Grup, en büyük operasyonu olan WE Soda’yı Türkiye’deki hukuki süreçten ve kayyum atamalarından ayrıştırmaya çalışıyor.
Türkiye’de yürütülen Can Holding soruşturmasının kendisine uzanması, kurucusu Turgay Ciner hakkında yakalama kararı çıkarılması ve bazı şirketlerine kayyum atanmasının ardından Ciner Grubu’ndan ilk resmi açıklama Londra’dan geldi. Grubun küresel soda külü operasyonlarını yürüten ve en değerli varlığı olan WE Soda üzerinden yapılan açıklamada, şirketin Türkiye’deki soruşturmayla bir ilgisi olmadığı, küresel operasyonlarının etkilenmediği ve Can Grubu’na yapılan medya satışının tamamen yasal olduğu vurgulandı.
Açıklamanın Künyesi
| Kategori | Detay |
| Açıklamayı Yapan | WE Soda (Ciner Grubu’nun Londra merkezli şirketi) |
| Konu | Türkiye’deki Can Holding soruşturması ve Ciner Grubu’na etkileri |
| Ana Mesajlar | 1. WE Soda’nın soruşturmayla ilgisi yok. 2. Küresel operasyonlarımız etkilenmedi. 3. Medya satışı tüm Türk kurumlarından onay alarak, yasalara uygun yapıldı. |
“WE Soda Bağımsız Faaliyet Gösteriyor”
Merkezi Londra’da bulunan ve Ciner Grubu’nun Türkiye’deki Eti Soda ve Kazan Soda gibi dev operasyonlarını da çatısı altında bulunduran WE Soda’nın internet sitesinde yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“WE Soda, hissedarı (Turgay Ciner) ile Ciner Grubu bünyesindeki bazı şirketlerle ilgili olarak Türkiye’de devam eden hukuki soruşturmayı not eder. WE Soda, soruşturma kapsamındaki hususlarda herhangi bir rol oynamamakta olup soruşturmaya katılmamız talep edilmemiştir. İşletmemiz, soruşturmaya dahil olan şirketlerden bağımsız olarak faaliyet göstermekte olup, Türkiye ve küresel operasyonlarımız hiçbir şekilde etkilenmemiştir.”
Medya Satışına “Yasal ve Onaylı” Vurgusu
Açıklamada, soruşturmanın merkezindeki, Ciner Medya varlıklarının Can Grubu’na satış işlemine de detaylı bir şekilde değinildi. Satış sözleşmesinin Aralık 2024’te imzalandığı ve Türkiye Rekabet Kurumu dahil ilgili tüm Türk devlet kurumlarından gerekli izinlerin alındığı hatırlatıldı. Üç aylık bir inceleme sürecinin ardından satışın 24 Nisan 2025’te tamamlandığı ve işlemin yürürlükteki tüm yasalara uygun olduğu vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, Ciner Grubu’nun söz konusu medya satışı dışında alıcı grupla başka hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığının altı çizildi.
Finans Hattı Yorumu:
Ciner Grubu’nun bu açıklaması, son derece stratejik ve amacı çok net olan bir “hasar kontrol” ve “güvenlik duvarı örme” hamlesidir. Bu metnin hedef kitlesi Türk kamuoyu veya adli makamlarından çok, WE Soda’nın uluslararası kreditörleri, iş ortakları, müşterileri ve potansiyel yatırımcılarıdır.
-
“Taç Mücevherini” Koruma Kalkanı: WE Soda, Ciner Grubu’nun en değerli ve en uluslararası varlığıdır (taç mücevheri). Bu açıklamanın amacı, Türkiye’deki hukuki ve mali krizin, bu küresel operasyona sıçramasını önlemek ve bir finansal güvenlik duvarı oluşturmaktır. Mesaj net: “Türkiye’deki sorunlar Türkiye’de kalır, bizim küresel işimiz etkilenmez.” Bu, özellikle şirkete kredi sağlayan uluslararası bankaları ve ortakları rahatlatmaya yönelik bir adımdır.
-
“Medya Satışı Yasaldı” Vurgusunun Anlamı: Açıklamada, satışın Rekabet Kurumu dahil “tüm ilgili Türk devlet düzenleyici kurumlarından” izin alınarak yapıldığının altının çizilmesi, son derece önemli bir savunma stratejisidir. Bu, örtülü olarak “Eğer bu işlemde bir sorun varsa, bu sadece bizim değil, o dönemde bu işleme onay veren Türk devlet kurumlarının da sorunudur” mesajını vermektedir. Bu, sorumluluğu dağıtarak hukuki bir savunma hattı oluşturma çabasıdır.
-
“Bağımsız Operasyon” İddiası ve Sınavı: Açıklamada WE Soda’nın “bağımsız” olduğu vurgulansa da, resmi kayıtlara göre hem Türkiye’de kayyum atanan Park Holding’in hem de Londra merkezli WE Soda’nın nihai hakim hissedarının aynı kişi, yani Turgay Ciner olması, bu “bağımsızlık” iddiasının en zayıf halkasıdır. “Kara para aklama” gibi soruşturmalarda, savcılıklar genellikle kurumsal perdelerin arkasındaki nihai faydalanıcıya ve para akışlarına odaklanır. Bu nedenle, operasyonel bağımsızlık iddiasının hukuki bir süreçte ne kadar geçerli olacağı belirsizdir.
Sonuç olarak bu, Ciner Grubu’nun küresel itibarını ve finansal istikrarını korumak için attığı zorunlu ve akıllıca bir iletişim adımıdır. Ancak, soruşturmanın merkezindeki ismin grubun tepesindeki kişi olması nedeniyle, bu “güvenlik duvarının” ne kadar sağlam kalacağı, tamamen Türkiye’deki hukuki sürecin seyrine ve uluslararası adli iş birliğinin nasıl işleyeceğine bağlı olacaktır.

