Avrupa ve Asya Pazarlarıyla Kayıpları Telafi Ediyor: AB ve ASEAN’a İhracat Güçlü Arttı
Çin’in ABD’ye ihracatı, iki ülke arasındaki ticaret savaşlarının derinleşen etkilerini gözler önüne sererek, Eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27 azaldı. Ancak bu sert düşüşe rağmen, Ağustos ayında kaydedilen yüzde 33,1’lik düşüşe kıyasla daralmanın bir miktar yavaşlaması dikkat çekti.
ABD ile Ticarette Büyük Kayıp
ABD ile ticarette ihracat 34,3 milyar dolar, ithalat ise 11,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlarla birlikte ihracat yıllık yüzde 27, ithalat ise yüzde 16,1 azaldı. Bu veriler, tarife savaşlarının Çin’in en büyük pazarlarından birindeki konumunu ciddi şekilde sarstığını gösteriyor.
Diğer Pazarlarda Güçlü Performans: Kayıplar Telafi Ediliyor
2025 yılı Eylül ayı verileri, Çin’in ABD pazarındaki daralmaya rağmen diğer bölgelerde ihracatını artırarak dış ticaret performansını desteklediğini ortaya koydu. Çin’in başlıca ticaret ortaklarıyla dış ticaretinde karışık bir tablo ortaya çıktı:
-
Avrupa Birliği (AB): AB’ye yapılan ihracat 48 milyar dolar, ithalat ise 25,2 milyar dolar olarak açıklandı. İhracat yüzde 14,2, ithalat yüzde 9,4 arttı.
-
ASEAN Ülkeleri: ASEAN ülkelerine yapılan ihracat 53,7 milyar dolar, ithalat ise 36,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. ASEAN’a yönelik ihracat yüzde 15,6 artarken, ithalat yüzde 0,9 azaldı.
-
Japonya: İhracat yüzde 1,8, ithalat ise yüzde 20,9 arttı.
-
Güney Kore: İhracatta yüzde 7, ithalatta yüzde 13,1 artış yaşandı.
-
Tayvan: İhracat yüzde 11, ithalat ise yüzde 7,6 yükseldi.
-
Avustralya: İhracat yüzde 10,7, ithalat yüzde 11,3 arttı.
Finans Hattı Yorum: Çin’in Eylül ayı dış ticaret verileri, küresel ticaret dinamiklerinde yaşanan tektonik bir kaymayı gözler önüne seriyor. ABD’ye yönelik ihracattaki %27’lik devasa düşüş, Trump’ın tarife savaşlarının Pekin için ne kadar maliyetli olduğunu ve ABD pazarının artık eskisi gibi güvenilir bir gelir kapısı olmadığını net bir şekilde gösteriyor. Bu, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğinin ve “ayrışma” (decoupling) sürecinin hızlandığının somut bir kanıtıdır.
Ancak madalyonun diğer yüzünde, Çin’in bu darbeyi ticaret rotalarını çeşitlendirerek ne kadar başarılı bir şekilde atlattığı görülüyor. Avrupa Birliği ve özellikle ASEAN ülkelerine yönelik ihracattaki çift haneli güçlü artışlar, Çin’in ABD’ye olan bağımlılığını azaltma ve yeni pazarlarda derinleşme stratejisinin işlediğini gösteriyor. Bu, Çin ekonomisinin esnekliğini ve adapte olma kabiliyetini ortaya koyan önemli bir başarıdır.
Sonuç olarak, bu veriler iki önemli gerçeği vurguluyor: Birincisi, ABD-Çin ticaret savaşı reel ekonomiyi vuruyor ve kazananı olmayan bir mücadele. İkincisi, dünya artık tek kutuplu bir ticaret ekseninden, ABD, Avrupa ve Asya-Pasifik’in kendi içlerinde daha entegre olduğu çok kutuplu bir ticaret yapısına doğru evriliyor. Bu yeni düzende Çin, Asya ve Avrupa’daki konumunu güçlendirerek ABD’nin yarattığı boşluğu doldurmaya çalışıyor.
