3. çeyrekte %1,1 ile potansiyelin üzerinde büyüyen Türkiye ekonomisi için 2025 tahmini %3,5-4 aralığına oturdu; ancak talepteki canlılık 2026 enflasyon hedefini zorlayabilir.
BBVA Araştırma, Türkiye ekonomisinin 2025 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,1 büyüyerek piyasa beklentisi olan %0,6’nın belirgin şekilde üzerinde gerçekleştiğini açıkladı. Yılın ilk üç çeyreğinde yıllık %3,7’lik bir büyüme performansına ulaşılmasıyla birlikte, banka 2025 yıl sonu büyüme beklentisinin %3,5–4 aralığında gerçekleşme olasılığının yükseldiğini belirtti.
Rapora göre, yüksek frekanslı verilerde yavaşlama sinyalleri görülse de momentum kaybı sınırlı kaldı. Sanayi ve hizmet sektörlerinde ivme azalırken, inşaat sektörü beklentilerle uyumlu olarak güçlü büyümesini sürdürdü. BBVA, stoklar hariç yurt içi talebin yıllık büyümeye 6 puanlık güçlü bir katkı sağladığını ve arz-talep dengesizliğinin devam ettiğini vurguladı.
Banka, öncü göstergelerin dördüncü çeyrekte talepte yeniden canlanma sinyalleri verdiğini belirterek, bu durumun enflasyon üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Raporda, çıktı açığının Merkez Bankası’nın öngördüğü kadar dezenflasyonist olmayabileceği ve bu durumun 2026 yılı için belirlenen %16 enflasyon hedefi açısından ciddi risk oluşturduğu ifade edildi.
Finans Hattı Yorumu:
BBVA’nın raporu, Türkiye ekonomisinin sıkı para politikasına rağmen “soğumaya” karşı gösterdiği direnci net bir şekilde ortaya koyuyor. Piyasa beklentilerinin neredeyse iki katı gelen çeyreklik büyüme ve yurt içi talebin büyümeye 6 puan katkı vermesi, ekonominin canlılığını koruduğunu, ancak bu durumun enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran bir faktör olduğunu gösteriyor. Özellikle inşaat sektörünün sürükleyici gücü, deprem sonrası yeniden imar faaliyetlerinin ekonomik aktiviteyi desteklemeye devam ettiğini kanıtlıyor.
Raporun en kritik uyarısı ise enflasyon cephesinde. BBVA, talebin canlı kalması nedeniyle “çıktı açığının” (ekonominin potansiyelinin altında çalışması) enflasyonu düşürücü etkisinin sınırlı kalabileceğini belirtiyor. Bu durum, Merkez Bankası’nın faiz indirim döngüsüne başlasa bile, beklenenden daha temkinli ve yavaş adımlar atmak zorunda kalabileceğine işaret ediyor. 2026 enflasyon hedefine yönelik risk vurgusu, yatırımcıların “hızlı faiz indirimi” beklentilerini törpülemesi gereken önemli bir teknik detay olarak öne çıkıyor.

