İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada önemli bir gelişme yaşandı. Duruşma savcısı, celse arasında dosyaya sunduğu esas hakkındaki mütalaasında, sanık Ayşe Barım hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.
“Sistemli ve Planlı Organizasyon” Vurgusu
Savcılık makamının hazırladığı mütalaada, Gezi Parkı eylemlerinin spontane bir halk hareketi olmadığı, aksine bir organizasyon dahilinde sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü savunuldu. Sanık Barım’ın, toplumda sempati duyulan ve kitleleri peşinden sürükleme potansiyeli yüksek oyuncular adına hem sahada hem de sosyal medyada irade gösterdiği belirtildi. İddia makamı, Barım’ın planlama, organizasyon ve yönlendirme faaliyetlerinde aktif rol aldığını ifade etti.
Mütalaada, eylemlerin görünürde demokratik hak arayışı ve masum protestolar şeklinde sunulmasına rağmen, asıl amacın yurt genelinde kaos ve kargaşa ortamı oluşturarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak olduğu kaydedildi.
HTS Kayıtları ve İrtibat Trafiği
Dosyada yer alan tespitlere göre, Ayşe Barım’ın eylemlerin hazırlık ve başlangıç sürecinde Gezi Parkı davasının ana aktörleriyle sık sık ve sistemli olarak iletişim kurduğu belirlendi. Daha öncesine ait herhangi bir iletişim kaydı bulunmamasına rağmen, ilk kez bu süreçte yapılan görüşmelerin “hayatın olağan akışı içerisinde tesadüfi görüşmeler” olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
İddianamede ve mütalaada yer alan HTS (İletişim) kayıtlarına göre Barım’ın irtibat trafiği şu şekilde sıralandı:
| İsim | Görüşme Sayısı | Notlar |
|---|---|---|
| Osman Kavala | 39 Kez | Hükümlü |
| Çiğdem Mater | 14 Kez | Hükümlü |
| Memet Ali Alabora | 3 Kez | Firari Sanık (İlk irtibat 30 Mayıs 2013, son irtibat 19 Haziran 2013) |
Barım’ın, firari sanık Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile doğrudan irtibatlı olduğu, süreçte danışılan ve onayı alınan kişi konumunda bulunduğu mütalaada aktarıldı.
Sanatçılar Üzerinden Yönlendirme İddiası
Mütalaada, Barım’ın sahibi olduğu ID İletişim Danışmanlık AŞ’ye bağlı sanatçılarla birlikte sosyal medya platformu X üzerinden organize hareket ettiği belirtildi. Özellikle “occupyturkey” ve “DirenGeziParkı” etiketlerinin sistemsel olarak paylaşıldığına dikkat çekildi. Barım’ın sanatçılar camiası adına aktif rol üstlenerek, kendisine bağlı oyuncuları Gezi Parkı’na yönlendirdiği, bu kişilerden bazılarının bildiri okuduğu ve sanığın süreci destekleyerek yayılmasını sağladığı ifade edildi.
Savcılık, sanatçıların ifadelerinde “kendi iradeleriyle katıldıklarını” beyan etmelerine rağmen, eylemlerin başladığı dönemde sanıkla olan yoğun irtibatlarının hayatın olağan akışına uygun olmadığını savundu.
Terör Örgütlerine Zemin Hazırlama Suçlaması
Esas hakkındaki mütalaada Barım’ın eylemlerinin sonuçlarına dair şu çarpıcı değerlendirmelere yer verildi:
- Şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla eylem çağrıları yaparak şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırladığı,
- Kendisine bağlı oyuncuları etkin bir şekilde sahaya yönlendirerek koordinasyon sağladığı,
- Oluşan karmaşada PKK/KCK, DHKP-C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP gibi yasa dışı silahlı terör örgütleri ile marjinal gruplara uygun ortam sağladığı.
Bu faaliyetlerin, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2023 tarihli kararı da gözetilerek “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçunu oluşturduğu belirtildi.
İstenen Cezada Değişiklik
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 171 sayfalık iddianamede, tutuklu sanık Ayşe Barım hakkında “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme” suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezası istenmişti. Ancak savcının sunduğu son mütalaada suç vasfı konusundaki değerlendirme değişerek, Barım’ın doğrudan “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
