Geçen Yılki Yüksek Baz Etkisi ve Soğuyan Dış Talep, Ticaret Anlaşmasına Rağmen Verileri Olumsuz Etkiledi
Küresel ekonominin barometresi olarak kabul edilen Çin’in dış ticaret verileri, Ekim ayında piyasalarda soğuk duş etkisi yarattı. Ülkenin ihracatı, ekonomistlerin %2,8’lik artış beklentisine karşın yıllık bazda beklenmedik bir şekilde %1,1 azaldı. Bu sert düşüş, bir önceki ay kaydedilen %8,3’lük güçlü artışla tam bir tezat oluşturdu.
Verilerin detaylarına bakıldığında, ithalatın da beklentilerin altında kaldığı görüldü. İthalat, yıllık %1,0 artış gösterse de, %2,3’lük beklentiyi yakalayamadı. İhracattaki bu beklenmedik düşüşün arkasında, geçen yılın aynı dönemindeki yüksek baz etkisinin ve aylardır devam eden “ön yüklemeli” sevkiyatların ardından küresel talebin soğumaya başlamasının yattığı belirtiliyor. Geçen yıl Çinli ihracatçılar, ABD’deki başkanlık seçimleri öncesi olası yeni gümrük vergilerinden kaçınmak için sevkiyatlarını hızlandırmıştı.
Bu zayıf veriler, geçtiğimiz hafta ABD ile Çin arasında varılan ve piyasalara umut veren ticaret anlaşmasının hemen ardından geldi. Ekim ayında Çin’in dış ticaret fazlası 90,07 milyar dolar olarak gerçekleşerek Eylül ayındaki 90,45 milyar dolarlık fazlanın hafif altında kaldı.
Finans Hattı Yorumu: Çin’in ihracat verilerindeki bu ani fren, küresel ekonominin sağlığına ilişkin önemli bir uyarı sinyalidir. Her ne kadar raporda belirtilen “yüksek baz etkisi” ve “ön yüklemeli sevkiyatlar” gibi teknik gerekçeler düşüşün bir kısmını açıklasa da, temel mesaj oldukça nettir: Küresel talep yavaşlıyor. Dünyanın fabrikası olarak bilinen Çin’in ihracatının azalması, Batılı tüketicilerin ve şirketlerin harcamalarını kıstığına dair somut bir kanıttır.
Bu verilerin zamanlaması ise oldukça manidar. ABD ile varılan ticaret anlaşmasının mürekkebi kurumadan gelen bu rakamlar, Pekin’in neden masada uzlaşmacı bir tavır sergilediğini de açıklıyor. İhracat motoru teklemeye başlayan Çin ekonomisinin, ABD gibi dev bir pazarla istikrarlı ticari ilişkilere her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. İthalatın da beklentilerin altında kalması, madalyonun diğer yüzünü, yani Çin’in kendi iç talebindeki zayıflığı gösteriyor. Bu durum, ekonominin sadece dış şoklara değil, aynı zamanda kendi iç dinamiklerindeki sorunlara karşı da ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.
Özetle, bu veriler, küresel ekonomideki yavaşlamanın artık bir beklenti olmaktan çıkıp, verilere yansıyan bir gerçeğe dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, başta Avrupa ve ABD olmak üzere tüm dünya ekonomileri için bir yansıma etkisi yaratma potansiyeli taşıyor ve merkez bankalarının para politikalarını belirlerken daha da temkinli olmalarına neden olacaktır.
