“Enflasyonu düşürmek birinci önceliğimiz” diyen Yılmaz, 2025 sonunda 1,5 trilyon dolarlık ekonomi büyüklüğü, 274 milyar dolar ihracat ve 64 milyar dolar turizm geliri hedeflendiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2025 yılı sonu ve Orta Vadeli Program (OVP) dönemi hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. MÜSİAD’da düzenlenen bir toplantıda konuşan Yılmaz, “Bu yılki beklentimiz, yıl sonunda 1,5 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklük, 17 bin doların üzerinde kişi başına milli gelir,” diyerek Türkiye’nin tarihinde ilk kez “yüksek gelirli ülkeler ligine” adım atacağını söyledi.
Türkiye Ekonomisi 2025 Yılı Sonu Hedefleri
| Gösterge | 2025 Yılı Sonu Hedefi |
| Ekonomik Büyüklük (GSYH) | 1,5 Trilyon Dolar + |
| Kişi Başına Milli Gelir | 17.000 Dolar + |
| İstihdam | 32 Milyon Kişi + |
| Mal İhracatı | 274 Milyar Dolar |
| Turizm Gelirleri | 64 Milyar Dolar + |
| Enflasyon | %30 civarı |
“Enflasyonu Düşürmek Birinci Önceliğimiz”
Ekonomide 15 yıldır kesintisiz büyüme sağlandığını belirten Yılmaz, mevcut programın birinci önceliğinin enflasyonu düşürmek olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Şu anda enflasyonu düşürmek birinci önceliğimiz. Ama bunu yaparken diğer dengelerimizi de gözeten bütüncül bir program uyguluyoruz. Para politikaları, maliye politikaları ve reformlardan müteşekkil bir programı hayata geçiriyoruz,” dedi. Enflasyonun bu yılı yüzde 30’un biraz altı veya üstü bir rakamla kapatmasının beklendiğini de sözlerine ekledi.
“Türkiye, Yüksek Gelirli Ülkeler Ligine Adım Atacak”
Yılmaz, Türkiye’nin son 22 yılda “alt orta gelir” grubundan “üst orta gelir” grubuna geçtiğini ve bu grupta kalıcı hale geldiğini belirtti. Mevcut ekonomik büyüklükle Türkiye’nin artık üst orta gelir grubunun en tepesinde, kritik bir eşikte olduğunu söyleyen Yılmaz, “Beklentimiz, 2025 yılı rakamları çıktığında Türkiye tarihinde ilk defa yüksek gelirli ülkeler ligine adım atmış olacak,” diyerek iddialı bir hedef ortaya koydu.
OVP’nin 2028 Hedefleri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Orta Vadeli Program’ın son yılı olan 2028 için de hedefleri sıraladı. Buna göre 2028’de ekonomik büyüklüğün 1,9 trilyon dolara, kişi başına gelirin 21 bin dolara, ihracatın 300 milyar doları aşması ve işsizliğin ilk kez %8’in altına inmesi hedefleniyor.
“Bölgesel Refahı Sürükleyen Lokomotif Ülke Olacağız”
Konuşmasında küresel ve bölgesel gelişmelere de değinen Yılmaz, dünyanın bir dönüşüm içinde olduğunu ve bu tür geçiş dönemlerinin Türkiye gibi ülkelerin sıçrama yapması için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Kafkaslarda sağlanacak barışın ve Kalkınma Yolu gibi projelerin bölgesel refaha büyük katkı sunacağını ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin bu yeni dönemde bölgesini sürükleyen bir “lokomotif ülke” olabileceğini söyledi. Yılmaz, “Avrupa’ya bakın. Birkaç tane lokomotif ülke sürükledi bütün Avrupa bölgesini… Biz niye aynısını yapmayalım? Bizim bölgemizde niye birkaç sürükleyici ülkeyle birlikte bir bölgesel refah oluşmasın?” diye konuştu.
Finans Hattı Yorumu:
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın bu açıklamaları, hükümetin ekonomi yönetimine dair iyimser ve iddialı bir vizyon ortaya koyuyor. Bu hedeflerin piyasalar ve yatırımcılar için birkaç önemli anlamı var:
-
“Yüksek Gelirli Ülke” Söylemi: “Kişi başına 17 bin dolar gelir” ve “yüksek gelirli ülkeler ligi” hedefleri, sadece ekonomik bir veri değil, aynı zamanda hem iç hem de dış kamuoyuna yönelik güçlü bir “başarı hikayesi” ve “güven” mesajıdır. Bu, yabancı yatırımcıları çekmek ve iç piyasalarda morali yüksek tutmak için kullanılan önemli bir iletişim stratejisidir.
-
Büyüme mi, Enflasyon mu? İkilemi: Yılmaz’ın bir yandan “enflasyonu düşürmek birinci öncelik” derken, diğer yandan 1,5 trilyon dolarlık rekor GSYH ve 32 milyonluk istihdam gibi güçlü büyüme hedeflerini vurgulaması, ekonomi yönetiminin içinde bulunduğu klasik politika ikilemini yansıtıyor. Piyasalar, bu iki hedeften hangisine daha fazla ağırlık verileceğini yakından izleyecektir. Enflasyonla mücadelenin gerektirdiği “soğutma”, bu iddialı büyüme hedeflerine ulaşmayı zorlaştırabilir.
-
Bölgesel Vizyon ve Jeo-ekonomi: Konuşmada Türkiye’nin sadece kendi iç dinamiklerine değil, Kafkaslar’dan Irak’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada bir “lokomotif” olma vizyonuna yapılan vurgu son derece önemli. Bu, Türkiye’nin artık sadece bir “pazar” değil, aynı zamanda bir “bölgesel ekonomik güç merkezi” olma iddiasını ortaya koyuyor. Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru gibi projeler, bu vizyonun somut altyapı adımlarıdır.
-
Ulaşılabilirlik ve Riskler: Bu hedefler kağıt üzerinde iddialı ve olumlu. Ancak bu hedeflere ulaşmanın önünde, küresel ekonomik yavaşlama, jeopolitik riskler ve en önemlisi, yurt içinde enflasyonun yapışkanlığı gibi ciddi engeller bulunuyor. Programın başarısı, bu hedeflerin ne kadarının reel olarak hayata geçirilebildiğine bağlı olacak.
Piyasalar, bu iyimser hedefleri not alacak, ancak asıl olarak OVP’nin uygulama sonuçlarına, yani aylık enflasyon, büyüme ve dış ticaret verilerine odaklanarak pozisyonlarını belirleyecektir. Söylem güçlü, şimdi gözler eylemde.

