AB Savcılığı 165 Milyon Euro’luk Usulsüzlük İddialarını Soruşturuyor, Proje Çıkmaza Girdi
Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi by-pass ederek İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) elektrik şebekelerini Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen 6,5 milyar Euro’luk dev “EuroAsia Interconnector” projesi, hem yolsuzluk iddiaları hem de Türkiye’nin kıta sahanlığı engeliyle adeta duvara tosladı. Projenin en büyük finansal destekçisi olan Avrupa Birliği (AB), Yunanistan ve GKRY’de yapılan ön ihalelerde 165 milyon Euro’luk rüşvet ve usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine AB Kamu Savcılığı (EPPO) aracılığıyla resmi bir soruşturma başlattı.
2010 yılında gündeme gelen ve İsrail’den başlayıp deniz altından GKRY ve Girit üzerinden Yunanistan’a uzanacak 2.000 kilometrelik bir elektrik kablo hattı döşenmesini öngören proje, başlangıcından itibaren Türkiye’yi dışlayan jeopolitik bir hamle olarak görülüyordu. AB’nin “Ortak Çıkar Projesi” ilan ederek 650 milyon Euro’luk bir hibe sağladığı proje, şimdi kendi içindeki yolsuzluk iddialarıyla sarsılıyor.
“Türkiye Engeli” ve “İhale Krizleri” Projeyi Zaten Yavaşlatmıştı
Yolsuzluk soruşturması, projenin karşılaştığı ilk engel değil. Hürriyet’in haberine göre, proje bir dizi ciddi sorunla boğuşuyordu:
-
Türkiye’nin Kıta Sahanlığı: Projenin Girit-GKRY arasındaki en kritik bölümü, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e bildirdiği kıta sahanlığından geçiyor. Türk donanması, Ankara’dan izin alınmadan bölgede araştırma yapmaya çalışan gemileri defalarca engelleyerek projenin ilerlemesini fiilen durdurmuştu.
-
İhale Krizleri: Geçtiğimiz yıl projenin kablo üreticisi olan Fransız devi Nexans, peşinat ödemelerinin yapılmaması nedeniyle projeden çekilme resti çekmiş, kriz Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in devreye girerek zararı üstlenme garantisi vermesiyle aşılmıştı.
AB savcılığının başlattığı son yolsuzluk soruşturması ise, projenin geleceğini ve finansal sürdürülebilirliğini yeniden büyük bir belirsizliğe sürükledi.
Finans Hattı Yorum:
EuroAsia Interconnector projesinde yaşanan bu son skandal, jeopolitik hırslarla kurgulanan mega projelerin, sahadaki gerçekler ve ekonomik fizibilite göz ardı edildiğinde nasıl başarısızlığa sürüklenebileceğinin ders niteliğinde bir örneğidir.
1. “Türkiye’siz Olmaz” Gerçeğinin Tescili: Bu projenin en başından beri en büyük handikabı, Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine ve en büyük askeri gücüne sahip olan Türkiye’yi “yok sayarak” planlanmasıydı. Türkiye’nin kendi kıta sahanlığındaki egemenlik haklarını koruma konusundaki kararlılığı, projenin teknik olarak ilerlemesinin önündeki en büyük engel oldu. Bu durum, bölgede Türkiye’nin dahil olmadığı veya onay vermediği hiçbir büyük enerji projesinin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını bir kez daha kanıtlamıştır.
2. AB Fonlarının Sorgulanan Etkinliği: Projeye 650 milyon Euro gibi devasa bir hibe sağlayan AB’nin, şimdi kendi savcılığı aracılığıyla bu fonların nasıl kullanıldığına dair bir yolsuzluk soruşturması başlatması, Brüksel için ciddi bir itibar kaybıdır. Bu durum, AB fonlarının denetimi ve şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratmakta ve gelecekteki benzer projelere fon sağlanmasını daha da zorlaştıracaktır.
3. Enerji Piyasaları ve Yatırımcılar İçin Anlamı:
Bu projenin çıkmaza girmesi, birkaç önemli sonucu beraberinde getirir:
-
Doğu Akdeniz Gazı ve Elektriği: Bu hat, sadece bir elektrik hattı değil, aynı zamanda gelecekte İsrail ve GKRY açıklarında bulunacak potansiyel doğal gazdan üretilecek elektriğin Avrupa’ya taşınması için de bir “opsiyon” niteliğindeydi. Projenin rafa kalkması, bu kaynakların Avrupa pazarına ulaşımını daha da zorlaştıracaktır.
-
Alternatif Rotaların Önemi Artıyor: Bu projenin başarısızlığı, enerjinin Avrupa’ya ulaştırılması için Türkiye üzerinden geçecek boru hatları ve enterkonnekte sistemlerin ne kadar stratejik ve kaçınılmaz olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye’nin bir “enerji koridoru” (energy hub) olma vizyonunu güçlendiren bir gelişmedir.
-
İlgili Şirketler İçin Belirsizlik: Projede yer alan Nexans gibi kablo üreticileri, mühendislik firmaları ve finansörler için bu soruşturma ve gecikme, ciddi bir ticari ve finansal belirsizlik anlamına gelmektedir. Bu şirketlerin projeden alacaklarını tahsil etmesi veya yeni iş hacimleri yaratması zorlaşabilir.
