Hisse senetleri Temmuz’dan bu yana en güçlü girişini yaşarken, Çin dışındaki piyasalara rekor ilgi dikkat çekti. Fed’in faiz indirimi beklentileri akışları hızlandırdı.
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre, küresel yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahı Ekim ayında belirgin bir şekilde arttı. Yerleşik olmayan yatırımcılar, ay boyunca gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve borçlanma kağıdı portföylerine net 26,9 milyar dolar ekledi.
Bu rakam, Eylül ayındaki 21,1 milyar dolarlık girişin üzerine çıkarak ivmenin arttığını gösterirken, bir önceki yılın aynı döneminde yaşanan 5 milyar dolarlık net çıkışa kıyasla dramatik bir geri dönüşe işaret ediyor.
Akışların kompozisyonundaki değişim ise oldukça çarpıcıydı. Gelişmekte olan piyasa hisse senetlerine toplam 12,9 milyar dolarlık net giriş yapıldı; bu, Temmuz ayından bu yana görülen en yüksek seviye oldu. Özellikle Çin dışındaki hisse senedi piyasalarına giden 9,4 milyar dolarlık fon akışı, Aralık 2023’ten bu yana en güçlü rakam olarak kayıtlara geçti. Buna karşılık, gelişmekte olan piyasa borçlanma kağıtlarına olan 14,4 milyar dolarlık giriş ise Nisan’dan bu yana en zayıf seviyede kaldı.
IIF’den kıdemli ekonomist Jonathan Fortun, raporda “Ekim ayındaki en çarpıcı değişim gelişmekte olan piyasa hisse senedi tahsislerinin toparlanmasıydı” yorumunu yaptı. Bölgesel dağılımın da iyileştiğini belirten Fortun, yine de “manşet toparlanmanın arkasında, temel fay hatları görünür olmaya devam ediyor” uyarısında bulundu.
Çin’e yönelik net fon akışı ise Ekim ayında neredeyse sıfırlandı. Ülkenin hisse senedi piyasalarına giren 3,5 milyar dolar, borçlanma senetlerinden çıkan 3 milyar doları ancak dengeleyebildi. Verilere göre, Ekim sonlarında ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) art arda ikinci bir faiz indirimi gelebileceği beklentilerinin güçlenmesi, fon akışlarını hızlandıran ana etken oldu.
Finans Hattı Yorumu:
Ekim ayı verileri, küresel yatırımcı davranışında önemli bir değişimin sinyalini veriyor: Risk iştahı geri döndü ve yatırımcılar artık daha seçici. 26,9 milyar dolarlık manşet rakamı pozitif olsa da, asıl hikaye paranın nereye gittiğinde gizli. Fonların, daha güvenli liman olarak görülen borçlanma senetlerinden, daha yüksek büyüme potansiyeli sunan hisse senetlerine kayması, piyasalardaki iyimserliğin ve risk alma isteğinin arttığının en net göstergesi.
Ancak daha da kritik olan trend, “Çin’den ayrışma” (decoupling). Yabancı yatırımcının Çin’i büyük ölçüde pas geçerek, parasını diğer Asya, Latin Amerika ve Avrupa’daki gelişen piyasalara yönlendirmesi, son yılların en önemli stratejik değişimlerinden biri. Çin ekonomisindeki yavaşlama, jeopolitik gerilimler ve regülasyon belirsizlikleri, yatırımcıları portföylerini çeşitlendirmeye itiyor. Bu durum, Türkiye gibi Çin’e alternatif arayan fonlar için yeni fırsat pencereleri açabilir.
Fed’in faiz indirimi beklentilerinin bu akışları tetiklemesi ise sürpriz değil. Daha düşük ABD faizleri ve zayıf bir dolar, yatırımcıları daha yüksek getiri arayışıyla gelişen piyasalara yönlendirir. Ancak IIF ekonomistinin uyarısı önemli: Bu iyimserliğin arkasında hala kırılganlıklar var. Küresel büyüme endişeleri ve jeopolitik riskler devam ettiği sürece, bu fon akışlarının kalıcılığı her zaman sorgulanacaktır. Yine de Ekim ayı, risk iştahının geri döndüğü ve oyunun kurallarının yeniden yazıldığı bir ay olarak kayıtlara geçti.

