Yeniden İnşa İçin Küresel Seferberlik Çağrısı
Bakan Kurum’dan Küresel Krizlere Karşı Kendi Kendine Yeterlilik Vurgusu
Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında düzenlenen bir panelde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, küresel krizlere karşı ülkelerin kendi kendine yeterli olmasının altını çizdi. Türkiye‘nin iklim değişikliğiyle mücadele, afet yönetimi ve yeniden inşa konusundaki deneyimlerini uluslararası platforma taşıdığını belirten Kurum, COP31 sürecinin icra odaklı bir yaklaşım sergilediğini vurguladı.
Deprem Sonrası Konut Seferberliği ve Sıfır Atık Projesi Örnekleri
Bakan Kurum, 6 Şubat depremlerinin ardından başlatılan konut seferberliği, hayata geçirilen Sıfır Atık Projesi ve gerçekleştirilen çevre yatırımlarına değindi. Artan küresel krizler karşısında ülkelerin kendi kendine yetebilirlik kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini ifade eden Kurum, Türkiye‘nin savunma, enerji ve gıda alanlarında bağımsız bir ülke olma hedefini yineledi. Kurum, “Bugüne kadar birçok farklı karar alındı. Ama insanlık, tam da bu krizlerin ortasında artık bizden yeni karardan ziyade uygulama bekliyor, aksiyon bekliyor, netice bekliyor. Biz de COP31’i aslında geleceğin COP’u olarak nitelendiriyoruz, değerlendiriyoruz. Ve bugüne kadar alınmış kararları uygulamaya geçiren, hayata geçiren, bu kötü gidişata dur diyen bir COP olarak görüyoruz. … Bugün iklim değişikliğinin etkilerini herkes hissediyor. Her dünya halkı maalesef olumsuz etkileniyor. Biz de bu noktada artık bu iklim değişikliğini durduracak aksiyon boyutuna geçmeliyiz. Yani yeni kararlardan ziyade eylemin, icraatın ön planda olduğu bir süreç olmalı. Türkiye’de de inşallah tüm dünyaya öncülük edeceğiz” şeklinde konuştu.
Asrın Felaketi Sonrası Yeniden İnşa Süreci ve Küresel Paylaşım Hedefi
“6 Şubat’ta asrın felaketi dediğimiz bir deprem yaşadık. Gerçekten 7,8 büyüklüğünde, 11 ilimizi etkileyen 108 bin kilometrekarelik alanda, 14 milyon insanımızın yaşadığı o felaketi gördük” diyen Bakan Kurum, “Türkiye, iki yıl içinde dünyada eşi benzeri görülmemiş bir seferberlikle, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 11 ilde 3 bin 481 şantiyede, saatte 23 bin 550 konut üretir hale geldi. Üretilen konutların tamamı depreme dirençli olarak inşa edildi. Aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı, ısı yalıtımlı, kendi atığını dönüştürebilen yapılar olarak hayata geçirildi. İki yıl gibi kısa bir sürede 455 bin konut vatandaşlarımıza teslim edildi. Burada elde edilen bilgi, beceri ve tecrübeyi tüm dünyaya aktaracağız. Bununla da yetinmedik; Türkiye’de 500 bin sosyal konut projesini başlattık. Bu projeyle de edindiğimiz deneyimi küresel ölçekte paylaşma kararlılığındayız” ifadelerini kullandı. Filistin, Suriye, İran, Ukrayna ve Rusya gibi bölgelerdeki savaşların ardından yeniden inşa süreçlerinin gündeme geldiğini belirten Kurum, Türkiye‘nin bu tür süreçlere hazır olduğunu ve sahip olduğu bilgi birikimini paylaşmaya istekli olduğunu dile getirdi.
Sıfır Atık Projesi’nin Küresel Marka Haline Gelişi ve Kaynakların Sınırlılığı
Emine Erdoğan‘ın himayelerinde 2017 yılında başlayan ve küresel bir çevre markası haline gelen Sıfır Atık Projesi‘nin önemine değinen Bakan Kurum, projenin her sektörle iş birliği içinde büyüdüğünü belirtti. “Çünkü kaynaklar sonsuz değil. Ağacımız, havamız, suyumuz sınırlı. Hatta su, önümüzdeki süreçte çok daha kıymetli hale gelecek. Bu nedenle suyumuzu da korumamız gerekiyor. Burada asıl yapılması gereken, sıfır atık bilincini ve anlayışını toplumun tamamına yerleştirmektir. Peki buradaki başarının nedeni nedir? Bence samimiyet. Biz bu sürece samimiyetle yaklaştık ve tüm sektörleri kapsayan adımlar attık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve saygıdeğer eşi bu projeye sahip çıktılar. Aslında çevreye sahip çıktılar. Biz hiçbir zaman sözde çevreci olmadık her zaman icraatla, eylemle ve somut adımlarla bu hassasiyetimizi ortaya koyduk” dedi.
