önce de birkaç kez ertelenmişti. En son 26 Şubat olarak belirlenen tarih, çalışmaların yetişmemesi üzerine 4 Mart gününe çekildi.
Söz konusu tasarı, özellikle aşağıdaki alanlardaki kamu alımları ve destek programlarında Avrupa menşeli ürünlere avantaj sağlamayı hedefliyor:
- Enerji yoğun sektörler
- Net-sıfır teknolojiler
- Otomotiv sektörü
Tasarıda Neler Var? Kapsam Kimleri İçeriyor?
Basına yansıyan taslak metinlere göre, “Made in Europe” tanımı şu an için 27 AB üyesi ülke ile Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) ülkeleri olan Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn‘ı kapsıyor. Bununla birlikte AB Komisyonu, birliğin üretimiyle eşdeğer sayılabilecek “güvenilir ortakların” da tanımlanarak bu kapsama dahil edilmesi yönünde bir yaklaşım sergiliyor.
AB İçindeki Görüş Ayrılıkları: Fransa ve Almanya Cephesi
Yasa teklifi henüz açıklanmadan Birlik içerisinde ciddi tartışmalara yol açmış durumda. Komisyonun farklı birimleri ve üye ülkeler arasında ortak bir zemin bulunamıyor. Özellikle birliğin iki lokomotif ülkesi Fransa ve Almanya, konuya farklı pencerelerden bakıyor.
| Ülke / Grup | Savunduğu Görüş ve Endişeler |
|---|---|
| Fransa | Girişimin öncülüğünü yapıyor ve yerli üretimi korumacı politikaları güçlü şekilde destekliyor. |
| Almanya ve Diğerleri | Yerel ürün şartının yatırımları caydırabileceğini, kamu ihale maliyetlerini artıracağını ve AB’nin küresel rekabetçiliğine zarar verebileceğini düşünüyor. |
Korumacı politikalara mesafeli yaklaşan Almanya, mevcut “Made in Europe” tanımının çok dar olduğunu savunarak, ticaret ortaklarını da sürece dahil eden daha kapsayıcı bir “Made with Europe” (Avrupa ile üretildi) modelini öneriyor.
Türkiye ve İngiltere’nin Konumu
Sürecin Türkiye açısından önemi büyük. Türkiye, Gümrük Birliği anlaşması, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi ve mevzuat uyumu gibi faktörler göz önüne alındığında Türk üreticilerin de bu kavram içerisine dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Avrupa iş dünyasından, özellikle otomotiv sektöründen gelen sesler de benzer yönde. Sektör temsilcileri, İngiltere ve Türkiye’nin de “Made in Europe” yaklaşımında yer almasını talep ediyor.
Süreç Nasıl İşleyecek?
Teklifin 4 Mart tarihinde Komisyon tarafından resmen yayımlanması bekleniyor. Ancak bu bir son değil, başlangıç olacak. Yasama sürecinde AB üyesi ülkeler ve Avrupa Parlamentosu (AP) arasında yapılacak müzakerelerle teklifin içeriğinin önemli ölçüde değişebileceği öngörülüyor.

