Türkiye’nin diplomasi trafiği hız kesmeden sürerken, Orta Doğu’yu sarmalayan bölgesel gerilime yönelik Ankara’dan son derece net mesajlar gelmeye devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı’nda gerçekleştirilen kritik temasların ardından kameraların karşısına geçen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgedeki çatışma sarmalının ve İsrail’in provokatif hamlelerinin ulaştığı tehlikeli duruma dikkat çekerek, Türkiye’nin çatışmalar karşısındaki kesin duruşunu ortaya koydu.
Kim Ne Zaman Bir Araya Geldi? Ankara’da Önemli Zirve
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile bakanlık binasında bir görüşme gerçekleştirdi. İkili temasların ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, Orta Doğu’daki krizin temeline inilmesi gerektiğini ve asıl sorunların artık görmezden gelinemeyeceğini vurguladı.
İsrail’in dış müdahaleler vasıtasıyla kendi jeopolitik çıkarlarını bölgeye dikte etmesine sessiz kalmayacaklarını belirten Fidan, şu ifadeleri kullandı:
“Çok uzun süredir (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin yayılmacı politikalarının ve fundementalist ideolojisinin bölgemizde neden olduğu kaosa ısrarla dikkat çekmekteyiz. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yummamız mümkün değildir.”
Neden? Gazze’de Büyüyen Kriz ve Mescid-i Aksa Provokasyonu
Fidan, Netanyahu yönetiminin Gazze şeridindeki ateşkes ihlallerini sürdürmesiyle sahadaki insani yıkımın her geçen gün daha da ağırlaştığına dikkat çekti. Bölge halkının barınma başta olmak üzere tüm temel ihtiyaçlarının karşılanması ve insani yardım koridorlarının kesintisiz şekilde açık tutulmasının acil bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.
İsrail’in, iki devletli çözümü tamamen ortadan kaldırmak amacıyla Batı Şeria’da yeni bir oldu bitti yaratma çabası içinde olduğuna işaret eden Fidan, Mescid-i Aksa ile ilgili de sert uyarılarda bulunarak tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatması bölgemizde yeni bir infiali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir.”
Lübnan’daki Durum ve Uluslararası Topluma Çağrı
Bölgesel değerlendirmesinde Lübnan’ı da unutmayan Bakan Fidan, İsrail’in bu ülkeyi de kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa ve devasa bir insani felakete sürükleme niyetinde olduğunu ifade etti. Uluslararası camianın ataletine de değinen Fidan, “Netanyahu’nun Hizbullah ile mücadele bahanesiyle yeni bir soykırıma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
Nasıl Bir Karşılık Verilecek? Türkiye’nin Bölgesel Stratejisi
| Bölge / Odak Noktası | Fidan’ın Vurguladığı Temel Gelişmeler |
|---|---|
| Gazze ve Batı Şeria | Ateşkes ihlalleri, derinleşen insani kriz ve iki devletli çözümü baltalayan eylemler |
| Mescid-i Aksa | Kutsal mekanların ibadete kapatılması ve bölgesel infial tehlikesi |
| Lübnan | Hizbullah ile mücadele bahanesi altında yaratılmak istenen kalıcı istikrarsızlık ve soykırım riski |
ABD-İsrail güçlerinin İran’a yönelik saldırıları ve ardından İran’ın gerçekleştirdiği misillemelerin yarattığı bölgesel tabloyu da Türkiye penceresinden değerlendiren Fidan, ülkesinin bu çatışmalar karşısındaki pozisyonunu kesin bir dille özetledi:
“Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye, bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir, bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız. Provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut.”
Türkiye’nin tutumunu güçlendiren stratejik unsurlar ise şu şekilde sıralandı:
- Türkiye’nin sahip olduğu askeri kabiliyet ve caydırıcılık düzeyi son derece yüksektir.
- Mevcut gücün nerede ve ne zaman kullanılacağı stratejik ve hikmetli bir akılla değerlendirilmektedir.
- Bölgeyi saran bu savaş sarmalında, her şeyden önce diplomasinin derhal ve etkili bir şekilde işletilmesi şarttır.

