Orta Doğu’daki çatışmaların küresel ekonomiyi sarsmasıyla birlikte, güvenli liman olarak bilinen altın fiyatlarında yaşanan yüzde 15’lik gerileme yatırımcıları zor durumda bıraktı. Piyasalarda gözlemlenen bu keskin düşüş; hisse senetleri, tahviller ve döviz kurlarındaki geniş tabanlı satışlarla eş zamanlı gerçekleşirken, pek çok yatırımcı diğer alanlardaki kayıplarını kapatabilmek adına değerli metal pozisyonlarını tasfiye etme yoluna gitti.
Süreçte Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) da Türk Lirası’nı desteklemek amacıyla rezervlerini kullanma kararı aldı. Merkez Bankası’nın bu adımı, savaşın şiddetlenmesiyle diğer ülke merkez bankalarının da benzer şekilde satışa yönelebileceği yönündeki endişeleri artırdı. Ocak ayındaki zirve noktasından itibaren yüzde 19 değer kaybeden altın, “ayı piyasası” olarak kabul edilen yüzde 20 eşiğine oldukça yaklaştı. Ancak dün itibarıyla yatırımcıların yeniden alıma geçmesi, fiyatlarda yaklaşık yüzde 3’lük bir toparlanma sağladı.
Altın Piyasasındaki Güncel Veriler
Değerli metaller piyasasındaki hareketliliği özetleyen temel rakamlar şu şekildedir:
| Gösterge | Değer / Oran |
|---|---|
| 2023 Başından Bu Yana Artış | %150 |
| Ocak Zirvesinden Sonraki Toplam Kayıp | %19 |
| Son Toparlanma Oranı | %3 |
| TCMB Altın Alım-Satım Hacmi | 8 Milyar Dolar+ |
Merkez Bankalarının Stratejileri ve TCMB Örneği
Analistler, jeopolitik gerilimin yatışması durumunda altındaki bu gerilemenin stratejik bir alım fırsatına dönüşebileceğini ifade ediyor. Bloomberg’e konuşan uzmanlar; enflasyon tehdidi, mali baskılar ve tahvil piyasasındaki güven kaybının altının temel destekçileri olmaya devam ettiğini belirtiyor. “Altın takas işlemlerinin fiyatlara etkisi sınırlı olsa da doğrudan satışların piyasada daha güçlü psikolojik ve fiyat etkisi yaratabileceği” vurgulanırken, merkez bankalarının tamamen satışa dönmek yerine sadece alım hızlarını kestikleri ifade ediliyor.
Olumsuz senaryolar üzerinde duran uzmanlar, savaşın merkez bankalarını altın satışına zorlayabileceği veya en azından alım iştahını frenleyebileceği ihtimalini hatırlatıyor. TCMB’nin savaşın ardından lirayı korumak için gerçekleştirdiği 8 milyar dolardan fazla altın alım satım işlemi, piyasadaki bu kırılganlığa somut bir örnek olarak gösteriliyor. Ayrıca yükselen enerji maliyetlerinin doları ve tahvil faizlerini güçlendirmesi, faiz getirisi olmayan altının çekiciliğini azaltan unsurlar arasında yer alıyor.
Fon Çıkışları ve Analist Görüşleri
Satış dalgasının önemli bir bölümü altın destekli borsa yatırım fonları (ETF’ler) üzerinden gerçekleşti. Son 14 ayda fiyatların yüzde 70 tırmanmasında etkili olan ETF girişleri, bu ay yerini son 4 yılın en büyük çıkışına bıraktı. Hedge fonları da altın pozisyonlarını son 6 ayın en düşük seviyesine çekerken, uzmanlar bu durumu teminat tamamlama talepleriyle açıklıyor. Eski Goldman Sachs stratejisti Robin Brooks, “son altı aydaki aşırı yükselişin piyasaya çok sayıda yatırımcı çektiğini, bunun da bugün görülen satış dalgasının zeminini hazırladığını” dile getirdi.
Citigroup’un küresel emtia araştırmaları lideri Max Layton, spekülatif yatırımcıların piyasadan çekilmesinin ardından altın için agresif bir yükseliş beklentisi olduğunu savundu. Layton’a göre, altın fiyatları bir yıl içerisinde mevcut seviyelerinin üzerine çıkacak. Her ne kadar uzun vadede güçlü duruşun korunacağı öngörülse de kısa vadeli jeopolitik risklerin doların elini güçlendirdiği ifade ediliyor.
Analistler, yaşananların bir panik satışından ziyade büyük çaplı bir düzeltme olduğunu belirterek, altının halen en güçlü yatırım araçlarından biri olarak kalmaya devam ettiğinin altını çiziyor.

