“Ukrayna ve Ortadoğu’daki Boş Raflar Dolacak”: İlk 6 Ayda 1,4 Milyar Dolar Dış Ticaret Fazlası Verildi
Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye ambalaj sektörünün zorlu ekonomik koşullara rağmen güçlü bir performans sergilediğini belirterek, önümüzdeki dönem için oldukça iyimser bir tablo çizdi. Sarıbekir, “Belki şu anda borsacı tabiriyle ‘ayı piyasasındayız’ ama ben önümüzdeki seneden itibaren, 2026’dan başlayarak 2030’a kadar bir ‘boğa rallisi’ yaşayacağımıza inanıyorum” dedi.
İlk 6 Ayda 3,5 Milyar Dolar İhracat
Sektörün ihracat performansının artış eğiliminde olduğunu söyleyen Zeki Sarıbekir, TÜİK verilerine göre 2025’in ilk altı ayında 3,5 milyar dolarlık ihracat yapıldığını ve yılın ilk yarısında 1,4 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini hatırlattı. Sarıbekir, “2024 yılını 6,9 milyar dolarlık ihracatla kapatmıştık. Bu yıl daha da güçlü bir tabloya ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Boş Raflar Dolacak, Ekonomi Hızlanacak”
Önümüzdeki dönemde işlerin daha da açılacağına inandığını belirten Sarıbekir, iyimserliğinin nedenlerini şöyle açıkladı:
“Hemen kuzeyimizde Rusya ile Ukrayna savaşıyor ve bu savaş mutlaka bitecektir. Belki 3 ay sonra, 6 ay sonra bittiğini göreceğiz ve bu çok büyük fırsatlar yaratacak, ekonomimizi tekrar hızlandıracak. Aynı şekilde Ortadoğu’da da yeniden yapılanma süreci var. Ekonomik hareketlilikle beraber bunu ilk biz ambalaj üreticileri hissederiz. Çünkü yeni ürünler olur ve raflar dolmaya başlar. Ukrayna’daki raflar boş, onlar dolacak. Rusya’daki raflar dolacak, güneyimizdeki raflar dolacak. Bunlar için çok ciddi bir ambalaj ihtiyacı olacak.”
Sarıbekir, bu potansiyel ile 2030 için konulan 10 milyar dolar ihracat hedefine rahatlıkla ulaşılabileceğine inandığını vurguladı.
Avrupa’ya Yakınlık ve Sürdürülebilirlik Vurgusu
Ambalaj ihracatının yüzde 60’ının Avrupa pazarına yapıldığını belirten Sarıbekir, Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığının hız, güven ve kalite açısından büyük bir avantaj oluşturduğunu söyledi. Sarıbekir, “Çin’den bir ürünün Avrupa’ya ulaşması üç ay sürerken biz birkaç günde teslim edebiliyoruz” dedi. Sınırda karbon uygulaması gibi düzenlemelerin Türkiye için “Nearshoring” (yakın ülkede üretim) kavramıyla bir avantaja dönüşebileceğini ifade etti.
Geri Dönüşüm: “Ekonomik Savaş” ve Atık İthalatı Eleştirisi
Ambalajda en önemli konunun geri dönüşüm olduğuna işaret eden Sarıbekir, “Bu çevrecilikle alakalı gözükse bile aslında bir ekonomik savaş, bunu unutmayalım” dedi. Türkiye’nin kendi atığını kaynağında ayrıştıramayıp Avrupa’dan atık ithal etmesini eleştiren Sarıbekir, “Kendi atığımıza sahip çıkmamız gerekir. Çin daha önce tüm dünyadan atık ithal ederken artık tamamen kendi atığını dönüştürebilir hale geldi. Bunu bizim de yapmamız gerekiyor” diye konuştu.
Finans Hattı Yorum: ASD Başkanı Zeki Sarıbekir’in açıklamaları, ambalaj sektörünün ekonominin genel sağlığı için ne kadar önemli bir öncü gösterge olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Sektörün ilk 6 ayda verdiği 1,4 milyar dolarlık dış ticaret fazlası, Türkiye’nin cari denge sorununa pozitif katkı sağlayan nadir sektörlerden biri olduğunu gösteriyor.
Sarıbekir’in “boğa piyasası” öngörüsü oldukça iddialı, ancak arkasındaki mantık sağlam temellere dayanıyor. Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sonrası yeniden yapılanma süreçleri, devasa bir talep patlaması yaratma potansiyeli taşıyor. Tüketim ürünlerine olan talebin artması, doğrudan ambalaj ihtiyacını tetikleyeceği için, Türkiye’nin coğrafi konumu ve üretim kapasitesi bu durumdan en çok faydalanacak ülkelerden biri olmasını sağlayabilir.
Avrupa’ya yakınlık ve sınırda karbon düzenlemesinin Çin’e karşı bir avantaja dönüşebileceği tezi de oldukça stratejik. Bu, Türkiye’nin sadece maliyet avantajıyla değil, aynı zamanda “yeşil ve hızlı tedarikçi” kimliğiyle de öne çıkabileceği anlamına geliyor. Ancak, Sarıbekir’in altını çizdiği geri dönüşüm ve atık yönetimi sorunu, sektörün ve Türkiye’nin önündeki en büyük yapısal engellerden biri. Kendi atığını verimli bir şekilde dönüştüremeyen bir ülkenin, sürdürülebilirlik odaklı yeni dünya düzeninde rekabet gücünü koruması zor olacaktır. Bu “boğa rallisi” potansiyelini tam olarak hayata geçirebilmek için, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi konularında acil ve kapsamlı adımlar atılması şart.










