NATO Çerçevesinde Kolektif Savunma Vurgusu: Dışişleri Bakanı Cuma Günü Ankara’da
Almanya hükümeti, Türkiye’nin uzun süredir gündemde tuttuğu Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki konusunda önemli bir adım atarak, Airbus’ın ön talebine olumlu yanıt verdi ve Türkiye’ye teslimatları görüşme kararı aldı. Bu adımın NATO çerçevesinde kolektif savunma amaçlı olacağının altı çizildi.
Alman Bakan Ankara’ya Geliyor
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Alman hükümetinin Airbus’tan gelen ön talebe olumlu yanıt verdiğini teyit ederken, Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un bu konuyu Türk mevkidaşı ile görüşmek üzere Cuma günü Ankara’ya seyahat edeceğini bildirdi.
Bu diplomatik trafik, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasının ardından hava kuvvetlerini modernize etme arayışında Eurofighter seçeneğinin ciddiyet kazandığını gösteriyor.
Almanya’nın Değişen Savunma Doktrini: İHA Tehdidi ve Doğu Kanadı
Bu gelişme, Almanya’nın Rusya’dan gelen tehditler nedeniyle kendi savunma doktrininde yaşadığı köklü değişimle paralel ilerliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, son dönemde Avrupa ülkelerinde artan tehditlere dikkat çekerek, ülkesinin önümüzdeki yıllarda saldırı ve savunma amaçlı insansız hava araçları (İHA) için 10 milyar euro yatırım yapacağını duyurdu.
Polonya, Romanya ve Estonya’da Rus İHA’larının yol açtığı tehditlere dikkat çeken Pistorius, “Putin sınırlarımızı tehdit ettiğinde kararlı tepki vereceğiz. Polonya’ya devriye uçuşları için Eurofighter’lar göndereceğiz” dedi. Pistorius, NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, Almanya’nın ittifakın doğu kanadında daha aktif, daha görünür ve daha somut bir varlık göstereceğini vurguladı.
Rus İHA’larının Polonya, Romanya ve Estonya hava sahalarını ihlal etmesi, NATO ile Rusya arasında yeni bir gerilim konusu yaratmış ve Almanya’nın bölgedeki askeri varlığını artırmasına neden olmuştu.
Finans Hattı Yorum: Almanya’nın Türkiye’ye Eurofighter satışı için görüşmelere yeşil ışık yakması, jeopolitik satranç tahtasında birden fazla amaca hizmet eden stratejik bir hamledir. Bir yandan bu karar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Almanya’nın geleneksel pasifist dış politikasından uzaklaşarak daha proaktif bir güvenlik rolü üstlendiğinin en net göstergelerinden biridir. Berlin, NATO’nun güneydoğu kanadının en önemli askeri gücü olan Türkiye’nin hava kuvvetlerinin zayıflamasını, ittifakın kolektif savunması açısından bir risk olarak görüyor.
Diğer yandan, bu adımın Türkiye-Batı ilişkilerinde yeni bir sayfa açma potansiyeli de bulunuyor. İsveç’in NATO üyeliğine verilen onayın ardından Almanya’dan gelen bu pozitif sinyal, ilişkilerde bir “yumuşama” ve savunma sanayi işbirliğinin yeniden canlanması anlamına gelebilir.
Ancak süreç henüz tamamlanmış değil. Görüşmelerin sonucu, siyasi koşullara ve iki ülke arasındaki diğer meselelerdeki ilerlemeye bağlı olacaktır. Yine de, Almanya’nın bu prensip kararı, Türkiye’nin F-16 modernizasyonu ve milli savaş uçağı KAAN projesi devam ederken, hava kuvvetleri için kritik bir “ara çözüm” ve önemli bir kabiliyet artışı potansiyeli sunmaktadır. Bu gelişme, Türkiye’nin NATO içindeki stratejik önemini ve pazarlık gücünü bir kez daha teyit etmiştir.
