2005’te en düşük emekli maaşıyla 12 çeyrek altından fazla alınabilirken, bugün sadece 2 çeyrek altına yetiyor. Aynı dönemde emeklinin alabildiği simit sayısı 1.092’den 844’e düştü.
Türkiye’de yüksek enflasyonun en çok vurduğu kesim olan emeklilerin alım gücü, son 20 yılda temel tüketim ürünleri ve yatırım araçları karşısında dramatik bir şekilde eridi. 2005 yılında asgari ücretin üzerinde olan en düşük emekli maaşı, bugün asgari ücretin oldukça altında kalırken, bu maaşla alınabilen ürün sayısı da sert bir şekilde düştü.
Emeklinin Alım Gücü Kaybı (2005 vs. 2025)
| Ürün / Gösterge | 2005 Yılında Alınabilen | Eylül 2025’te Alınabilen | Kayıp |
| Çeyrek Altın | 12,36 Adet | 2 Adet | -10,36 Adet |
| Ekmek | 1.344 Adet | 1.125 Adet | -219 Adet |
| Simit / Çay | 1.092 Adet Simit | 844 Adet Simit | -248 Adet |
| Maaş / Asgari Ücret | Asgari Ücretin Üzerindeydi | Asgari Ücretin Altında | – |
| Maaşın Kiraya Oranı | Maaşın ~%33’ü | Maaşın ~%150’si | – |
Maaş Asgari Ücretin Altında Kaldı
Karar gazetesinde yer alan habere göre, 2005 yılında emekli aylığı asgari ücretin üzerindeyken, bugün en düşük emekli maaşı 16.881 TL ile 22.104 TL‘lik asgari ücretin yaklaşık %24 altında kalmış durumda.
Sofradaki Ekmek, Simit ve Çay Azaldı
Alım gücündeki bu erime, en temel gıda maddelerine de yansıdı. 2005 yılında en düşük emekli maaşıyla 1.344 adet ekmek alınabilirken, bugün bu rakam 1.125 adede geriledi. Bu, emeklinin sofrasından 20 yılda 219 ekmeğin eksilmesi anlamına geliyor.
Benzer şekilde, 2005’te maaşıyla 1.092 adet simit veya 874 bardak çay alabilen bir emekli, Eylül 2025 itibarıyla sadece 844 adet simit veya çay alabiliyor.
En Büyük Darbe Altın ve Kirada
Emeklinin alım gücünü en dramatik şekilde vuran kalemler ise kira ve altın oldu. 20 yıl önce emekliler, maaşlarının yaklaşık üçte biriyle kira veya konut giderlerini karşılayabilirken, bugün bu oran ortalama bir kira için maaşın bir buçuk katına ulaşmış durumda.
Yatırım ve birikim aracı olarak görülen altında ise tablo daha da vahim. 2005 yılında en düşük emekli maaşıyla 12,36 adet çeyrek altın alınabilirken, bugün aynı maaş sadece 2 adet çeyrek altına yetiyor.
Finans Hattı Yorumu:
Bu veriler, sadece bir ekonomik analiz değil; Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşadığı derin bir refah kaybının ve yoksullaşmanın acı bir fotoğrafıdır. Rakamlar, yüksek enflasyonun ve ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalmasının en savunmasız kesim olan sabit gelirlileri nasıl vurduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
-
Reel Gelir Erozyonu: Emekli maaşlarına yapılan nominal artışların, enflasyon (özellikle gıda ve kira enflasyonu) karşısında nasıl anlamsızlaştığının en somut kanıtı budur. Emekli, kağıt üzerinde daha fazla lira alsa da, bu lirayla alabildiği ürün ve hizmet miktarı sürekli azalmaktadır. Bu, “reel gelir erozyonu” olarak adlandırılır.
-
“Altın Standardı”nın Önemi: Çeyrek altın karşılaştırması, alım gücü kaybını en çarpıcı şekilde gösteren ölçüttür. Çünkü altın, hem bir yatırım aracıdır hem de enflasyona karşı tarihsel bir koruma kalkanıdır. Emekli maaşının altın karşısındaki değerinin %80’den fazla erimesi, TL’nin kendi içindeki değer kaybının ne kadar büyük olduğunu gösterir.
-
Sosyal ve Ekonomik Sonuçlar: Alım gücündeki bu düşüş, sadece ekonomik bir sorun değildir. Emeklilerin yeterli beslenememesi, barınma sorunları yaşaması ve sosyal hayattan kopması gibi ciddi sosyal sorunları da beraberinde getirir. Ayrıca, harcama gücü düşen bu büyük kitle, iç talebi ve dolayısıyla ekonomik büyümeyi de aşağı çeken bir faktördür.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın son dönemdeki açıklamaları, hükümetin bu sorunun farkında olduğunu ancak kalıcı bir çözüm için bütçe imkanlarının sınırlı olduğunu gösteriyor. Enflasyon kalıcı olarak kontrol altına alınmadığı ve emekli maaşlarına refah payı içeren gerçekçi artışlar yapılmadığı sürece, bu alım gücü kaybının telafi edilmesi oldukça zor görünüyor. Bu tablo, ekonomi yönetiminin önündeki en acil ve en hassas sosyal sorunlardan biri olmaya devam edecektir.

