İş Dünyasının Güveni Küresel Yavaşlamaya Meydan Okudu, Pazarlardaki Dayanıklılık Arttı
Türkiye ihracatının nabzını tutan önemli öncü göstergelerden biri olan İhracat Talep Endeksi, temmuz ayında kritik eşik değer olan 100’ün üzerine çıkarak küresel pazarlardaki yavaşlama endişelerine rağmen olumlu bir sinyal verdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, ihracatçıların en büyük pazarlarındaki talep koşulları, özellikle iş dünyası güvenindeki artışın etkisiyle güçlendi.
TİM’in açıklamasına göre, İhracat Talep Endeksi, temmuz ayında bir önceki aya göre %0,3 ve geçen yılın aynı ayına göre %0,6 artışla 100,2 seviyesine yükseldi. Bu rakam, endeksin uzun dönem ortalamasının üzerine çıktığını ve ihracat pazarlarındaki talebin toparlanma eğilimine girdiğini gösteriyor.
Raporda, ihracat pazarlarındaki işsizlik, enflasyon ve sanayi üretimi gibi göstergelerdeki zayıflamaya rağmen, özellikle iş dünyası güvenindeki (business confidence) toparlanmanın talep endeksini pozitif bölgeye taşıyan ana faktör olduğu vurgulandı.
Pazar Dayanıklılığı da Güçlendi
İhracat pazarlarının siyasi ve ekonomik şoklara karşı direncini ölçen Pazar Dayanıklılık Endeksi de olumlu bir tablo çizdi. Endeks, temmuz ayında aylık %0,4 ve yıllık %1,3 artışla 101,1 seviyesine ulaştı. Küresel jeopolitik risklerdeki kısmi gerileme ve talep endeksindeki toparlanmanın, Türkiye’nin ihraç pazarlarındaki genel dayanıklılığı artırdığı belirtildi.
Finans Hattı Yorum:
TİM’in açıkladığı temmuz ayı endeksleri, küresel ekonomideki karmaşık tabloya rağmen Türk ihracatçısı için temkinli bir iyimserlik vadediyor. Bu verilerin ardındaki dinamikleri doğru okumak, önümüzdeki döneme dair beklentileri şekillendirmek açısından kritik önem taşıyor.
1. İş Dünyası Güveni, Tüketici Güveninden Ayrıştı: Raporun en çarpıcı detayı, ihracat pazarlarındaki tüketici güveni zayıflarken, iş dünyası güveninin artmasıdır. Bu, iki şekilde yorumlanabilir:
* İyimser Senaryo: Şirketler, mevcut yavaşlamanın geçici olduğunu ve merkez bankalarının faiz indirimleriyle birlikte talebin yılın son çeyreğinde veya 2026 başında toparlanacağını öngörerek bugünden sipariş vermeye veya stoklarını yenilemeye başlamış olabilir. Bu, talebin “dipten döndüğüne” dair bir öncü sinyal olabilir.
* Temkinli Senaryo: Şirketler, düşen navlun maliyetleri ve tedarik zincirlerindeki normalleşmeden faydalanarak üretim planlarını öne çekiyor olabilir, ancak bu durum henüz nihai tüketiciye yansımamış olabilir.
2. Dayanıklılık Artışı Önemli Bir Güvence: Pazar Dayanıklılık Endeksi’nin yükselmesi, Türkiye’nin ana ihracat pazarlarının jeopolitik gerginlikler ve ekonomik şoklar karşısında eskisine göre daha dirençli hale geldiğini gösteriyor. Bu, ihracatçılar için öngörülebilirliği artıran ve riskleri azaltan olumlu bir gelişmedir.
3. Büyüme ve Sanayi Üretimi İçin Anlamı: İhracat, Türkiye ekonomisinin en önemli büyüme motorlarından biridir. İhracat talebindeki bu toparlanma, eğer önümüzdeki aylarda da devam ederse, Türkiye’nin sanayi üretimi ve üçüncü çeyrek büyüme rakamları üzerinde pozitif bir etki yaratabilir. Bu durum, Borsa İstanbul’da özellikle sanayi ve ihracat odaklı şirketlerin hisseleri için olumlu bir beklenti oluşturabilir.
4. Gözler Avrupa’da Olacak: Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’dan gelecek ekonomik veriler (özellikle Almanya IFO gibi öncü göstergeler), bu toparlanmanın kalıcı olup olmadığını teyit etmek açısından yakından izlenmelidir. İş dünyası güvenindeki artışın, reel sanayi üretimi ve perakende satış verilerine de yansıyıp yansımayacağı, bu olumlu havanın sürdürülebilirliği için belirleyici olacaktır.

