TÜFE Haziran’dan Bu Yana İlk Kez Pozitif Geldi, ÜFE’deki Daralma İse 37 Aydır Devam Ediyor
Çin’den gelen ekim ayı enflasyon verileri, ekonomi üzerinde devam eden deflasyonist baskılara rağmen tatil harcamalarının yarattığı geçici bir rahatlamayı gözler önüne serdi. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE), Altın Hafta tatilinin desteğiyle Haziran ayından bu yana ilk kez pozitif bölgeye geçerken, üretici enflasyonundaki daralma ise beklentilerden daha yavaş gerçekleşti. Ancak bu veriler, genel tablodaki zayıflığı gizleyemedi.
Hafta sonu açıklanan resmi verilere göre, TÜFE Ekim ayında yıllık bazda %0,2 arttı. Bu rakam, enflasyonun sabit kalacağı yönündeki beklentilerin üzerinde gerçekleşerek bir önceki aydaki %0,3’lük daralmadan sonra önemli bir toparlanmaya işaret etti. Artışın temel nedeni, Ekim ayı başındaki Altın Hafta tatili ve Bekarlar Günü gibi alışveriş etkinlikleri sırasında artan harcamalar oldu.
Ancak ekonominin üretim tarafında zayıflık devam etti. Üretici fiyat endeksi (ÜFE) enflasyonu, Ekim ayında yıllık bazda %2,1 daraldı. Bu rakam, %2,3’lük daralma beklentisinden daha iyi olsa da, fabrika çıkış fiyatlarında 37. ardışık aylık daralmayı işaret etti. Bu durum, Çin’in devasa imalat sektörünün üç yılı aşkın bir süredir istikrarlı bir şekilde gerilediğini bir kez daha teyit etti. Pekin yönetimi, büyümeyi desteklemek için önümüzdeki aylarda daha fazla teşvik önlemi uygulayacağını taahhüt etti.
Finans Hattı Yorumu: Çin’in ekim ayı enflasyon verileri, bir yanda tatil harcamalarının yarattığı geçici bir “canlanma” sunarken, diğer yanda ekonominin ana motoru olan üretim sektöründeki kronik zayıflığı gizleyemeyen, son derece karmaşık bir tablo çiziyor. TÜFE’deki hafif artış, yapısal bir iyileşmeden çok, ertelenmiş talebin tatil döneminde harcamaya dönüşmesinin bir sonucudur. Bu, Pekin’e küçük bir nefes alma alanı sağlasa da, altta yatan zayıf tüketici güveni ve ekonomik belirsizlik sorunlarını çözmemektedir.
Asıl endişe verici sinyal ise üretici fiyatları (ÜFE) cephesinden geliyor. Fabrika çıkış fiyatlarının 37 aydır aralıksız daralması, yani üç yıldan fazla bir süredir devam eden bu negatif trend, Çin sanayisindeki atıl kapasitenin ve talep yetersizliğinin ne kadar köklü bir sorun olduğunu kanıtlıyor. Bu, şirket kârları üzerinde muazzam bir baskı yaratır, yatırımları caydırır ve bir deflasyon sarmalı riskini canlı tutar.
Bu durumun küresel yansımaları da var: Çin, dünyaya “deflasyon ihraç etmeye” devam ediyor. Fabrika çıkış fiyatlarının düşmesi, Çin mallarının uluslararası pazarlarda daha da ucuzlaması anlamına gelir. Bu, bir yandan Batılı ülkelerdeki enflasyonla mücadeleye yardımcı olabilirken, diğer yandan kendi yerli üreticileri için haksız rekabet baskısı yaratmaktadır. Özetle, Pekin’in daha fazla ve daha güçlü teşvik adımları atması artık bir seçenek değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu veriler, Çin ekonomisinin kendi kendine bir toparlanma trendine girmesinin zor olduğunu ve hükümetin dümeni daha aktif bir şekilde eline alması gerektiğini teyit etmektedir.