Millet Bahçeleri, Mavi Projeler ve Depozito İade Sistemiyle Çevre Koruma
Ülke genelinde 1 milyona ulaşan yeşil alan oluşturduklarını belirten Kurum, millet bahçeleri projesiyle bu alana önemli katkılar sağladıklarını ifade etti. Kıyıları korumaya yönelik “Mavi” projelerinin de hayata geçirildiğini ve yaklaşık 800 noktada mapa-şamandıra uygulaması yapıldığını söyledi. Ayrıca, bu yıl 81 ilin tamamında atıkların ekonomiye kazandırılacağı depozito iade sistemine geçileceğini duyurdu. Kurum, bu projelerin samimiyet ve iyi niyetle yürütüldüğünü ve kadınların da bu süreçte önemli destek sağladığını ekledi.
Küresel Savaşların Devamı ve Gıda-Su Güvenliği Riski
Dünyadaki savaşların devam edeceği öngörüsünde bulunan Bakan Kurum, “Bugün de var, yarın da olacak, sonraki süreçlerde de devam edecek. Elbette isteriz ki hiç olmasın. Ancak anlık krizlerle dünya karşı karşıya kalabiliyor. Fotoğrafın bütününe baktığımızda, bu gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor. Ya bu kötü gidişata dur diyeceğiz ya da bu kötü gidişat ile birlikte biz de yok olacağız. Yaşadığımız afetler de bize açıkça gösteriyor ki, sistemdeki sorunları çözmek zorundayız. Savaşların sonucunda ülkelerde anlık krizler ve sıkıntılar yaşanıyor. Nitekim son döneme baktığımızda bu tür krizlerin giderek arttığını görüyoruz. Önümüzdeki süreçte su ve gıda güvenliğiyle ilgili ciddi problemler de yaşanacak. Bu nedenle her ülkenin kendi kendine yetebilir olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Kendi Kendine Yeterli Bir Türkiye İnşa Hedefi
“Türkiye olarak biz de bu doğrultuda adımlar atıyoruz” diyen Bakan Kurum, “Türkiye kendi kendisine yeter. Her alanda kendi kendine yetebilen savunma sanayisinde üretim ve ihracat gerçekleştiren, istihdam oluşturan ve geleceğe umutla bakan bir Türkiye inşa etmek istiyoruz. Bu yöndeki mücadele yaklaşık 24 yıldır sürüyor. Enerji bağımsızlığını sağlamış, gıda alanında kendi kendine yeten ve hatta ihracat yapan, savunma sanayisinde dünyada söz sahibi olmuş bir ülke olmayı hedefliyoruz. Üretimde ise teknoloji hayati bir öneme sahip. Çünkü teknoloji olmadan ilerleme sağlamak maalesef mümkün değil. Finansal önemli bu noktada da adımlarımızı atacağız” şeklinde konuştu.
Finans Hattı Yorum:
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum‘un yaptığı açıklamalar, küresel çapta artan belirsizlikler ve krizlere karşı ulusal direncinin artırılması gerektiği yönündeki vurguyu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle deprem sonrası konut üretiminde elde edilen tecrübenin uluslararası alanda paylaşılması ve Sıfır Atık Projesi gibi çevre odaklı inisiyatiflerin küresel ölçekte markalaşması, Türkiye‘nin bu alanlardaki yetkinliğini göstermektedir. Bakanın, savaşların devam edeceği ve gıda ile su güvenliği konularında ciddi problemler yaşanabileceği yönündeki öngörüsü, ülkelerin kendi kendine yeterlilik stratejilerini derinleştirmesi gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır.
Bu gelişmeler, özellikle tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların arttığı bir dönemde, savunma sanayi, enerji ve gıda gibi stratejik sektörlerde yerli üretimin ve bağımsızlığın önemini daha da artırmaktadır. Bakan Kurum’un 24 yıldır süren bu hedef doğrultusundaki vurgusu, Türkiye‘nin uzun vadeli stratejik planlamasının bir parçası olarak görülmektedir. Teknolojinin üretimdeki rolüne yapılan atıf ise, bu bağımsızlık hedefinin dijital dönüşüm ve inovasyon ile destekleneceğini göstermektedir. Finansal adımların da bu stratejinin bir parçası olacağı beklentisi, yatırımcılar için önemli bir sinyal niteliğindedir.
Yatırımcılar açısından bakıldığında, Bakan Kurum’un açıklamaları stratejik sektörlere yönelik ilginin artabileceğine işaret etmektedir. Kendi kendine yeterliliği güçlendirme hedefi doğrultusunda, enerji, gıda ve savunma sanayi gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin potansiyel yatırım fırsatları sunduğu düşünülebilir. Ayrıca, Sıfır Atık Projesi ve çevresel düzenlemelerdeki ilerlemeler, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar için zemin hazırlamaktadır. Uzun vadede, bu tür stratejik adımlar, Türkiye‘nin ekonomik direncini artırarak küresel dalgalanmalara karşı daha sağlam bir duruş sergilemesine yardımcı olabilir.












