Devlet teşviklerinin sona ermesiyle Çin’de yüzde 32, Kuzey Amerika’da ise yüzde 35’lik daralma yaşandı; Avrupa ise büyümeyle şaşırttı.
Küresel elektrikli araç (EV) pazarında alarm zilleri çalıyor. Şubat ayında global EV satışları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11’lik bir düşüş yaşayarak üst üste ikinci ayda da daraldı. Danışmanlık firması Benchmark Mineral Intelligence (BMI) verilerine göre, 1 milyon adedin biraz üzerinde gerçekleşen satışlar, 2024’ün aynı döneminden bu yana kaydedilen en düşük seviye oldu.
Pazardaki bu sert frenin arkasındaki ana neden, dünyanın en büyük iki pazarı olan Çin ve Kuzey Amerika’da devlet teşviklerinin sona ermesi oldu. Dünyanın en büyük EV pazarı olan Çin’de, Şubat ayında satışlar bir önceki yıla göre yüzde 32 azalarak 500.000 aracın altına indi. Hükümetin araç takas teşviklerini kesmesi ve EV alımlarına tanınan vergi muafiyetinin geçen yıl sonunda bitmesi, talebi bıçak gibi kesti. BMI veri yöneticisi Charles Lester, durumu “Tüketiciler fiyata son derece duyarlı,” sözleriyle özetledi.
Benzer bir çöküş Kuzey Amerika pazarında da yaşandı. Satışlar yüzde 35 küçülerek 90.000’in altına geriledi ve pazar üst üste beşinci ayda da daralmış oldu. ABD’deki EV vergi kredi programının sona ermesi ve Trump yönetiminin CO2 emisyon standartlarını gevşetme önerileri, düşüşün arkasındaki temel etkenler olarak gösteriliyor. Bu yavaşlama, ABD pazarına en fazla bağımlı olan üreticileri toplamda 70 milyar doları aşan değer düşüklüğü zararı yazmak zorunda bıraktı.
Bu iki dev pazardaki çöküşe rağmen, dünyanın geri kalanında tablo daha pozitifti. Emisyon hedeflerinden geri adım atmasına rağmen Avrupa’da EV satışları Şubat’ta yüzde 21 büyüme kaydetti. Dünyanın geri kalanında ise satışlar yüzde 78’lik rekor bir artışla 180.000’i aştı.
Finans Hattı Yorumu:
Şubat ayı verileri, elektrikli araç devriminin “devlet destekli doping” döneminin sona erdiğini ve artık pazarın kendi gerçekleriyle yüzleştiğini acı bir şekilde ortaya koyuyor. Çin ve ABD’de teşviklerin kesilmesiyle yaşanan çift haneli çöküşler, talebin önemli bir kısmının ne kadar “yapay” ve “fiyata duyarlı” olduğunu kanıtladı. Bu, EV geçişinin bittiği anlamına gelmiyor; ancak “kolay büyüme” döneminin sona erdiği ve çok daha zorlu, rekabetçi bir faza girildiği anlamına geliyor.
Piyasa artık ilk benimseyen (early adopters) ve teknoloji meraklılarından, ana akım tüketiciye doğru kayıyor. Ana akım tüketici için ise en önemli kriter, çevresel duyarlılıktan önce “fiyat”tır. Bu durum, üreticiler üzerindeki baskıyı muazzam derecede artırıyor. Artık oyun, en havalı teknolojiyi sunmak değil, “uygun fiyatlı” ve “kârlı” elektrikli araç üretebilmektir. 70 milyar dolarlık devasa zararlar, özellikle geleneksel otomobil üreticilerinin bu denklemi kurmakta ne kadar zorlandığını gösteriyor.
Avrupa’nın pozitif ayrışması ve dünyanın geri kalanındaki patlama ise EV trendinin küresel olarak ölmediğini, sadece farklı coğrafyalarda farklı hızlarda ilerlediğini gösteriyor. Bu, üreticiler için stratejik bir mesaj içeriyor: Tek bir pazara bağımlı kalmak yerine, coğrafi çeşitlendirme hayati önem taşıyor. Özetle, EV pazarı bir yol ayrımında. Teşviklerin altın çağı bitti, şimdi kârlılık ve maliyet etkinliği ile hayatta kalma dönemi başlıyor.
