Maliyetleri düşürmek isteyen ABD’li otomotiv devi, Çinli rakibiyle iş birliği yollarını ararken Beyaz Saray danışmanından sert tepki geldi.
Elektrikli araç talebindeki küresel yavaşlama ve artan rekabet koşulları, otomotiv devlerini stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’li otomotiv devi Ford, hibrit modellerinde kullanmak üzere Çinli elektrikli araç ve batarya üreticisi BYD’den batarya satın almak için görüşmeler yürütüyor.
Konuya yakın kaynaklara dayandırılan bilgilere göre, iki şirket olası bir anlaşmanın işleyiş detaylarını tartışıyor. Değerlendirilen en güçlü seçeneklerden biri, Ford’un BYD üretimi bataryaları ABD dışındaki pazarlarda kullanması. Ford, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Birçok konuda çok sayıda şirketle görüşüyoruz” diyerek kapıyı açık bıraktı.
Bu potansiyel ortaklık girişimi, Washington’da siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Beyaz Saray ticaret danışmanı Peter Navarro, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Ford aynı anda bir Çinli rakibinin tedarik zincirini desteklemek ve kendini aynı tedarik zinciri şantajına karşı daha savunmasız hale getirmek mi istiyor? Burada ne ters gidebilir ki?” ifadeleriyle hamleyi eleştirdi.
Anlaşmanın gerçekleşmesi durumunda Ford, Çin’in en büyük üreticilerinden birinden daha düşük maliyetli bataryalara ve gelişmiş teknolojiye erişim imkanı bulacak. Bu gelişme, Kuzey Amerikalı üreticilerin Çinli rakiplerle fiyat rekabetinde zorlandığı, vergi teşviklerini kaybettiği ve yüksek maliyetli tam elektrikli araç planlarını yavaşlatarak hibrit modellere yöneldiği bir döneme denk geliyor.
Finans Hattı Yorumu:
Ford’un BYD ile masaya oturması, otomotiv endüstrisinde “ekonomik gerçeklerin” “siyasi ideallere” baskın çıktığı bir dönemeçte olduğumuzu gösteriyor. Ford’un bu hamlesi, “Bükemediğin bileği öp” stratejisinin ticari bir yansımasıdır. Çinli üreticiler, özellikle batarya teknolojisi ve maliyet yönetiminde o kadar ileri gittiler ki, Batılı rakiplerin kârlı bir şekilde hibrit araç üretebilmesi için bu tedarik zincirine entegre olmaları neredeyse zorunlu hale geldi.
Ancak Peter Navarro’nun tepkisi, bu tür anlaşmaların önündeki “jeopolitik risk primini” net bir şekilde ortaya koyuyor. Ford, bataryaları ABD dışında kullanarak gümrük vergilerinden ve siyasi baskıdan kaçınmaya çalışsa da, teknolojik bağımlılığın artması uzun vadede Washington için kabul edilemez bir risk olarak görülebilir. Bu görüşme, aynı zamanda otomotiv devlerinin “tamamen elektrikli” vizyonundan saparak, nakit akışını sağlayan hibrit modellere can simidi gibi sarıldığının en somut kanıtıdır.
