Cumhurbaşkanı, Trump ile görüşmesinin “samimi ve verimli” geçtiğini belirtirken, Gazze’de ateşkes ve iki devletli çözüm konusunda “anlayış birliği” oluştuğunu söyledi. Filistin’i tanıyan ülke sayısındaki artışı “tarihi” olarak nitelendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği kritik zirvenin ardından, ziyaretini ve küresel gelişmeleri uçakta gazetecilere değerlendirdi. Erdoğan, “Tek görüşmeyle her meseleyi halletmek, tabii ki mümkün değil. Fakat bu temas, birçok konuda anlamlı ilerleme sağlamamıza yol açtı,” diyerek zirvenin Türk-Amerikan ilişkileri için yeni bir sayfa açtığını belirtti.
Zirvenin ve Ziyaretin Ana Çıktıları (Erdoğan’ın Gözünden)
| Konu | Erdoğan’ın Değerlendirmesi |
| Genel Atmosfer | “Samimi, yapıcı ve verimli.” “Washington’dan memnun ayrılıyoruz.” |
| İkili İlişkiler | “Anlamlı ilerleme sağlandı.” “İlişkimiz geçmişten bu yana çok iyi.” |
| Ticaret ve Savunma | 100 milyar dolar hedefi için adımlar ve savunma iş birliği “yapıcı bir bakış açısıyla” irdelendi. |
| Gazze Konusu | Önce ateşkes, sonra kalıcı barış için “anlayış birliği oluştu.” Trump’ın da çatışmaların son bulmasını istediğini belirtti. |
| Filistin’in Tanınması | İngiltere ve Fransa’nın tanıması “tarihi nitelikte.” Tanıyan ülke sayısı 150’yi aştı. |
“Trump’la İlişkimiz Geçmişten Bu Yana Çok İyi”
Gazetecilerin zirvenin atmosferine ilişkin sorusuna yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beyaz Saray’da Sayın Trump ve heyeti tarafından gayet iyi ağırlandık. Washington’dan memnun ayrılıyoruz. Sayın Başkan’la samimi, yapıcı ve verimli bir atmosferde görüşmelerimizi gerçekleştirdik,” dedi. İki lider arasındaki kişisel diyaloğun önemine vurgu yapan Erdoğan, “Zaten Sayın Trump ile ilişkimiz, malum geçmişten bu yana çok iyi. Bu durum inanıyorum ki; Türk-Amerikan ilişkilerine de olumlu yansıyacak,” diye konuştu.
Gazze’de “Anlayış Birliği”
Görüşmenin en temel konularından birinin Gazze olduğunu belirten Erdoğan, Trump ile bu konuda bir “anlayış birliği” oluştuğunu ifade etti. “Biz de Gazze’de ve Filistin’in tamamında önce ateşkese, sonra da kalıcı barışa nasıl ulaşılabileceğini anlattık. Orada bir anlayış birliği oluştu. Sayın Trump da mevcut durumun böyle devam edemeyeceğinin farkında,” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin temel hedefinin katliamların bir an önce sona ermesi olduğunu ve bu meseleyi gündemde tutmaya devam edeceklerini vurguladı.
Filistin’in Tanınması “Tarihi” Bir Gelişme
BM Genel Kurulu temaslarına da değinen Cumhurbaşkanı, özellikle Güvenlik Konseyi daimi üyeleri olan İngiltere ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 10 Batılı ülkenin Filistin’i tanıma kararını “tarihi nitelikte” olarak değerlendirdi. “Bu noktaya gelinmesinde şüphesiz biz, ve bizim gibi tarihin doğru tarafında duran ülkelerin diplomatik gayretlerinin büyük etkisi oldu,” diyen Erdoğan, iki devletli çözüme verilen desteğin artmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasının barış temelli olduğunu, Karadeniz Tahıl Koridoru ve esir takasları gibi girişimlerin bunun bir sonucu olduğunu belirterek, “Akan kan durana kadar, biz Türkiye olarak mücadelemize devam edeceğiz,” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Finans Hattı Yorumu:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, zirvenin beklentileri karşılayan ve kısa vadeli riskleri ortadan kaldıran olumlu bir havada geçtiğini teyit ediyor. Bu, piyasalar için son derece pozitif bir mesajdır.
-
“Anlamlı İlerleme” Vurgusu: Erdoğan’ın “tek görüşmeyle her şey bitmez” diyerek gerçekçi bir çerçeve çizerken, “anlamlı ilerleme sağlandı” demesi, F-16 ve F-35 gibi kilit konularda masanın devrilmediğini, aksine müzakere kanalının açık ve yapıcı bir şekilde işlediğini gösteriyor. Bu, piyasaların en çok duymak istediği şeydi.
-
Gazze’de Ortak Zemin Sinyali: Erdoğan’ın Gazze konusunda Trump ile bir “anlayış birliği” oluştuğunu belirtmesi, iki NATO müttefiki arasında bu konuda bir kopuş yaşanmadığı, aksine ortak bir çözüm arayışının sürdüğü anlamına gelir. Bu, bölgesel istikrar ve Türkiye’nin jeopolitik konumu açısından önemlidir.
-
Kişisel Diplomasinin Gücü: Açıklamaların satır aralarında, iki lider arasındaki kişisel kimyanın ve doğrudan diyaloğun, devletler arasındaki bürokratik ve kurumsal engelleri aşmada ne kadar etkili olduğu bir kez daha görülüyor. Bu “lider diplomasisi”, Türk-Amerikan ilişkilerinin en zorlu dönemlerde bile kopmamasını sağlayan ana dinamik olmaya devam ediyor.
-
Piyasalar İçin Anlamı: Bu açıklamalar, zirve öncesi satın alınan “pozitif beklentinin” boşa çıkmadığını gösteriyor. Bu durum, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) düşüşün devam etmesini, TL varlıklara (Borsa ve DİBS) yönelik yabancı ilgisinin sürmesini ve piyasalardaki genel iyimser havanın korunmasını destekleyecektir.
Sonuç olarak, zirveden somut bir nihai anlaşma metni çıkmamış olsa da, liderlerin verdiği mesajlar ve yaratılan pozitif atmosfer, en az bir anlaşma kadar değerli. Bu, Türkiye ekonomisi ve finansal piyasaları için önümüzdeki dönemde daha öngörülebilir ve istikrarlı bir zeminin oluştuğuna dair güçlü bir sinyaldir.