Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren emeklilik sistemi, maaş hesaplama yöntemleri ve artış modelleri üzerinde kapsamlı bir revizyon süreci için düğmeye basıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) şemsiyesi altında dul ve yetim aylıkları dahil olmak üzere toplam dosya sayısının 17 milyona ulaştığı günümüzde, sistem içindeki dengesizliklerin giderilmesi adına teknik düzeyde yoğun bir çalışma yürütülüyor.
Mevcut Hesaplama Sistemindeki Sorunlar ve Çözüm Arayışları
Sabah gazetesinde yer alan habere göre, mevcut sistemde emekli aylıkları üç farklı tarih aralığına göre belirleniyor. 1999 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası dönemler için uygulanan farklı Aylık Bağlama Oranları (ABO) ve hesaplama metodolojileri, emekliler arasında gelir adaletini zedeleyen en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, benzer prim gününe ve çalışma süresine sahip kişilerin, emekli oldukları döneme göre farklı maaşlar almasının önüne geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu sorunu çözmek adına masadaki en güçlü seçenek, dönem farkı gözetmeksizin tek bir hesaplama formülüne geçilmesi. Prim esasına dayanan ve sabit bir aylık bağlama oranını içeren bu yeni model ile gelir eşitsizliğinin ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Maaş Artışlarında “Norm Birliği” Hedefi
Mevcut uygulamada emekli grupları arasındaki zam belirleme yöntemleri farklılık gösteriyor:
- SSK ve Bağ-Kur Emeklileri: 6 aylık enflasyon oranına göre zam alıyor.
- Memur Emeklileri: Toplu sözleşme hükümleri ve enflasyon farkına göre zam alıyor.
Bu ikili yapı, zam dönemlerinde oranların ayrışmasına neden oluyor. Yapılması planlanan reform ile tüm emekliler için ortak bir artış modelinin geliştirilmesi veya maaşların her ay enflasyon oranında güncellenmesi gibi öneriler değerlendiriliyor.
Sistemde Kalmayı Teşvik Eden Yeni Model
Halihazırda emekli aylığı hesaplanırken yatırılan prim tutarı ana belirleyiciyken, çalışma gün sayısının maaşa etkisi sınırlı kalıyor. Yeni düzenleme ile birlikte, prim miktarı kadar sistemde kalınan sürenin (çalışma gün sayısının) de maaş hesabında daha etkin rol oynaması planlanıyor. Böylece çalışanların sistemde daha uzun süre kalması teşvik edilecek.
Ayrıca, emekli olunan yılın enflasyon ve büyüme verilerine göre değişen güncelleme katsayısı, yıllar arasında maaş farkları oluşturuyor. Bu durumu düzeltmek için sabit bir güncelleme katsayısı getirilerek, emeklilik dilekçesinin verildiği tarihe bağlı avantaj veya dezavantaj tartışmalarının bitirilmesi amaçlanıyor.
Taban Maaş ve Bağ-Kur Prim Gün Sayısı
2019 yılından bu yana uygulanan taban maaş düzenlemesi, en düşük aylık alanları korurken, primini yüksekten ödeyen veya daha fazla günü olan emekliler ile aradaki makasın kapanmasına yol açtı. Bu konuda iki alternatif üzerinde duruluyor:
- Taban maaş uygulamasının kaldırılarak kök aylıklara kademeli artış yapılması.
- Mevcut sistemin korunup, ara gelir grupları için ek iyileştirmeler yapılması.
Öte yandan, 2008 yılında sosyal güvenlik kurumlarının birleşmesine rağmen tam anlamıyla sağlanamayan norm birliği için de çalışmalar sürüyor. Bu kapsamda özellikle Bağ-Kur’luları ilgilendiren önemli bir düzenleme gündemde. Bağ-Kur emekliliği için gereken 9 bin gün prim şartının, SSK ile eşitlenerek 7 bin 200 güne düşürülmesi seçeneği masada bulunuyor.
Mevcut Durum ve Planlanan Değişiklikler Karşılaştırması
| Konu | Mevcut Uygulama | Planlanan / Önerilen Düzenleme |
|---|---|---|
| Maaş Hesaplama | 3 Farklı Dönem (1999 öncesi, 2000-08, 2008 sonrası) | Tek bir hesaplama formülü ve sabit ABO |
| Zam Sistemi | SSK/Bağ-Kur (Enflasyon) vs. Memur (Toplu Sözleşme) | Tüm emekliler için ortak artış sistemi |
| Bağ-Kur Prim Günü | 9.000 Gün | 7.200 Gün (SSK ile eşitleme) |
| Güncelleme Katsayısı | Yıllık verilere göre değişken | Sabit katsayı ile yıllar arası farkın azaltılması |
Sonuç olarak, SGK ve ilgili kurumların yürüttüğü bu çalışmalarla, emeklilik sisteminin daha sade, adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.

