Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) tarafından Bakırköy’de düzenlenen Geleneksel İftar Programı’na katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik sistemdeki değişimlere ve Türkiye’nin bu süreçteki performansına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, dünya genelinde güç dengelerinin değiştiği kritik bir geçiş sürecinden geçildiğini vurguladı.
Küresel Geçiş Süreci ve İç Cephenin Önemi
Dünyada henüz yeni bir siyasi atmosferin tam anlamıyla şekillenmediğini belirten Yılmaz, eski düzenin güç kaybettiği ancak yeni düzenin de kurulamadığı “tehlikeli” bir ara dönem yaşandığına dikkat çekti. Yılmaz, bu süreçte ülkelerin iç dinamiklerini sağlam tutmasının hayati önem taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“Eski düzen güç kaybediyor ama yeni bir düzen de oluşmuş değil dünyamızda. Dolayısıyla bir geçiş sürecindeyiz. En tehlikeli zamanlar da bu geçiş zamanlarıdır. Bu dönemlerde özellikle ülkelerin iç yapılarını, iç bünyelerini güçlü tutmaları, iç cephelerini güçlendirmeleri, birlik beraberliklerini, dayanışmalarını kuvvetlendirmeleri her zamankinden daha önemlidir.”
Bu zorlu dönemlerde liderlik ve tecrübenin belirleyici olduğunu ifade eden Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin avantajlı konumda olduğunu dile getirdi.
Büyüme Rakamlarında Türkiye ve Dünya Kıyaslaması
Pandemi ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle dünya ticaretinin tarihsel ortalamaların altında kaldığını hatırlatan Yılmaz, Türkiye’nin bu dönemde reel ekonomi tarafında ayrıştığını vurguladı. Yılmaz, büyüme performansını şu sözlerle karşılaştırdı:
“Özellikle pandemi sonrası Avrupa başta olmak üzere ciddi bir ekonomik meydan okumayla karşı karşıyayız. Dünya ekonomisi bu dönemde yıllık ortalama aşağı yukarı yüzde 2,5 büyümüş. 100 iken 115 olmuş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Aşağı yukarı büyüme hızı bakımından dünyanın iki katı kadar büyümüşüz.”
Ekonomik Büyüme Endeksi Karşılaştırması
| Ekonomi | Dönem Başı Endeks | Dönem Sonu Endeks | Büyüme Performansı |
|---|---|---|---|
| Dünya Ekonomisi | 100 | 115 | %2,5 (Yıllık Ort.) |
| Türkiye Ekonomisi | 100 | 130 | Dünya Ortalamasının 2 Katı |
Enflasyonla Mücadele ve İhracat Rekorları
Salgın sonrası üretim gücünün korunduğunu ancak finansal piyasaların etkilenerek enflasyonun yükseldiğini kabul eden Yılmaz, önceliklerinin enflasyonu düşürerek makro finansal istikrarı sağlamak olduğunu belirtti. Tarımsal kuraklık ve don olaylarına rağmen geçen yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 3,7 büyüme kaydedildiğini, yıl genelinde ise yüzde 3,5 civarında bir büyüme beklediklerini açıkladı.
İhracat rakamlarına değinen Yılmaz, salondaki Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı’na atıfta bulunarak şu verileri paylaştı:
- Mal İhracatı: 273 milyar doların üzeri (Tarihi rekor).
- Hizmet İhracatı: 120 milyar doların üzeri (Turizm dahil).
- Toplam İhracat: 396 milyar dolar.
Yılmaz, 2002 yılında 238 milyar dolar olan ekonomik büyüklüğün, 2025 yılında tahmini olarak ilk kez 1,5 trilyon doları aşacağını ve Türkiye’nin dünyanın 16. büyük ekonomisi konumuna geldiğini ifade etti.
Finansal Göstergelerde İyileşme
Yeni yılda finansal piyasalar ve vatandaşlar için daha olumlu bir tablo beklediklerini söyleyen Yılmaz, finansal risklerin önemli ölçüde azaldığını belirterek güncel ekonomik göstergeleri sıraladı:
- Cari Açık: Yüzde 1,6 (Tarihi ortalamaların altı).
- Bütçe Açığı: Deprem için yapılan 90 milyar doların üzerindeki ekstra harcamaya rağmen yüzde 2,9 civarında.
- Kamu Borcu/Milli Gelir: Yüzde 24-25 bandında.
- Merkez Bankası Rezervleri: 200 milyar doları aşmış durumda.
- CDS Risk Primi: 200’e yakın seviyelerde.
Yılmaz, “Cari açığımız düştüğü için dış dünyadan daha az borçlanıyoruz. Bu konularda kararlı bir şekilde politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz ve kalıcı sosyal refahı sağlayacağız” dedi.
“Ne Aldatan Ne de Aldanan Olacağız”
Ana muhalefet partisinin vaatlerini “popülist” olarak nitelendiren ve programsız bulduğunu belirten Cevdet Yılmaz, gerçekçi ve ayakları yere basan hedeflerle ilerlediklerini kaydetti. Sanayinin genelinde bir sorun olmadığını ancak düşük teknolojili ve emek yoğun sektörlerin etkilendiğini bildiklerini, buna yönelik hassasiyet gösterdiklerini ifade etti. KOBİ, esnaf, çiftçi ve yüksek teknoloji alanlarına yönelik desteklerin sürdüğünü aktardı.
Konuşmasını dünyadaki “güçlüysen her şeyi yapabilirsin” anlayışını eleştirerek tamamlayan Yılmaz, Türkiye’nin duruşunu şu sözlerle özetledi:
“Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak hem güçlü olalım hem de haklı olalım diyoruz. İkisini aynı anda yapabilirsek hem milletimize hizmet ederiz hem de mazlumlara destek olma imkanımız olur. Bunun da şartı ne? Bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız.”

