Çin’in ardından küresel çapta en büyük ikinci gaz ithalatçısı konumunda bulunan Hindistan, Orta Doğu’daki çatışmaların faturasını ağır ödüyor. 28 Şubat tarihinde ivme kazanan ABD ve İsrail saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini fiilen durdurarak ülkeyi devasa bir enerji darboğazına itti. Tedarik edilen LPG’nin yüzde 90’ının bu kritik rotadan geçmesi ve onlarca Hint gemisi ile tankerinin bölgede mahsur kalması, ülke genelinde büyük bir paniği tetikledi.
Ne Oldu ve Neden Kaynaklandı?
Geçtiğimiz yıl toplam 33,15 milyon ton LPG tüketimi gerçekleştiren ve ithal gazının yüzde 90’ını Orta Doğu’dan sağlayan ülkede, tedarik zincirinin kopmasıyla halk panik alımlarına yöneldi. Benzin bitecek söylentileri akaryakıt istasyonlarında devasa kuyruklar oluştururken, tüp gaz bulamayan vatandaşların oluşturduğu uzun sıralar sokaklara taştı. Yerel basının bildirdiğine göre, gaz bulamayan halkın talebi doğrultusunda birçok eyalette odun, bazı eyaletlerde ise gübre satışlarında dikkat çekici bir artış kaydedildi.
ABD gibi alternatif pazarlardan yapılacak sevkiyatların haftalar sürecek olması ve maliyetlerin katlanması, Hindistan hükümetini acil yerel önlemler almaya zorladı. Pazar günü bakanlarıyla bir araya gelen Hindistan Başbakanı Narendra Modi, petrol, gaz ve gübre akışını güvence altına almak için bir kriz toplantısı düzenledi.
Modi, pazartesi günü parlamentoda yaptığı konuşmada hükümetin duruşunu şu sözlerle ifade etti:
“Hükümetimiz, benzin, dizel ve gaz tedarikinin aşırı derecede kesintiye uğramasını engellemek ve ailelerin mümkün olduğunca az sıkıntı yaşadığından emin olmak için çaba gösteriyor.”
Kimler ve Neresi Etkilendi?
Onlarca yıldır eşi benzeri görülmemiş bu gaz krizinde, hükümet hanelerin ihtiyacını karşılayabilmek adına sanayi sektörünün gazını kesti. Eğitim kurumları ve hastanelere öncelik verilirken, rafinerilere ev tipi LPG üretimini maksimum seviyeye çıkarma emri verildi. Bu strateji sanayi üretimini durma noktasına getirirken, hizmet sektörünü adeta çökertti.
Ülkenin finans merkezi sayılan Mumbai‘deki otel ve restoranların yaklaşık beşte biri ya kepenk indirdi ya da operasyonlarını kısıtladı. Birçok mekan, menülerinden uzun süre pişirilmesi gereken yemekleri çıkarmak zorunda kaldı. Yaklaşık 500 bin restoranın temsilcisi konumundaki Hindistan Ulusal Restoranlar Birliği‘nden Manpreet Singh, basına yaptığı açıklamada tehlikenin boyutunu, “Restoranlardaki durum çok vahim. Mutfak gazı bulunamıyor” sözleriyle vurguladı.
Krizin insani boyutu da ağır oldu. Belgaum şehrinde, günlerce kapalı kalan otelinin biriktirdiği borçlar ve yarattığı ekonomik strese dayanamayan Rama Halluri isimli bir otel sahibi intihar etti.
Bölgelere ve Sektörlere Göre Krizin Etkileri
| Bölge / Sektör | Etki Durumu ve Alınan Kararlar |
|---|---|
| Mumbai (Restoran ve Oteller) | İşletmelerin yaklaşık beşte biri kapandı veya faaliyet sınırlandırdı. |
| Morbi, Gujarat (Seramik Sektörü) | Dünyanın ikinci en büyük seramik merkezindeki yüzlerce fabrika faaliyetlerini en az 3 hafta askıya aldı. |
| Ülke Geneli (Eğitim ve Hastaneler) | Kısıtlı gaz arzında hanelerle birlikte doğrudan öncelik sağlandı. |
Nasıl Bir Çözüm Bulundu?
Sokak yemeklerinin fiyatlarındaki ani artış ve tüplerin karaborsaya düşmesi, karın tokluğuna çalışan milyonlarca yoksul vatandaşı derinden sarstı. Sadece Hindistan değil; Pakistan, Bangladeş, Nepal ve Sri Lanka‘nın da bu darboğazdan etkilenmesi, enerji talebi yüksek olan bölgenin jeopolitik şoklara karşı ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
Acil çözüm ise yıllar sonra gelen bir dış politika hamlesiyle arandı. ABD’nin İran menşeli petrol ve rafine yakıtlarına uyguladığı yaptırımları geçici olarak gevşetmesiyle, Hindistan kritik bir adım attı.
- Yaptırımlar sebebiyle 2019 yılında enerji alımını tamamen durduran Hindistan, yıllar sonra ilk kez İran‘dan LPG ithal etti.
- İran menşeli LPG’yi taşıyan Aurora adlı tankerin, kısa bir süre içerisinde Hindistan’ın batı kıyısında yer alan Mangalore limanına ulaşması bekleniyor.
