Ekonomi alanının önde gelen isimlerinden Mahfi Eğilmez, kişisel platformunda “Ateşkesin Ardından Piyasalar” başlığıyla yayımladığı analizinde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleriyle başlayan ve hızla bölgesel bir çatışmaya evrilen gelişmelerin finansal piyasalar üzerindeki etkilerini derinlemesine inceledi.
Belirsizlikler Devam Ediyor
Eğilmez, ilan edilen ateşkes durumuna rağmen piyasalarda belirsizliklerin devam ettiğine dikkat çekti. Ekonomist tarafından sunulan verilere göre, savaş öncesi, ateşkes öncesi ve sonrasında hem ABD hem de Türkiye’nin finansal göstergelerinde önemli değişimler gözlemlendi.
Dalgalanmalar ve Kalıcı Etkiler
Piyasaların sadece belirli zaman dilimlerine ait verilerle sınırlı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, dalgalanmaların boyutuna dikkat çekti. “Tablo, ilk bakışta savaşın finansal piyasalar üzerindeki sarsıcı etkisini net bir biçimde ortaya koyuyor,” diyen Eğilmez, şöyle devam etti: “Ancak burada yalnızca üç farklı güne ait ‘anlık görüntüler’ bulunuyor. Gerçekte ise bu süreç boyunca piyasalar çok daha sert ve dalgalı hareketler sergiledi. Çoğu zaman bu tür dalgalanmalar, tek yönlü yükseliş veya düşüşlerden daha kalıcı tahribat bırakır.”
Piyasa Toparlanması ve Barışın Rolü
Eğilmez, piyasaların savaş öncesi seviyelerine dönmesinin zaman alacağına işaret ederken, kalıcı bir barış ortamının daha hızlı bir toparlanma potansiyeli taşıdığını belirtti. “Piyasaların savaş öncesi görünümüne kavuşması birkaç günde tamamlanabilecek bir hadise değil,” diyen Eğilmez, “Buna karşılık, eğer ateşkes kalıcı bir barışa dönüşürse, toparlanma beklenenden daha süratli olabilir. Hatta belirsizliğin ortadan kalkması, piyasaları savaş öncesine kıyasla daha olumlu bir noktaya taşıyabilir,” değerlendirmesinde bulundu.
Altının Güvenli Liman Rolü
Dr. Eğilmez, “Ateşkesin Ardından Piyasalar” başlıklı yazısının devamında, göstergeler arasındaki en dikkat çekici unsurun altın fiyatlarındaki değişimler olduğunu belirtti. Altının sadece bir ziynet eşyası olmadığını, aynı zamanda kriz zamanlarında yatırımcıların sığındığı bir “güvenli liman” olarak işlev gördüğünü ifade etti. Eğilmez, bu durumu bir benzetmeyle açıkladı: “Denizde seyreden gemiler, normal şartlarda yük taşımak için hareket halindedir; limanda durmak için değil. Ancak fırtına çıktığında, gemi için en mantıklı adım güvenli bir limana yanaşmaktır. Bu süreçte gemi ekonomik olarak verimli olmaz, ancak taşıdığı değer korunur. Altın da tam olarak böyle bir rol üstlenir: Getiri sağlamaz, ancak belirsizlik dönemlerinde değerini muhafaza eder.”
Petrol, Enflasyon ve Merkez Bankaları
Savaşın başlangıcıyla birlikte petrol fiyatlarındaki artışın, savunma harcamalarının yükselmesi ve buna bağlı olarak enflasyonun hızlanacağı beklentisini güçlendirdiğini belirten Eğilmez, bu durumun merkez bankalarını faiz artırımlarına yönlendireceği düşüncesini doğurduğunu dile getirdi. Bu çerçevede yatırımcıların altından çıkarak tahvillere yönelmeye başladığını, bazı merkez bankalarının ise, özellikle “carry trade” yatırımcılarının çıkış taleplerini karşılamak amacıyla rezervlerindeki altının bir kısmını sattığını aktardı. Bu gelişmelerin altın fiyatlarında bir geri çekilmeye neden olduğunu, ateşkes sonrası henüz net bir eğilimin oluşmadığını ancak altının yeniden prim yapabileceğine dair beklentilerin güçlendiğini kaydetti.
Siyasi Belirsizlik ve Piyasa Gerçekliği
Eğilmez, siyasi arenada belirsizliğin hala yüksek seyrettiğini, ABD yönetiminin öngörülemez politikalarının ve bölgedeki hassas dengelerin, durumun tamamen yatıştığını söylemek için erken olduğunu gösterdiğini ifade etti. Bununla birlikte, günümüz dünyasında finansal piyasaların, siyasi aktörlerin sınırsız hareket etmesine uzun süre müsaade etmediğini ve eninde sonunda piyasaların gerçekliği hatırlattığını vurguladı. Bu sebeple, önümüzdeki günlerde ateşkesin kalıcı olup olmayacağının yalnızca diplomatik açıklamalardan değil, aynı zamanda fiyat hareketlerinden de anlaşılacağını belirtti.











