Şirket yöneticilerinin, ithal altını yerli gibi göstererek 543 milyon dolarlık hayali ihracatla devletten haksız yere %3 destek aldığı iddia ediliyor. Tespit edilen ilk kamu zararı 12,5 milyon dolar.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, Türkiye’nin en büyük altın rafinerilerinden biri olan İstanbul Altın Rafinerisi’ne (İAR) ve bağlı şirketlerine yönelik “nitelikli dolandırıcılık” ve “kara para aklama” operasyonu düzenlendi. Operasyon kapsamında, aralarında İAR’ın sahibi Özcan H. ve Genel Müdürü Ayşen E.’nin de bulunduğu 21 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin, paravan şirketler üzerinden yaptıkları usulsüz işlemlerle devleti sistematik olarak zarara uğrattıkları iddia ediliyor.
Operasyonun Künyesi
| Kategori | Detay |
| Hedefteki Ana Şirket | İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş. (İAR) |
| Suçlamalar | Örgüt kurma, Nitelikli dolandırıcılık, Kamu kurumunu zarara uğratma, Kara para aklama |
| İddia Edilen Yöntem | İthal altını yerli üretim gibi göstererek haksız yere %3’lük ihracat desteği almak. |
| Hayali İhracat Tutarı | 543.634.253 Dolar |
| Tespit Edilen Kamu Zararı | 12.537.560 Dolar |
| Gözaltı Sayısı | 21 Kişi (Aralarında İAR sahibi ve genel müdürü de var) |
İthal Altını ‘Yerli’ Diye İhraç Edip Devlet Desteği Almışlar
Savcılığın yürüttüğü soruşturmaya göre, şebekenin çalışma yöntemi oldukça karmaşık. İddialara göre, şüpheliler;
-
Yurt dışından ithal ettikleri altın madenini, Türkiye’deki altın ocaklarında eritti.
-
Eritilen bu altını asit solüsyonlarla karıştırarak “işlenmiş yerli ürün” gibi gösterdi.
-
Bu sahte “yerli” ürünleri, kurdukları 24 adet paravan şirket üzerinden yurt dışına yasal olarak ihraç etti.
-
Bu ihracat işlemi üzerinden, devletin ihracatçıya döviz kazancı karşılığında verdiği %3’lük ihracat desteğini haksız yere aldı.
Savcılık, bu yöntemle toplamda 543,6 milyon dolarlık bir ihracat hacmi yaratıldığını ve bu tutar üzerinden haksız yere devlet desteği alınarak ilk belirlemelere göre 12,5 milyon dolarlık kamu zararına yol açıldığını tespit etti.
Üst Düzey Yöneticiler Gözaltında
Başlatılan soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 12 ilçede 23 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan 21 şüpheli arasında, İstanbul Altın Rafinerisi’nin sahibi Özcan H., Genel Müdürü Ayşen E., Muhasebe Müdürü Nasuh G. ve Pazarlama Müdürü Serdar S. gibi üst düzey yöneticilerin yanı sıra, diğer ilişkili şirketlerin yöneticileri ve çalışanları da bulunuyor.
Finans Hattı Yorumu:
Bu operasyon, sadece bir dolandırıcılık vakası değil; Türkiye’nin ihracat teşvik sistemindeki potansiyel zafiyetleri ve denetim mekanizmalarının önemini gözler önüne seren, son derece ciddi ve yapısal bir sorundur.
-
“Sofistike” Bir Dolandırıcılık Ağı: Bu olay, basit bir sahte belge düzenleme eyleminin çok ötesinde. İthalat, üretim, kimyasal işlem, ihracat ve paravan şirketler gibi birçok katmanı olan, “örgütlü” ve “sistemli” bir dolandırıcılık ağını işaret ediyor. Suçlamalar arasındaki “örgüt kurma” ve “kara para aklama” iddiaları da bu yapının ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
-
Teşvik Sisteminin Suistimali: Devletin, ihracatı ve döviz girişini artırmak amacıyla iyi niyetle verdiği desteklerin, bu tür organize yapılar tarafından nasıl suistimal edilebileceğinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu olay, benzer ihracat destek programlarının denetim mekanizmalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha sıkı hale getirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
-
Sektörün İtibarına Darbe: İstanbul Altın Rafinerisi, Türkiye’nin en büyük ve en bilinen markalarından biridir. Sektörün lider oyuncularından birinin adının bu denli büyük bir yolsuzluk iddiasına karışması, sadece şirketin değil, aynı zamanda tüm Türkiye altın piyasasının ve kuyumculuk sektörünün uluslararası kredibilitesine ve itibarına da ciddi bir darbe vurur. Bu, sektördeki diğer dürüst firmalar için de bir haksız rekabet ortamı yaratır.
-
Kamu Zararı ve Mali Etki: 12,5 milyon dolarlık ilk tespit, sadece buzdağının görünen kısmı olabilir. Soruşturma derinleştikçe, kamu zararının çok daha büyük boyutlara ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu, zor bir ekonomik dönemden geçen ülkenin kamu kaynaklarının nasıl israf edildiğinin de acı bir örneğidir.
Sonuç olarak, bu operasyon devletin en karmaşık mali suç ağlarına karşı bile operasyon yapma kapasitesini göstermesi açısından önemlidir. Ancak aynı zamanda, ihracat teşvik sistemindeki denetim açıklarını ve kurumsal yolsuzluğun ne kadar derinlere inebileceğini de göstermesi açısından düşündürücüdür. Soruşturmanın sonuçları ve ortaya çıkacak yeni detaylar, sektörün geleceği ve kamu maliyesinin korunması adına yakından takip edilecektir.

