Liderler Zirvesindeki Ateşkesin Ardından Gelen Hamle, Galyum, Germanyum ve Grafit Gibi Ürünlerin Ticaretinin Önünü Açtı
Teknoloji ve savunma sanayileri için hayati öneme sahip kritik mineraller üzerindeki ticaret savaşında Pekin’den tansiyonu düşüren önemli bir adım geldi. Çin, ABD’ye yönelik galyum, germanyum, antimon ve süper sert malzemelerle ilgili “çift kullanımlı ürünlerin” ihracat onaylarına getirdiği yasağı askıya aldığını duyurdu.
Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, askıya almanın Pazar gününden itibaren geçerli olacağı ve 27 Kasım 2026 tarihine kadar süreceği belirtildi. Ayrıca, ABD’ye yönelik grafit ihracatına getirilen daha katı son kullanıcı ve son kullanım amacı kontrollerinin de askıya alındığı ifade edildi.
Bu hamle, Cuma günü duyurulan ve belirli nadir toprak elementleri ile lityum batarya malzemeleri üzerindeki kısıtlamaları kaldıran kararın devamı niteliğinde. Tüm bu adımlar, Başkan Xi Jinping ve ABD Başkanı Donald Trump arasında varılan ve bir yıl süreyle tarifelerin azaltılmasını ve diğer ticaret kısıtlamalarının durdurulmasını içeren “ticaret ateşkesi” anlaşmasının bir parçası olarak görülüyor.
Finans Hattı Yorumu: Pekin’in bu adımı, bir zayıflık işareti veya geri adım atmaktan çok, ABD ile varılan kırılgan ateşkesin bir gereği olarak atılmış, son derece kontrollü ve stratejik bir adımdır. Bu, “iyi niyet” gösterisinin ötesinde, Çin’in küresel tedarik zincirleri üzerindeki gücünü ve bu gücü nasıl bir pazarlık unsuru olarak kullandığını gösteren bir derstir.
Çin, bu kritik minerallerin ihracatını kısıtlayarak küresel tedarik zincirleri üzerindeki muazzam gücünü ve Washington’a ne kadar hızlı acı verebileceğini göstermişti. Bu, adeta bir “uyarı atışıydı”. Şimdi ise bu yasağı askıya alarak, anlaşmaya sadık kaldığını ve iyi niyetli bir aktör olabileceğini kanıtlama çabası içinde. Bu, karşılığında ABD’den de benzer adımlar (örneğin fentanil tarifelerinin düşürülmesi gibi) beklediği anlamına geliyor.
Ancak bu, Batılı endüstriler ve hükümetler için bir “rehavet” nedeni olmamalıdır. Tam tersine, bu durum, Çin’e olan kritik hammadde bağımlılığının ne kadar tehlikeli bir jeopolitik silah olabileceğini somut bir şekilde ortaya koymuştur. Bu askıya alma, Batı’ya kendi tedarik zincirlerini kurması, yerli üretimi teşvik etmesi ve “stratejik otonomi” hedefine ulaşması için bir “zaman penceresi” sunuyor. Özetle, Çin vanayı şimdilik açmış görünüyor, ancak vananın kontrolünün hâlâ kendi elinde olduğunu ve siyasi rüzgarlar değiştiğinde tekrar kapatabileceğini tüm dünyaya hatırlatmış oldu.
