Mart ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 1,94 oranında yükselirken, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,3 artış kaydetti. Yıllık bazda incelendiğinde ise enflasyonun tüketici fiyatlarında yüzde 30,87, üretici fiyatlarında ise yüzde 28,08 seviyesinde gerçekleştiği görüldü. Tahminlerin bir miktar altında kalan bu rakamların ardından ekonomi dünyasının önemli isimleri, verilerin piyasa ve makroekonomi üzerindeki yansımalarını değerlendirdi.
Mart Ayı Enflasyon Verileri ve Yıllık Değişim
Açıklanan rakamlar, piyasa beklentilerinin hafif altında kalarak dikkat çekti. Söz konusu dönemdeki temel göstergeler şu şekilde gerçekleşti:
| Endeks Türü | Aylık Artış (%) | Yıllık Artış (%) |
|---|---|---|
| TÜFE (Tüketici) | 1,94 | 30,87 |
| Yİ-ÜFE (Üretici) | 2,3 | 28,08 |
Prof. Dr. Talha Yalta: “Ölçülü Bir Nefes Alanı Sağlıyor”
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta, aylık yüzde 1,94’lük artışın tahminlerin gerisinde kalmasını olumlu bir sinyal olarak yorumladı. Yalta, şu ifadeleri kullandı:
“Aylık artışın yüzde 1,94 ile tahminlerin altında kalması ve yıllık enflasyonun yüzde 30,87’ye gerilemesi, enflasyon görünümünde kısa vadede ölçülü bir nefes alanı sağlıyor. Tek bir veri bütün resmi veremese de mart rakamları en azından beklentilere göre olumlu bir tablo gösteriyor. Ancak önümüzdeki dönemde bölgedeki çatışmanın enerji fiyatları, kur ve beklentiler üzerinden yaratabileceği etkileri daha net izlemek gerekecek.”
Prof. Dr. Sefer Şener: Finans ve Reel Sektör Ayrışması
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, mart verilerinin piyasa beklentilerinin aksine oldukça düşük geldiğini vurgulayarak, finansal piyasalar ile reel sektör arasındaki algı farkına değindi. Şener, değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Beklentilerin altında gelen enflasyon piyasalara hiç şüphesiz pozitif yansıyacaktır. Yani bu düşük rakamlar finans piyasaları tarafından pozitif katkı şeklinde algılanmaktadır. Ancak reel sektör için pozitif hava daha farklı algılanmaktadır. Şüphesiz akaryakıt fiyatlarındaki artışın dolaylı etkileri ancak uzun dönemde ortaya çıkacaktır. Durum böyle olmasına rağmen enflasyon üzerine en yüksek etki yine de ulaştırma harcama grubundan gelmiştir. Nisan, mayıs, haziran aylarında akaryakıt üzerinden gelen etki enflasyon üzerine daha fazla yansıyacaktır. Yani savaş nedeniyle fiyatlamalarda hemen bozulmadan ziyade bu fiyatlamaların önümüzdeki aylara yansıması daha muhtemel görünmektedir.”
Enerji maliyetlerindeki yükselişin Türkiye’ye etkilerinin önümüzdeki süreçte daha belirgin hissedileceğini ifade eden Şener, “Enflasyon çok düşük düzeylere düşse de gıda, barınma, ulaşım, eğitim ve sağlık üzerinden gelen enflasyon baskısı azalmadıkça vatandaşın enflasyon düşüşünü hissetmesi ve buna paralel olarak enflasyon beklentisi çok kolay azalmayacaktır.” dedi.
Ekonomist Bora Tamer Yılmaz: “Warflation” ve Dezenflasyon Süreci
Ekonomist Bora Tamer Yılmaz, bölgedeki çatışmalara rağmen dezenflasyon sürecinin devam ettiğini savundu. Yılmaz, “warflation” (savaş enflasyonu) kavramına dikkat çekerek şu analizi paylaştı:
“Savaş enflasyonunun biraz etkisi olacak ama ana düşüş eğilimi değişmeyecek. Bunu çok iyi anlamak lazım. Savaş enflasyonu olarak da tanımlanan ‘warflation’ nedeniyle enflasyon yıl sonunda beklentilerden bir parça daha yukarıda kalacak. Yani yüzde 20’nin biraz daha üzerinde kalmamızla sonuçlanacak ama ana dezenflasyon süreci devam ediyor. Enflasyon yüzde 20 ile 25 arasında bir yerde oturacak.”
Yılmaz, düşüş hızının yavaşlayacağını ancak temel eğilimin korunacağını belirtti. Savaşın etkilerinin ambalajlı gıdalarda daha çok hissedildiğini, ancak taze meyve ve sebzede ekim döneminin savaş öncesi olması nedeniyle daha pozitif bir seyir izlenebileceğini ekledi. Yılmaz ayrıca, “Otoriteler, gübre başta olmak üzere kritik alanlarda çok önemli proaktif tedbirler aldı. Alınan bu tedbirlerin de olumlu etkisi tarım sektörüne yansıyacak.” diyerek alınan önlemlerin önemine işaret etti.











