Ifo anketine göre sanayi ve perakendede endişe hakim; 500 milyar avroluk dev altyapı paketi bile inşaat sektörüne moral olamadı.
Almanya’da ekonomik verilerde görülen sınırlı toparlanma sinyallerine rağmen, reel sektörün geleceğe dair güveni zayıf kalmaya devam ediyor. Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) tarafından yapılan anket, Alman şirketlerinin sadece yüzde 14,9’unun 2026 yılında işlerinin daha iyiye gideceğini düşündüğünü ortaya koydu.
Anket sonuçlarına göre, şirketlerin yüzde 26’sı ekonomik durumlarının daha da kötüleşeceğini belirtirken, yüzde 59’luk büyük bir kesim herhangi bir değişiklik öngörmüyor. Şüphecilik ekonominin tüm damarlarına yayılmış durumda. Sanayi sektöründe şirketlerin yüzde 26,5’i gelecek yıl işlerin kötüye gideceğini düşünürken, iyileşme bekleyenlerin oranı yüzde 18,2’de kaldı. Perakende sektöründe ise endişe daha derin; şirketlerin yüzde 32,5’i iş durumlarının kötüleşeceğinden korkuyor.
En dikkat çekici tablo ise inşaat sektöründe yaşanıyor. Alman hükümetinin 500 milyar avroluk devasa altyapı paketine rağmen, inşaat şirketlerinin yüzde 33,2’si daha olumsuz bir yıl beklerken, sadece yüzde 10,3’ü işlerinin daha iyi olacağını düşünüyor. Ifo Makroekonomi ve Araştırmalar Merkezi Müdürü Klaus Wohlrabe, bu durumu “şaşırtıcı” olarak nitelendirerek, “Hiçbir yerde iyimserlik ruhu görülmüyor. 2026 yılına ilişkin gerçekten iyimser olan sektör neredeyse yok” değerlendirmesinde bulundu.
Alman ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde sıfır büyüme kaydederek teknik resesyondan kıl payı kurtulmuştu. Hükümet, kamu harcamalarıyla 2026’da yüzde 1,3 büyüme hedeflese de, sahadaki beklentiler ile resmi hedefler arasındaki makasın açık olduğu görülüyor.
Finans Hattı Yorumu:
Almanya’dan gelen bu veriler, Avrupa’nın sanayi motorunun teklemeye devam ettiğini ve “güven krizinin” yapısal hale geldiğini gösteriyor. 500 milyar avro gibi devasa bir likidite paketinin bile inşaat sektörünü heyecanlandıramaması, sorunun sadece finansman olmadığını; bürokrasi, enerji maliyetleri ve iş gücü eksikliği gibi daha derin sorunların şirketlerin yatırım iştahını kestiğini kanıtlıyor.
Şirketlerin %85’inin (kötümserler ve nötrler) 2026’da bir iyileşme beklememesi, Euro Bölgesi’nin genel büyüme hikayesi için ciddi bir aşağı yönlü risktir. Türkiye açısından bakıldığında ise durum daha kritik: En büyük ihracat pazarımız olan Almanya’daki perakende ve sanayi sektöründeki bu karamsarlık, Türk ihracatçısı için 2026 yılında siparişlerin zayıf seyredebileceği anlamına geliyor. Alman sanayisinin çarkları dönmezse, bu durum Türkiye’nin ara malı ihracatını doğrudan baskılayacaktır.
