Likidite düzenlemeleri ve stres testlerinde revizyon sinyali veren Miran, devasa bilançonun piyasa dinamiklerini bozduğunu vurguladı.
ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran, Miami Ekonomi Kulübü’nde gerçekleştirdiği kritik konuşmada, Fed’in 6,7 trilyon dolarlık devasa bilançosunu eritmek için radikal bir yol haritası sundu. Mevcut varlık portföyünün piyasaları bozduğunu ve gelecekteki olası krizlerde Fed’in manevra alanını kısıtladığını belirten Miran, bilançonun 1 ila 2 trilyon dolar arasında küçültülmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
“Bilanço küçültmek arzu edilir; bunun yapılamayacağını söyleyenler hayal gücünden yoksun” ifadelerini kullanan Miran, bu operasyonun sadece parasal sıkılaşma ile değil, likidite düzenlemelerinin gevşetilmesi ve banka stres testlerinin yeniden kurgulanması gibi yapısal reformlarla mümkün olabileceğini savundu. Küçülme sürecinin birkaç yıl sürebileceğini ifade eden Miran, repo operasyonları ve iskonto penceresi gibi Fed araçlarının kullanımının normalleştirilmesi gerektiğini belirtti. Miran’a göre, bilanço küçültmenin yaratacağı daraltıcı etki, daha düşük faiz oranlarıyla dengelenebilir. Mayıs ayında görevi devralacak olan Kevin Warsh‘un da benzer bir vizyona sahip olması, Fed içinde “küçük bilanço, düşük faiz” modeline geçişin ciddi şekilde tartışıldığını kanıtlıyor.
Finans Hattı Yorum:
Stephen Miran’ın açıklamaları, Fed’in önümüzdeki yıllarda izleyeceği parasal mimariyi kökten değiştirebilecek bir doktrin değişikliğine işaret ediyor. 2008 krizinden bu yana Fed’in devasa bir “likidite devi” haline gelmesi, piyasalarda doğal fiyatlama mekanizmalarını bozmuş ve finansal kurumları merkez bankasına bağımlı hale getirmişti. Miran’ın sunduğu yol haritası, aslında Fed’in piyasadan elini bir miktar çekerek serbest piyasa disiplinini geri getirme çabasıdır.
Finansal açıdan en kritik nokta; bilanço küçülmesinin faiz indirimleriyle telafi edilmesi önerisidir. Bu senaryo, piyasalar için “çift yönlü bir kılıç” anlamına geliyor. Bilançonun (QT süreciyle) küçülmesi küresel dolar likiditesini daraltarak gelişmekte olan piyasalar (EM) üzerinde baskı yaratabilir; ancak bu sürecin düşük faizle desteklenmesi, getiri arayışındaki sermayeyi yeniden riskli varlıklara yönlendirebilir. Ayrıca, banka stres testlerinin ve regülasyonların gevşetilmesi önerisi, bankacılık sektörü için kredi verme kapasitesinin artması ve kârlılık marjlarının genişlemesi demektir.
Ancak, regülasyonların esnetilmesi ile bilanço küçültme operasyonunun eş zamanlı yürütülmesi, finansal sistemde yeni sistemik riskler yaratma potansiyeli de taşımaktadır. Miran ve Warsh ikilisinin bu “şahin bilanço, güvercin faiz” ajandası, Fed’in geleneksel müdahaleci rolünden daha pasif ama faiz odaklı bir yönetime evrileceğinin ilk somut işaretidir. Yatırımcılar için bu durum, önümüzdeki yıllarda “likidite bolluğu” yerine “düşük faiz ama dar bilanço” denklemine göre pozisyon almayı gerektirebilir.
