AB, 700 Milyonluk Dev Pazara Kapılarını Açarken, ABD’nin Korumacılığına Karşı Stratejik Bir Yanıt Veriyor
Avrupa Birliği (AB), küresel ticaret dengelerini yeniden şekillendirecek ve AB’nin bugüne kadarki en büyük serbest ticaret bölgesini yaratacak tarihi bir adım attı. AB Komisyonu, 25 yılı aşkın bir süredir devam eden müzakerelerin ardından, Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’dan oluşan Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile serbest ticaret anlaşmasını resmen onay sürecine sundu. Anlaşma şimdi, AB’nin 27 üye ülkesi ve Avrupa Parlamentosu’nun onayına sunulacak.
Bu mega anlaşma, onaylanması halinde 700 milyondan fazla tüketiciyi kapsayan devasa bir pazar yaratacak. Avrupalı şirketler için milyarlarca Euro’luk yeni ihracat fırsatları doğuracak olan anlaşma, özellikle otomobil, makine, kimya ve ilaç gibi kilit endüstriyel ürünlerdeki gümrük vergilerini önemli ölçüde azaltacak veya tamamen kaldıracak.
AB Komisyonu ayrıca, bu hamleye paralel olarak Meksika ile de modernize edilmiş yeni bir ticaret anlaşması sunmayı planladığını duyurarak, Latin Amerika’ya yönelik stratejik açılımını pekiştirdi.
Zamanlama Manidar: Trump’ın Korumacılığına Karşı “Ticaretin Çeşitlendirilmesi”
Bu tarihi adımın, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden seçilmesinin ardından AB mallarına yönelik gümrük vergilerini artırdığı ve transatlantik ticaret geriliminin tırmandığı bir dönemde gelmesi dikkat çekti. AB Komisyonu, yaptığı açıklamada, “Jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, bu tür anlaşmalar stratejik ortaklarla bağları güçlendirmektedir,” diyerek hamlenin jeopolitik öneminin altını çizdi.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen de, AB’nin bu adımla “ticareti çeşitlendirdiğini ve iş fırsatlarını küresel olarak genişlettiğini” belirterek, ABD’nin korumacı politikalarına karşı bir alternatif oluşturdukları mesajını verdi.
Anlaşmaya, Almanya gibi ihracat odaklı sanayi devleri tam destek verirken, Fransa ve İtalya gibi ülkeler, özellikle Mercosur’dan gelecek ucuz sığır eti ve diğer tarım ürünlerinin kendi çiftçilerine zarar vereceği endişesiyle sürece daha temkinli yaklaşıyor.
Finans Hattı Yorum:
AB’nin Mercosur ile serbest ticaret anlaşmasını masaya getirmesi, sadece ekonomik bir hamle değil, aynı zamanda 21. yüzyılın yeni jeopolitik gerçeklerine verilmiş son derece stratejik bir yanıttır.
1. “Trump Etkisine” Karşı Jeo-Ekonomik Bir Kalkan: Bu anlaşmanın en temel motivasyonu, ABD’nin Donald Trump liderliğinde yeniden tırmandırdığı korumacı ve öngörülemez ticaret politikalarına karşı bir “jeo-ekonomik kalkan” oluşturmaktır. AB, en büyük ticaret ortağı olan ABD pazarındaki riskleri, Latin Amerika gibi devasa potansiyele sahip yeni pazarlara açılarak dengelemeye (hedge etmeye) çalışıyor. Bu, “tüm yumurtaları aynı sepete koymama” stratejisinin küresel ölçekteki bir uygulamasıdır.
2. Sektörel Kazananlar ve Kaybedenler Belli Oluyor: Bu anlaşma, Avrupa ve Güney Amerika ekonomilerinde net kazananlar ve kaybedenler yaratacaktır.
-
Avrupa’nın Kazananları: Alman otomotiv devleri (Volkswagen, BMW, Mercedes), Fransız makine üreticileri, İtalyan endüstriyel ekipman firmaları ve genel olarak Avrupa’nın sanayi ve teknoloji şirketleri, gümrük vergilerinin kalkmasıyla 700 milyonluk bu pazarda rekabet güçlerini artıracaklar. Bu şirketlerin hisseleri, anlaşmanın onaylanması halinde pozitif etkilenebilir.
-
Avrupa’nın Kaybedenleri: Fransız, İrlandalı ve Polonyalı çiftçiler, Brezilya ve Arjantin’den gelecek olan daha ucuz sığır eti, soya fasulyesi ve diğer tarım ürünleri karşısında zor durumda kalabilirler. Anlaşmanın onay sürecindeki en büyük engelin bu tarım lobilerinden gelmesi bekleniyor.
-
Mercosur’un Kazananları: Başta Brezilya ve Arjantin olmak üzere tarım ve hayvancılık sektörleri, Avrupa gibi devasa ve alım gücü yüksek bir pazara gümrüksüz erişim imkanı bularak en büyük kazananlar olacak.
3. Çin’e Karşı Stratejik Bir Hamle: Bu anlaşma, sadece ABD’ye değil, aynı zamanda Latin Amerika’da giderek artan Çin nüfuzuna karşı da atılmış stratejik bir adımdır. AB, bu ticaret anlaşmasıyla, bölge ülkeleriyle olan ekonomik ve siyasi bağlarını güçlendirerek, onları tamamen Çin’in yörüngesine girmekten alıkoymayı hedefliyor.
Sonuç olarak, AB-Mercosur anlaşması, küreselleşmenin ölmediğini, ancak artık “stratejik bloklar” arasında yeniden şekillendiğini gösteren en son ve en güçlü kanıttır. Anlaşmanın önündeki en büyük engel tarım lobilerinin direnişi olsa da, jeopolitik zorunluluklar bu tarihi anlaşmanın hayata geçme olasılığını her zamankinden daha yüksek kılıyor.

