ASML, BASF ve Vodafone gibi devlerin yöneticileri, Avrupa’da yatırım iştahının azaldığını belirtirken, %45’i rotayı ABD’ye çevirdiğini açıkladı.
Büyük Avrupalı şirketlerin üst düzey yöneticileri, Avrupa’nın ekonomik geleceğine dair endişelerini korumaya devam ediyor. Pazar günü yayımlanan ve yaklaşık 60 CEO ile yönetim kurulu başkanının katıldığı Avrupa Sanayi Yuvarlak Masası anketi, kıtadaki yatırım ortamının alarm verdiğini ortaya koydu. ASML, BASF ve Vodafone gibi sanayi ve teknoloji devlerinin yöneticileri, Avrupa’da yatırım yapmanın ticari gerekçelerinin giderek zayıfladığını ve Avrupa Birliği’nin (AB) gerekli reformları uygulamada yavaş kaldığını vurguladı.
Anket sonuçlarına göre, yöneticilerin %38’i altı ay öncesine kıyasla Avrupa’daki yatırımlarını planlanandan daha az yapacağını ya da kararlarını erteleyeceğini belirtirken, yatırımlarını artırmayı düşünenlerin oranı sadece %8’de kaldı. Buna karşılık, sermayenin yönü net bir şekilde okyanus ötesine çevrilmiş durumda; katılımcıların %45’i ABD’de daha fazla yatırım yapmayı planladığını bildirdi.
İş dünyası liderleri, ekonomiyi canlandırmak için eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ve Enrico Letta’nın raporlarında yer alan reformların acilen hayata geçirilmesini talep ediyor. Yöneticilerin büyük çoğunluğu; düzenleyici sadeleştirme, tek pazarın tamamlanması, rekabet politikası ve enerji maliyetleri gibi kritik alanlarda AB’nin mevcut girişimlerinden çok az ya da hiç olumlu etki görmediklerini ifade etti. Bu çarpıcı sonuçlar, AB bakanlarının bugün rekabetçilik başlığıyla yapacağı kritik toplantı öncesinde yayımlandı.
Finans Hattı Yorumu:
Avrupa sanayisinin omurgasını oluşturan şirketlerin CEO’larından gelen bu net mesaj, Brüksel için bir “kırmızı alarm” niteliğindedir. Yatırım planlarındaki ibrenin %45 oranında ABD’ye dönmesi, Avrupa’nın “sanayisizleşme” (de-industrialization) riskinin artık teorik bir tartışma olmaktan çıkıp, somut bir sermaye kaçışına dönüştüğünü gösteriyor. ABD’nin sunduğu daha ucuz enerji maliyetleri, daha az bürokrasi ve Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) kapsamındaki agresif teşvikler, Avrupa’nın karmaşık mevzuatı karşısında ezici bir rekabet avantajı sağlıyor.
Anketin zamanlaması da oldukça stratejik. AB bakanları rekabetçiliği masaya yatırırken, iş dünyası “daha fazla regülasyon değil, daha fazla eylem ve sadeleşme” çağrısı yapıyor. Draghi raporunun işaret ettiği yapısal reformlar—özellikle enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve tek pazarın derinleştirilmesi—hayata geçirilmezse, Avrupa sadece yeni teknoloji yatırımlarını kaçırmakla kalmayıp, mevcut sanayi tabanını da kalıcı olarak ABD ve Asya’ya kaptırma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu tablo, Euro Bölgesi’nin uzun vadeli büyüme hikayesi için ciddi bir risk unsuru oluşturmaya devam ediyor.
