Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomi danışmanlarından Kevin Hassett, Federal Rezerv’in (Fed) bağımsızlığının ABD ekonomisi için “kritik” önemde olduğunu vurguladı.
Hassett, Fed’in para politikası kararlarını siyasi baskılardan arınmış bir şekilde almasının, hem kurumun güvenilirliği hem de enflasyonla mücadeledeki etkinliği açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Küresel ekonominin yüksek enflasyon ve olası resesyon riskleriyle boğuştuğu bir dönemde, merkez bankalarının para politikası araçlarını siyasi müdahalelerden bağımsız bir şekilde kullanabilmeleri, piyasalarda güvenin tesis edilmesi için temel bir şart olarak görülüyor. Hassett’in bu açıklamaları, özellikle geçmişte Fed’in kararlarına yönelik siyasi eleştirilerin ve baskıların olduğu düşünüldüğünde, daha da anlam kazanıyor.
Hassett’in Vurguladığı Bağımsızlığın Temelleri
Kevin Hassett, yaptığı değerlendirmede Fed’in bağımsızlığının çeşitli katmanlarda kritik rol oynadığını detaylandırdı:
- Güvenilirlik ve Piyasa Beklentileri: Fed’in siyasetten bağımsız karar alması, yatırımcıların ve piyasaların uzun vadeli beklentilerini şekillendirmesinde hayati önem taşır. Bağımsızlık, alınan kararların objektif ve ekonomik verilere dayalı olduğu algısını güçlendirir, bu da piyasalardaki oynaklığı azaltır.
- Enflasyonla Mücadele Etkinliği: Merkez bankalarının birincil görevlerinden biri fiyat istikrarını sağlamaktır. Siyasi müdahale riski olmadan, Fed’in enflasyonla mücadele için gerekli faiz artırımları veya diğer sıkılaştırma politikalarını uygulayabilmesi, ekonominin uzun vadeli sağlığı için elzemdir. Kısa vadeli siyasi çıkarlar, genellikle uzun vadeli enflasyon hedefleriyle çelişebilir.
- Kurumsal Bütünlük ve Liyakat: Bağımsız bir Fed, kararlarını siyasi sadakat yerine ekonomik liyakat ve uzmanlık temelinde alabilir. Bu durum, kurumun saygınlığını ve uzman kadrosunun motivasyonunu artırır.
Geçmişten Günümüze Fed ve Siyasi Baskılar
ABD’de Fed’in bağımsızlığı, zaman zaman siyasi çevrelerden gelen eleştirilerle sınanmıştır. Özellikle başkanlık dönemlerinde, para politikası kararlarının ekonomik büyümeyi veya işsizliği etkileme potansiyeli nedeniyle siyasetçiler, Fed üzerinde baskı kurmaya çalışmışlardır. Trump yönetimi döneminde de dönemin Fed Başkanı Jerome Powell’a yönelik faiz politikaları nedeniyle sert eleştiriler yöneltilmişti. Hassett’in o dönemde de danışmanlık yapmış olması, bu konudaki hassasiyetini artırmaktadır.
Bugün ise Fed, yüksek enflasyonu hedefine indirmek için agresif faiz artırımlarına devam ederken, bu süreçte ekonominin “yumuşak iniş” yapıp yapmayacağı tartışmaları sürerken, Fed’in alacağı kararların siyasi etki altında kalmaması, atılacak adımların etkinliği ve öngörülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Kevin Hassett’in bu açıklamaları, sadece ABD için değil, küresel çapta merkez bankası bağımsızlığı tartışmalarına da ışık tutmaktadır. Ekonomik istikrarın sağlanmasında kilit rol oynayan merkez bankalarının siyasi müdahalelerden korunması, uluslararası finans çevrelerinde de ortak bir beklentidir.
