Boston Fed Başkanı Susan Collins, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri arasında faiz indirimlerinin desteklenmesi gerektiği yönündeki argümanların giderek güçlendiğini belirtti.
Collins, para politikasının gevşetilmesine yönelik gerekçelerin, enflasyonun Merkez Bankası’nın yüzde 2 hedefine doğru istikrarlı ilerleyişi ve sıkı politika duruşunun ekonomiye yönelik olası aşırı baskı riskleri nedeniyle daha ikna edici hale geldiğini vurguladı.
Collins, yaptığı son açıklamalarda, Fed’in enflasyonla mücadelede önemli yol katettiğini ve bu başarının, gelecekteki faiz oranı ayarlamalarına dair tartışmaların merkezinde yer aldığını ifade etti. Bu görüş, Fed’in genel olarak “veriye bağımlı” yaklaşımının bir yansıması olmakla birlikte, piyasaların ve ekonomistlerin faiz indirimlerinin ne zaman başlayacağına dair beklentilerini de şekillendiriyor.
Faiz İndirimlerini Destekleyen Temel Gerekçeler
Boston Fed Başkanı Collins‘in faiz indirimlerine destek verme gerekçeleri birkaç ana başlık altında toplanabilir:
- Enflasyonda Hedefe Yakınsama: Collins, enflasyonun Fed’in yüzde 2’lik hedefine doğru sürdürülebilir bir şekilde gerilediğini ve bu ilerlemenin, para politikasının normalleştirilmesi için zemin hazırladığını belirtiyor. Enflasyon verilerindeki düşüş eğilimi, faiz oranlarını düşürme esnekliğini artırıyor.
- Aşırı Sıkılaşma Riski: Mevcut yüksek faiz oranlarının ekonomiyi gereğinden fazla yavaşlatma riskine dikkat çeken Collins, politikaların çok uzun süre kısıtlayıcı kalmasının ekonomik aktiviteyi ve istihdamı olumsuz etkileyebileceğini düşünüyor. Bu durum, “soft landing” (yumuşak iniş) senaryosunu tehdit edebilir.
- İşgücü Piyasasında Dengelenme: İşgücü piyasasının kademeli olarak soğuması ve daha sürdürülebilir bir dengeye ulaşması, ücret baskılarının azalmasına ve enflasyonist eğilimlerin yatışmasına yardımcı oluyor. Collins, bu dengelenmeyi faiz indirimi için olumlu bir işaret olarak görüyor.
Ekonomik Görünüm ve Politikaların Zamanlaması
Collins, ekonomik verilerin yakından izlenmesinin önemini koruduğunu, ancak genel görünümün, faiz oranlarının gelecekte düşürülmesi için uygun bir ortam sunduğunu belirtti. Enflasyonun düşüş seyrini sürdürmesi ve işgücü piyasasının sağlıklı kalması koşuluyla, politika yapıcıların para politikasını ayarlama konusunda daha rahat hareket edebileceklerini dile getirdi.
Piyasalar, Fed’in 2024 yılı içinde birden fazla faiz indirimi yapmasını beklerken, Merkez Bankası yetkilileri arasında zamanlama ve indirimlerin büyüklüğü konusunda farklı görüşler bulunuyor. Susan Collins‘in açıklamaları, bu tartışmalara, indirimlerin gerekliliğini vurgulayan bir bakış açısı getiriyor.
Fed’in Gelecek Rotası
FOMC’nin bir sonraki toplantısı ve yayımlanacak ekonomik projeksiyonlar, Fed’in faiz indirimi patikasına ilişkin daha net sinyaller verecek. Ancak Collins gibi etkili isimlerin faiz indirimlerini destekleyen açıklamaları, piyasaların ve yatırımcıların bu yöndeki beklentilerini güçlendiriyor. Federal Rezerv, hem enflasyonu kontrol altına alma hem de ekonomik büyümeyi destekleme hedefleri arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, Collins’in vurguladığı gerekçeler, bu dengede faiz indirimlerine doğru bir kayışın sinyallerini veriyor.
Önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve FOMC üyelerinin söylemleri, Fed’in faiz indirimi döngüsüne ne zaman ve ne hızda başlayacağına dair daha somut göstergeler sunacak. Ancak Susan Collins‘in duruşu, güçlü ekonomik temellerin ve azalan enflasyonist baskıların, kademeli bir politika gevşetme sürecine zemin hazırladığını açıkça ortaya koyuyor.

