Rapora göre S&P 500 2026 sonunda 8.000 puana ulaşacak, Çin deflasyona sıkışacak; Merkez Bankaları ise faiz indirimlerinde ayrışarak Trump ile gerilim yaşayabilecek.
Capital Economics, küresel ekonominin zorlu bir dönemece girdiği 2026 yılı için hazırladığı görünüm raporunda, piyasaları şekillendirecek beş kritik makro temayı açıkladı. Rapor, yapay zeka devriminin ekonomik faydalarının artarak devam edeceğini öngörürken, jeopolitik gerilimler ve mali risklerin masada kalacağını vurguluyor.
Raporda öne çıkan başlıklar ve detaylar şöyle:
1. Yapay Zeka Rüzgarı ve Borsa Balonu:
Analistler, yapay zeka (AI) teknolojisinin ekonomik faydalarının artmaya devam edeceğini belirtiyor. Özellikle ABD’de yapay zeka altyapısına yapılan sermaye harcamalarındaki artışın, ülkenin GSYİH büyümesine 2026’da da destek vereceği ve ABD’nin %2,5’lik konsensüs üstü büyüme tahminini yakalamasını sağlayacağı öngörülüyor. Avrupa’nın ise adaptasyon sürecindeki yavaşlık nedeniyle geride kalması bekleniyor. Hisse senetleri tarafında ise yapay zeka iyimserliğinin süreceği ve S&P 500 endeksinin 2026 sonunda 8.000 puana ulaşacağı tahmin ediliyor.
2. Çin’in Büyüme ve Deflasyon Çıkmazı:
Çin ekonomisinin, ABD ile teknolojik farkı kapatsa da derin yapısal sorunlarla boğuşmaya devam edeceği belirtiliyor. Arz tarafını önceleyen modelin yarattığı aşırı kapasite ve zayıf tüketim nedeniyle, Çin’in düşük büyüme (%3 civarı) ve deflasyon sarmalında sıkışıp kalacağı öngörülüyor.
3. Ticaret Savaşlarında Yeni Perde:
Xi-Trump anlaşmasının yarattığı geçici bahar havasına rağmen, ticaret savaşının bitmediği vurgulanıyor. ABD’nin tarife gelirlerine olan bağımlılığının artması ve tedarik zincirlerinin Çin’den uzaklaşma eğilimi, 2026 sonlarında yeni anlaşmazlıkların fitilini ateşleyebilir. Jeopolitik güçlerin ticaret, sermaye ve teknoloji akışlarını yeniden şekillendirmeye devam etmesi bekleniyor.
4. Merkez Bankaları ve Faiz Ayrışması:
Parasal gevşeme döngüsünün 2026’da sürmesi beklenirken, ülkeler arasında makas açılacak. ABD’de enflasyonun %3 civarında katılaşması ve ekonominin dirençli kalması nedeniyle faiz indirimlerinin piyasa beklentisinden yavaş olacağı (%3,25-%3,50 aralığı) tahmin ediliyor. Bu durumun, büyük faiz indirimleri isteyen Başkan Trump ile Fed arasında gerilim yaratabileceği belirtiliyor. Japonya Merkez Bankası’nın ise faizleri %1,25’e yükselterek küresel trendden ayrışması bekleniyor.
5. Mali Riskler ve Borç Yükü:
ABD, Fransa ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde yüksek borç yükleri ve bütçe açıkları, piyasalar için tehdit oluşturmaya devam edecek. Fransa’nın 2027 seçimleri veya Birleşik Krallık’taki siyasi değişimler, mali sürdürülebilirliğin sorgulanmasına ve piyasalarda sert satışlara neden olabilecek potansiyel tetikleyiciler olarak görülüyor.
Finans Hattı Yorumu:
Capital Economics’in 2026 projeksiyonu, yatırımcılar için “ABD odaklı” bir stratejinin hala en güvenli liman olabileceğini fısıldıyor. Raporun satır aralarında, küresel sermayenin Avrupa ve Çin’deki yapısal sorunlardan kaçarak, yapay zeka hikayesiyle beslenen ABD borsalarına ve faiz avantajını koruyan dolara sığınmaya devam edeceği okunuyor. S&P 500 için 8.000 puan hedefi oldukça agresif olsa da, teknoloji şirketlerinin kârlılık büyümesi bu senaryoyu destekleyebilir.
En dikkat çekici risk uyarısı ise Fed ve Trump arasındaki olası çatışma. Eğer Fed, enflasyonist baskılar (gümrük vergileri vb. nedeniyle) yüzünden faizleri Trump’ın istediği kadar hızlı indirmezse, bu durum piyasalarda ciddi bir volatilite ve siyasi belirsizlik yaratabilir. Ayrıca Japonya’nın faiz artırımı beklentisi, yıllardır süren “ucuz yen ile fonlama” (carry trade) döneminin sonuna gelindiğini ve küresel likidite koşullarının sanıldığı kadar gevşek olmayabileceğini işaret ediyor. Yatırımcıların 2026’da “seçici” olması ve özellikle borç yükü yüksek ülkelerin tahvillerine karşı temkinli yaklaşması gereken bir dönem olabilir.

