ABD’li otomotiv devi, Çinli rakibi Geely ile Avrupa fabrikalarında üretim ve otonom sürüş teknolojileri üzerine stratejik görüşmeler yürütüyor.
Küresel otomotiv endüstrisinde rekabet kızışırken, ABD’li Ford Motor Company ve Çinli otomotiv grubu Geely arasında dikkat çekici bir iş birliği ihtimali doğdu. Edinilen bilgilere göre iki şirket, Geely’nin Avrupa pazarı için Ford’un Avrupa’daki mevcut fabrikalarını kullanarak araç üretmesi konusunda ileri düzeyde görüşmeler yürütüyor. Tarafların ayrıca otonom sürüş teknolojileri üzerinde de fikir alışverişinde bulunduğu belirtiliyor.
Reuters’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, Avrupa’daki üretim konusundaki müzakereler oldukça ileri bir aşamada ve aylardır devam ediyor. Bu gelişme, Ford’un kısa bir süre önce Avrupa operasyonlarını yeniden yapılandırdığını duyurmasının ve bölge için küçük ve uygun fiyatlı elektrikli araçlar geliştirmek üzere Renault ile işbirliği yapacağını açıklamasının hemen ardından geldi.
Sektördeki geleneksel otomobil üreticileri, denizaşırı pazarlarda Çinli markaların yarattığı yoğun rekabet dalgasıyla mücadele etmeye çalışıyor. Geely’nin Ford’un Avrupa tesislerinde üretim yapması, şirketin Çin’den ithal edilen araçlara uygulanan Avrupa gümrük vergilerinden kaçınmasına olanak tanıyacak stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Ford CEO’su Jim Farley, son dönemde şirketin Çinli rakipleriyle arasındaki rekabet açığını kapatmaya odaklandığını ve bu hedefi gerçekleştirmek için daha fazla ortaklığa ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştı.
Finans Hattı Yorumu:
Ford ve Geely arasındaki bu potansiyel ortaklık, otomotiv dünyasında “rekabetçilikten iş birliğine” (coopetition) geçişin en net örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ford için bu hamle, Avrupa’daki atıl kapasiteyi değerlendirme ve maliyetleri optimize etme fırsatı sunarken, Geely için Avrupa Birliği’nin Çinli elektrikli araçlara uyguladığı gümrük duvarlarını aşmanın “altın anahtarı” niteliğinde.
Ford CEO’su Jim Farley’nin Çinli rakiplerin maliyet avantajı ve teknolojik hızı karşısında “ortaklık” vurgusu yapması, Batılı üreticilerin tek başlarına mücadele etmekte zorlandığının bir itirafı olarak da okunabilir. Eğer bu anlaşma gerçekleşirse, Ford tesislerinde üretilen Geely araçları, Avrupa pazarındaki fiyat rekabetini daha da kızıştıracaktır. Ayrıca otonom sürüş teknolojilerindeki iş birliği, Ford’un yazılım tarafında maliyetli Ar-Ge süreçlerini paylaşarak yükünü hafifletmek istediğini gösteriyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinin ve üretim üslerinin jeopolitik bariyerlere rağmen nasıl hibrit modellere evrildiğinin bir kanıtıdır.

