Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik gerilimler nedeniyle küresel hazır giyim sektöründe dengeler derinden sarsılıyor. Enerji krizi Asya’nın dev üretim üslerini faaliyetlerini durdurma noktasına getirirken, stratejik lokasyonu Türkiye’ye dünya genelindeki alıcılar için “güvenli liman” olma şansı sunuyor. İhracat taleplerindeki bu potansiyel artışın özellikle Aralık 2026–Şubat 2027 dönemindeki yaz sezonu sevkiyatlarında etkisini göstermesi bekleniyor. Ancak son üç yıldır yüksek maliyetler ve pazar kaybıyla boğuşan Türk hazır giyim sektörünün bu talebi karşılayabilmesi için hazırlıklı olması şart görülüyor. Sektör temsilcileri, üretim ve ihracat odaklı teşviklerin hayata geçirilmemesi durumunda bu fırsatın değerlendirilemeyeceği uyarısında bulunuyor.
Asya Üretim Merkezlerinde Enerji ve Lojistik Krizi
Küresel enerji trafiğinin merkezi olan Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık, ham petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıyarak Asya’daki üretim merkezlerinde bir domino etkisi yarattı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından hazırlanan “Hürmüz Boğazı Krizinin Türkiye Hazır Giyim Sektörüne ve Asya Hazır Giyim Tedarik Zincirine Etkisi” başlıklı rapor, bölgedeki vahim tabloyu gözler önüne seriyor. Rapora göre birçok ülke enerji tasarrufu için olağanüstü önlemler alıyor.
Sri Lanka’da haftalık çalışma düzeni dört güne indirilirken, araçlar için yakıt kotası uygulanıyor. Gemilerin Ümit Burnu’na yönlendirilmesi ise teslimat sürelerine 10–14 gün eklerken, navlun maliyetlerini yaklaşık yüzde 15 artırıyor. Vietnam’da petrol stoklarının 20 günün altına düştüğü ve uzaktan çalışmanın teşvik edildiği bildiriliyor. Bangladeş’te sanayi genelinde yakıt kısıtlamaları uygulanırken, Güney Kore’de bazı tekstil fabrikaları kapasitelerini yüzde 20–30 seviyelerine kadar düşürmüş durumda. Çin’de ise lojistik rotaların bozulması nedeniyle sevkiyatlar alternatif yollara kaydırılıyor.
Krizin Küresel Tedarik Zincirine Etkileri
Aşağıdaki tablo, Hürmüz Boğazı merkezli krizin rakip üretim merkezleri ve lojistik süreçler üzerindeki etkilerini özetlemektedir:
| Kriter | Etki ve Durum |
|---|---|
| Lojistik Gecikme | Teslimat sürelerinde 10–14 günlük artış |
| Navlun Maliyeti | Yaklaşık yüzde 15 oranında yükseliş |
| Üretim Kapasitesi | Güney Kore’de yüzde 20–30’a varan düşüşler |
| Yakıt Stokları | Vietnam’da stok seviyeleri 20 günün altında |
Türkiye İçin “Güvenli Liman” Olma Şansı
TGSD Başkanı Toygar Narbay, Türkiye’nin yeniden bir üretim üssü haline gelmesinin atılacak adımlara bağlı olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin yeniden üretim üssü olmasını bizim alacağımız aksiyonlar belirleyecek. Fırsat penceresinin ne kadar açık kalacağı belli değil.” Narbay, hazırladıkları raporu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’na sunduklarını da sözlerine ekledi.
Sektör halihazırda ciddi maliyet baskısı altında bulunuyor. 2022-2025 döneminde dolar bazlı maliyetleri yüzde 26 artan ihracatçı, 2026’nın ilk çeyreğinde yapılan yüzde 28’lik ücret artışı ve baskılanan kur nedeniyle 14 puanlık ek bir yükle karşılaştı. Ayrıca poliamid ve polyester gibi ham maddelerde yüzde 40’ı aşan fiyat artışları yaşanıyor. Raporda, “Savaşın etkisi yalnızca Türkiye’nin aleyhine çalışan bir maliyet baskısı olarak okunmamalı. Aynı kriz, Türkiye’nin rakip üretim üsleri üzerinde de ciddi baskı oluşturuyor” değerlendirmesine yer veriliyor.
TGSD’den Çözüm İçin Yol Haritası ve Destek Talepleri
Toygar Narbay, jeopolitik şokun Türkiye için kendiliğinden bir avantaja dönüşmeyeceğini, bunun için kamu-özel sektör iş birliğinin gerektiğini belirtti. Sektörün rekabetçiliğini koruması için 15 maddelik bir düzenleme paketi öneriliyor. Narbay, “Sanayicimiz, kendi yaratmadığı sorunu tek başına çözemez. Sektörün rekabetçiliğini artıracak yapısal çerçeveyi oluşturan 15 maddelik düzenleme bütününün en az üç yıl süreyle eş zamanlı olarak uygulanması, 2028–2034 dönemi dönüşümü için sağlam bir zemin oluşturacak” dedi.
Önerilen temel destek mekanizmaları şunlardır:
- Döviz Dönüşüm Desteği: Net ihracatçılara acil olarak yüzde 10 döviz dönüşüm desteği sağlanması.
- İş Gücü Desteği: Çalışan başına bölgesel duruma göre 3.500 ile 6.000 TL arasında destek verilmesi.
- Kredi Düzenlemeleri: Reeskont kredilerinin politika faizinin yarısı seviyesine çekilmesi ve faiz tahsilatının dönem sonunda yapılması.
- Yapısal Önlemler: Eximbank teminatları için KGF desteği, ham madde ithalatındaki yüklerin azaltılması ve Dahilde İşleme Rejimi (DİR) süreçlerinin kolaylaştırılması.
Küresel alıcıların belirsizlik zamanlarında hızlı termin ve esnek üretim kabiliyetine sahip Türkiye gibi yakın tedarik noktalarına yönelebileceği belirtilen raporda, bu fırsatın değerlendirilmesi için üretimi önceleyen bir ekonomi politikasına ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor. Aksi takdirde rakiplerdeki bozulmaya rağmen Türkiye’nin bu süreci değerlendiremeden kapatabileceği uyarısı yineleniyor.












