TÜİK verilerine göre Ekim ayında ihracat birim değer endeksi %9,6 artış kaydederken, miktar endeksinde %7,0’lık sert bir düşüş yaşandı; ithalatta ise hem fiyat hem miktar arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Ekim ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı. Açıklanan veriler, ihracat gelirlerindeki artışın miktar büyümesinden ziyade fiyat artışlarından kaynaklandığını net bir şekilde ortaya koydu.
Ekim ayında ihracat birim değer endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre %9,6 artış gösterdi. Özellikle imalat sanayindeki %10,5’lik ve gıda, içecek ve tütün grubundaki %10,2’lik birim değer artışları dikkat çekti. Buna karşılık, ihracat miktar endeksi %7,0 oranında azaldı. Miktar bazındaki bu daralmada yakıtlar grubundaki %19,7’lik ve gıda grubundaki %13,1’lik düşüşler etkili oldu.
İthalat tarafında ise tablo farklı şekillendi. İthalat birim değer endeksi %3,7 artarken, ithalat miktar endeksi de %3,3 oranında yükseliş kaydetti. Yani Türkiye, dışarıdan hem daha pahalı hem de daha fazla miktarda mal aldı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, bir önceki aya kıyasla ihracat miktar endeksi %1,5 azalırken, ithalat miktar endeksi %6,1 oranında artış gösterdi. İhracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre daha hızlı artması sonucunda, dış ticaret haddi geçen yılın aynı ayındaki 86,2 seviyesinden 91,2’ye yükseldi.
Finans Hattı Yorumu:
TÜİK’in açıkladığı Ekim ayı dış ticaret endeksleri, ihracat performansının “fiyat etkisiyle” ayakta kaldığını, ancak “hacim kaybettiğini” gösteriyor. İhracat birim değerindeki %9,6’lık artış, Türk ürünlerinin küresel pazarlarda daha yüksek fiyata satıldığını gösterse de, miktar endeksindeki %7,0’lık sert düşüş, rekabet gücünde bir erozyon yaşandığına veya küresel talepteki yavaşlamanın sipariş adetlerini vurduğuna işaret ediyor. İmalat sanayinde fiyatların %10,5 artarken miktarın %4,8 düşmesi, maliyet baskılarının fiyatlara yansıtıldığını ancak bunun pazar payı kaybına yol açmış olabileceğini düşündürüyor.
Diğer yandan ithalat tarafında hem fiyatın hem de miktarın artması, iç talebin ve ara malı ihtiyacının hala canlı olduğunu gösteriyor. Dış ticaret haddinin 91,2’ye yükselmesi (ülkenin sattığı malın fiyatının aldığı malın fiyatına göre artması) teorik olarak pozitif bir gelişmedir ve “refah artırıcı” bir etki olarak yorumlanır. Ancak bu iyileşmenin, ihracat hacmindeki düşüş pahasına gerçekleşmesi sürdürülebilirlik açısından risk barındırıyor. Türkiye, daha az mal satıp daha çok kazanıyor gibi görünse de, miktar bazındaki kayıpların kalıcı pazar kaybına dönüşmemesi kritik önem taşıyor.

